Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
 

Sosyal ve Ekonomik Çevre için Siyaset

Sosyal ve Ekonomik Çevre için Siyaset
 

Günümüz kaynaklı siyasetin tanımı, vizyon ve misyonu değişim sürecine katılmaktadır yada katılmıştır. Tanzimat sürecinden itibaren halkın yönetimine doğru hafiften kayması ardından günümüz itibari ile siyasete katılan çevrelerin çeşitli-birbirleri ile aralarında fark bulunan-ki eğitim düzeyi bu konuda daha ağır basıyor. 

Peki soru olarak ülkemizde bu siyasi katılımın ne tür faydaları vardır? 

Eski zamanlarda yönetilen halk daha çok ev derdinde, ekim olsun ticaret olsun zamanını ona ayırmakta idi. Yönetimin daha çok yüksek zümre ile adım etmesinden de kaynaklanıyor olması gerek ki yönetilen sınıfta yer almaktan başka şansları yoktu. Demokratik adımlarda halkın isteği elbette gözüküyordu. Hızla olmasa da bu süreçte halk; daha çok araştıran daha çok okuyan öğrenim gören sınıflara yer alıyordu. Yazılı bir kanun olmasa da zamanın bilgilisi daha girişken oluyordu. Siyaset sadece onlar için daha refah halk için çabalamak, bunlar için gaye edilmekteydi. 

Yakın zaman da olsun halkı temsil eden kişi meclise giriyor görüş ve düşüncelerini beyan ediyordu. Kendi bölgesinin derdini söylüyor kimi zaman bölgesine ayna tutuyor ve o bölgeye yatırımlarda kolaylık sağlıyordu. 

Sonuç olarak bu ülke adına güzel bir adım idi. Yönetilen bir sınıfında yönetici sınıfına geçişinin olanağı olduğu sevindirici. Peki bu ülke zamanla siyasetin diğer yüzünü yani madalyonun diğer tarafını mı gördü ki şimdi soracağım soru sözümü betimleyecek. 

Ülkemizde siyasi katılımın ilk çabası geçim derdi mi, bunun ülkeye ne tür faydaları vardır? 

Yakın zamanda; ülkemizde siyasi çevrelerin daha çok başka ekonomik sınıfı temsil ederken siyasete girişi, yani burada siyasi eğitimden ziyade kendi geçim eğitiminde ilerleyen kişilerin siyaseti yozlaştırdığı hakkında düşüncelere yönelebilir miyiz? Benim görüşüm burada son zamanlarda belediye, valilik koltuklarında gördüğüm kişilerin yöneticilik konusunda eğitim alınmadan, içgüdüsel yönetici(!)kavramına mı yönelim ki düşünülemez. 

Belli sermayesi olan çevrelerin siyasete girip daha fazla sermaye yaptığı ülkenin gazetelerinden tutun televizyonlarında görmek hiç şüphesiz zor olmayacak. 

Bu türlü bir girişimin hem siyaset kavramının tanımı, misyonunu ve vizyonunu değiştirdiği hem de halkın refahtan yoksun olması ekonomik çevrenin siyaseti yozlaştırdığı ve ülke adına faydasının düşünülemeyeceği tarafındayım. 

Sonuç olarak biz iyi siyasetçileri hep kara kitaplarda mı göreceğiz? Ya da sadece azınlık olan siyasetçiler ile mi yetineceğiz? Elbette ki hayır. Bu konuda sosyal çevrenin daha siyaset bilgiler ile donanımlı olduğu, halkın gündemi takip eden sınıf olması dileğiyle yazımı noktalıyorum. 

 
Toplam blog
: 18
: 878
Kayıt tarihi
: 17.11.10
 
 

Üniversite öğrencisi, medya ve iletişim, uluslararası ilişkiler ilgi alanımdır...