Kılıçdaroğlu "Biz arkadaşlarımızı satmayız" demiş! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
 

Kılıçdaroğlu "Biz arkadaşlarımızı satmayız" demiş!

Kılıçdaroğlu "Biz arkadaşlarımızı satmayız" demiş!
 

Geleneksel siyasetimiz ne kadar da "omurgasız"... 

Zamana ve mekana göre farklı farklı şeyler söyleyeceksin, farklı davranışlarda bulunacaksın... Sonra da her duruma göre bir mazeret uyduracaksın ve her halükarda kendine bir "efelik" çıkaracaksın. 

Atalarımız "Dilin kemiği yok" sözünü sanki bu siyasetçiler için söylemişler... 

Bundan yaklaşık bir yıl önce yani daha dün Baykal'ın önünde uslu ve itaatkar öğrenciler gibi el pençe divan duran Kılıçdaroğlu, Baykal'ın istifası üzerine genel başkanlık için adı dillendirildiğinde, o, panikle iki de bir kameraların karşısına geçiyor, "Bu kurultayda kesinlikle aday olmayacağım" açıklamasını yapıyordu. Baykal dönüş için havayı koklamaya çalıştığı o sıralarda meğer Kılıçdaroğlu, çaktırmadan gizli gizli Sav'la görüşüyormuş ve Baykal'ın kuyusunu kazıyormuş! 

Baykal'ı sattı! 

Bu şekilde genel başkan olmayı başarmıştı, ama "patron" Sav'dı. Çünkü parti örgütü onun elindeydi. Bu sefer ona itaat ediyordu, onun karşısında eğildikçe eğiliyordu. Ne zaman ki Kılıçdaroğlu kamuoyu rüzgarını arkasına aldı yani ayağını düz bastı, Sav'a öyle bir tekme yapıştırdı ki... Sav feleğini şaşırdı... 

Sav'ı sattı! 

Satışlarla da olsa bu gelişme herkesi umutlandırmıştı. Kılıçdaroğlu'yla beraber CHP de değişir, demokrasi çizgisine gelir ve iktidar alternatifi olur diyorduk... Bizim beklentilerimizi onaylar şekilde Kılıçdaroğlu da, "Yeni CHP" sloganıyla, "Halkçı partiyiz", "Halkın yanındayız" gibi söylemlerde bulunarak halkla kaynaştığı imajını vermişken, seçimlerde halktan beklediği ilgiyi göremeyince, "Halk Stockholm Sendromu'na yakalanmış" dedi... 

Halkı sattı! 

Milletvekili aday adayları belirlenecekti... Artık demokrat sandığımız "Yeni CHP", antidemokratlıkla suçlanan ve tutuklu yargılanmakta olan sanıklar Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'ı aday gösterdi. Kendisiyle o zaman yapılan bir söyleşide, hakimler tahliye kararı vermezse ne yapacaksınız sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Evet, çıkamayabilirler. Bunu daha önce Sabih Kanadoğlu da açıklamıştı. Sonuçta yargının kararına bağlı" cevabını vermişken, tahliye kararı verilmedi diye, "Bu yargı kararı halkın iradesine vurulan bir darbedir" dedi ve Meclis'e boykot uyguladı! Bununla da kalmayıp aynı durumdaki MHP'yi ima ederek, "Biz arkadaşlarımızı satmayız" açıklamasını yaptı... 

Ya yukarıda sattığınız arkadaşlarınız? 

Ha pardon! Onlar arkadaş değil, patronlardı... Ve patron satmak da sosyal demokratlığın şanındandır! 

("Efelik" için bir mazeret de ben üreteyim dedim.) 

Tabii ki aslında gerçek farklıydı.... 

Benim de aynı görüşte olduğum MHP'li Faruk Bal'ın sözleriyle şimdi de... 

11 milyon seçmenin iradesini sattı! 

Kılıçdaroğlu'nun dili demokrasi ve özgürlük dese de gönlünün Ergenekon'dan yana olduğu bir kez daha açık olarak anlaşıldı. Çelişkilerin ana nedeni de dilin başka gönlün başka olması... 

Not: Bu yazıyı yazarken bir taraftan da Haber Türk'de Fatih Altaylı'nın Kılıçdaroğlu ile yaptığı söyleşiyi dinliyordum. Kılıçdaroğlu çelişki üstüne çelişki yapıyordu ve Altaylı da bu çelişkileri yüzüne yüzüne vuruyordu. Kılıçdaroğlu'nun "paramız olmadığı için yeterli anket yapamadık" mazereti üzerine Altaylı'nın, bir izleyicinin "'Benim adım Kemal' partisine kaynak bulamıyorsa ülkeye nasıl bulacaktı?" mesajını okuması çok ilginç ve de çok komikti. 

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..