Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
 

Yargı siyasallaşmadı; medya ve siyaset yargısallaştı!

Yargı siyasallaşmadı; medya ve siyaset yargısallaştı!
 

Günlerdir medya ve siyaset hedefe yargıyı alarak top atışlarına devam ediyor. Adeta yargı abluka altına alınmış vaziyette. Teslim alındı, alınacak gibi... 

"Yargı siyasallaştı", "Tutuklu demokrasi!" peşin hükümleriyle yargı çoktan mahküm edildi bile. 

Peki üstüne vazife olmamasına rağmen, medya ve siyaset yargı görevine soyunurken, yargılama yaparken elinde sayfalar dolusu deliller, dosyalar mı var? Hangi kanunun hangi maddesini uyguladığı belli mi? Daha da önemlisi Anayasa'nın hangi maddesinden bu yetki ve görevi alıyorl? 

Oysa hukuk devletinde organların ve kurumların yetki ve görevleri Anayasa ve kanunlar ile belirlenmiştir. Buna göre yargı görevi yargınındır. Yargı bu görevi yaparken yazılı hukuk normlarıyla bağımlıdır, onları uygular. Hatta o kadar bağımlıdır ki, bir yargıçın hukuki bulmadığı bir kanun maddesini iptal için Anayasa Mahkemesi'ne muracaat hakkı ve yetkisi vardır ama o kanun maddesi iptal edilmediği sürece de onu uygulamakla yükümlüdür. 

Yargı, toplum düzeni için çok önemli olan adalet duygusunu zedelememek için de olabildiğince objektif olmak zorundadır. Toplumdaki ideolojik ve siyasi tartışmalardan etkilenmeden kararlarını vermelidir, verebilmelidir. 

Onun içindir ki; bir tutuklu sanığın salt milletvekili seçilmesi bir yargıcı hiç ilgilendirmez. Onu ilgilendiren, milletvekili olmanın tutuklamayı ortadan kaldırdığı şeklinde bir yasa maddesinin olup olmadığıdır. Bir de tutuklamanın yasal şartlarıyla ilgili vicdani kanaatlerinin değişip değişmediğidir. 

Eğer yasalar milletvekilini dokunulmaz yapmıyorsa ve yargıç da buna rağmen, milletvekili seçildi diye tutukluluğu kaldırıyorsa, işte o zaman olayın en basit tanımlamasıyla ayrımcılık yapılmış olur. 

Ben, çok yalın bir soru soracağım: Milletvekili seçilen tutuklu sanıklar tahliye edilselerdi, bugün kamuoyunda aynı şiddetle neyi tartışacaktık acaba? 

Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Engin Alan şanslı, torpilli vatandaşlar da, aynı durumdaki diğer onlarcası gariban vatandaşlar mı? Üçünün tahliyesiyle onlarcasının uğrayacakları duygusal travmayı düşünebiliyor musunuz? 

Mustafa Balbay'ın özgürlüğüne en fazla eski oda arkadaşı Tuncay Özkan kahredecekti! 

Bu, Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırı olmayacak mıydı? 

Yok efendim, Millet onları yasama görevi yapsınlar diye seçmişmiş! Yargı demokrasiyi tutukluyormuş! 

Ya bunlar yargıyı ilgilendirmez ki! Yargı gerektiğinde Millet'in seçtiği en büyük şahsiyet cumhurbaşkanı ve başbakanı da tutuklayabilir! 

Sapla saman neden birbirine karıştırılıyor ki? 

Aslında yargı demokrasiyi değil, siyaset yargıyı tutuklamaya kalkışmıştı... 

Sabih Kanadoğlu'nun uyarılarına rağmen, Sebahat Tuncel örneğinden yola çıkarak bazi partiler akıllarınca yargının elini kolunu bağlamak için bazı tutuklu sanıkları milletvekili adayı yapmışlardı. 

Tabii ki hüküm giyinceye kadar herkes masumdu ama; kendilerine suç isnadı yüklenmiş kişilerin masumiyetlerini ispat etmeleri de beklenmeliydi. 

Sonuç, tutuklu milletvekilleri olarak karşımıza çıktı. Bu tabloya sebep olanlar şimdi medyayı da arkalarına alarak yine yargıya saldırıyorlar. Hem suçlular hem de güçlüler! 

Milletvekili kaçar mıymış! Doğrudur, milletvekili kaçmaz... Lakin milletvekili, yeni edindiği avantajları da kullanarak pekala delillerin karartılmasını sağlayabilir. Yani milletvekili sifatı tutuklama sebeplerini ortadan kaldırmıyor ki. 

Hiç kimse "Milletin seçtiği ya da akladığı" edebiyatı yapmasın! Herkes biliyor ki birinci sıralara odun da koysanız kazanırdı. Bunun aksının ispatı o kişilerin bağımsız aday olmalarıydı. Nitekim bu şekilde bağımsız aday olanları Millet seçmedi. Kaldı ki tutuklu sanık aday gösteren partileri Millet, topyekün cezalandırdı. 

Tabii ki demokrasilerde her kişi, kurum ve organ gibi yargı da eleştiriden muaf değildir. Eleştiri, onların da daha özenli olmalarını sağlayacaktır. Yalnız yargıyı eleştirirken hukuksal temelden de uzaklaşmamak, insaflı olmak gerekir. "Yargı siyasallaştı" dediğinizde yargıyı tümüyle inkar ediyorsunuz demektir. Çünkü yargı gerçekten siyasallaşmışsa eğer, artık onun verdiği kararların hukuki hatta meşru olduğu iddia edilemez. 

Son günlerde işte böyle bir yargısız infaz yapılıyor malum medya ve siyaset çevrelerinde. Buna karşılık yargı kendini savunamıyor bile. Zira onlar ancak kararlarıyla konuşabiliyorlar. Kararları da yasalara, delillere ve dosyaya uygun olmak zorunda. Hiç böyle bir zorunluluğu olmayan ve bu konuda sorumluluk hissetmeyen medya ve siyaset ise yargı hakkında idam fermanları veriyor! 

Yargı siyasallaşmadı; medya ve siyaset yargısallaştı! 

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..