​ Kılıçtaroğlu çıkıyor mu, iniyor mu? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
 

Kılıçtaroğlu çıkıyor mu, iniyor mu?

Kılıçtaroğlu çıkıyor mu, iniyor mu?
 

Kemal Kılıçtaroğlu


Kılıçtaroğlu'nu sevenlerin bağışlayacağını umarak bir şeyler yazmak istiyorum. 

Fakat okuyanlar şunu bilsinler diyorum. 

Kemal Bey'i kesinlikle hasım görmüyorum. Dünya görüşümü paylaşmıyor diye kendisine kızgınlık beslemiyorum. Başarılı olacağı vehmiyle şahsına haset te etmiyorum. 

Ancak onda, diğer siyasetçilere benzemeyen garip bir farklılık görüyorum. Dümdüz konuşuyor. 

Lâfını hiç sakınmıyor. Nereye gideceğini, nasıl sonuçlar doğurduğunu/ doğuracağını hiç hesaplamıyor. Aklına geleni, tereddüt etmeden, ölçüp tartmadan anında söze döküyor. 

Sanıyorum, kadim CHP'lilerle, önümüzdeki seçimde bu partiye oy vermeyi düşünenler bunun farkındadır. 

Kim, ne kadarını anlıyor bilmiyorum ama bu uslup, bu siyaset yöntemi kendisini takip edenler nezdinde Kemal Bey'in kredisini giderek düşürüyor. Hatta bazılarında ciddi hayal kırıklıkları meydana getiriyor. Önceleri bunlar hesaba katılmıyordu, görmezden geliniyordu ama artık mızrak çuvala sığmıyor. 

Evet, siyaset yeri geldiğinde polemiktir, lâf yetiştirmedir, sataşmadır, atışmadır. Bunları hemen bütün politikacılar yapıyor. Ama Kılıçtaroğlu'nun yöntemi hiçbirine benzemiyor. Sözü hem doğrudan söylüyor, hem de desteksiz atıyor. 

Kemal Bey, hiç bir karine ortaya koymadan, "AKP'nin Hizbullah'la işbirliği yaptığını" söyleyebiliyor. Başbakan'a, "kalpazan" diyebiliyor. "Recep Bey, o kadar yedin halâ doymadın mı" gibi garip sorular yöneltebiliyor. Olmadığını bile bile Erdoğan'ı, "İsviçre bankalarında parası olduğu iddiasıyla" suçlayabiliyor. 

Bir konuşma esnasında birbirine zıt iki ayrı hukuk yorumu yapabiliyor. Danıştay'ın ALES sınavına başörtülüler'in girmesini engelleyen kararını, " ... Sonuçta yargının verdiği karara bizim itiraz şansımız yok. Karara saygılı olacağız." şeklinde yorumlarken;. 

Ergenekon sanığı Mehmet Haberal'ın hastanedeki odasının mahkeme kararıyla aranmasını, "Her isteyen elini kolunu sallayarak yoğun bakıma giremez. ... ... Türkiye zaten bir hukuk devleti olmaktan süratle uzaklaşıyor. Bunları da artık olağan karşılamaya başladık'' şeklinde değerlendirebiliyor. 

Yani Sn. Kılıçtaroğlu'na göre, başörtüsüyle sınava girişi yasaklayan Danıştay kararını hukuki, Haberal'ın odasını aramaya izin veren yargı kararını ise gayri hukuki saymamız gerekiyor. 

İki ayrı mahkeme kararından birine saygı duymamız gerekirken, diğerine neden tavır koymamız icabediyor doğrusu bilmiyorum. Üstelik Haberal, Kemal Bey'in söylediği gibi yoğun bakımda değil normal serviste kalıyor. Kendisine sağlanan internet bağlantısı ve laptopu sayesinde dış dünya ile bağlantı bile kurabiliyor. Adli Tıp Kurumu'ndan bir heyet dün Haberal'ı muayene etti. Yakında, sağlık durumu hakkındaki tereddütlerin ortadan kalkacağını umuyorum. 

İsterseniz bir de Sn. Kılıçtaroğlu'nun Erzurum değerlendirmesine bakalım: "Erzurum'a kar yağmaması mevsimsel değişiklikle ilgili. Bunun yanında hükümetin bereketsizliğine bağlamak lazım. Bu hükümetin bereketi yok, olsa Erzurum'a kar yağardı. Memlekette kar olmalı. Kamyonlarla kar taşınıyor, bereketi var mı bu AK Parti hükümetinin, bereketi olsaydı Erzurum göç vermezdi, milletvekili sayısı düşmezdi, hava kirliliği olmazdı." (1) 

Eğer, ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü konusunda insanlara ikna edici, problem çözücü argümanlar sunamıyorsanız, iktidar partisini veya başbakanı gerekçesi ve mantığı olmayan bir yığın iddia ile karalayarak oylarınızı artıramazsınız. Bu taktiklerle halkın sempatisini de kazanamazsınız. Arkanıza medya desteğini alsanız bile, toplumla aranızda empati oluşturamazsınız. 

Açıkçası, "Benim adım Kemal, parayı bulacağım diyorsam bulurum... ben sizin problemlerinizi çözerim" benzeri düz ve içi doldurulmamış ifadeler kimseyi tatmin etmez. Vatandaş, yeni ve iddialı bir liderden polemik değil somut, akılcı açıklamalar bekler. 

Hem "başörtüsü problemini biz çözeriz" diyeceksiniz, hem de (nerdeyse gündemden çıkmış) başörtüsünü yeniden mesele haline getiren Danıştay kararına saygı duymaktan bahsedeceksiniz. 

Haberal hakkındaki hukuk kararını eleştirebiliyorsanız, Danıştay için de bir şeyler söylemelisiniz. Eğer basiret sahibiyseniz bu son kararla, başörtüsünün yeniden düğüm haline geldiğini de görebilmelisiniz ...ve; 

Bu menfi tavrınızın, türbanı nasıl çözeceksiniz sorusuna verdiğiniz, "iktidara gelince görürsünüz" cevabını anlamsız kıldığını farkedebilmelisiniz ki, yeni argümanlar geliştirebilesiniz. 

Esnafa, "sizin dertlerinizi biz çözeceğiz" diyeceksiniz. Çiftçiye ÖTV'siz mazot vereceksiniz. Üniversite harçlarını harçlığa çevireceksiniz. Herkesi maaşa bağlayacaksınız. Eğer bu mantık üzerinden gidersek iktidara geldiğinizde Erzurum'a kar bile yağdıracaksınız. Kaynak soranlara da, "Benim adım Kemal!" diye kendinizi referans göstereceksiniz. 

Sizin anlayacağınız Kemal bey, "ekmek yapacağım" diyor ama unu nereden bulacağını söylemiyor. Lokanta işletmeciliğine soyunuyor fakat mutfağa girecek malzemeyi nasıl temin edeceğini anlatmıyor. 

Delikanlı genç kızı karşısına almış anlatıyor. "Seni saraylarda yaşatacağım. Bir elin yağda bir elin balda olacak. İstediğin her şey ayağına gelecek. Altında en lüksünden bir araban olacak. İsteyip te sahip olamadığın hiç bir şey olmayacak" diyor. 

Kız, bunları dinlerken kendinden geçiyor. Anlatılanlardan o kadar etkileniyor ki, daha hikaye bitmeden vadedilen hayatı yaşamaya başlıyor. Sonunda ne mi oluyor. 

Anlatısı mükemmel olan bu hayal saray hayatı gerçeğe dönüştüğünde, derme çatma yapıların bulunduğu bir mahallenin tek odalı gece kondusu olarak karşımıza çıkıyor. 

Kemal Bey'e inananlar bildikleri yolda devam etmekte serbesttir. Kendisi dindar insan yalan söylemez diyor. Eğer bununla Tayyip Erdoğan'la beraber kendisini de kastediyorsa, vaadlerini gerçekleştirme hususunda, herhalde bir bildiği vardır. 

Not: Bu yazı, yayınlanacağını umduğu belirsiz bir zamanda dolanırken Erzurum'a kar yağdı. Acaba Ak Parti'ye bereket gelmiş midir? 

Resim: arhavisitesi.com 

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..