Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
582
 

Kim bu saygısızlar?

Kim bu saygısızlar?
 

Resmin orjinali http://www.kaliteliresimler.com adresinden alınmıştır.


Günlük hayatta karşılaştığımız ” Saygısızlar” dan sürekli şikayet ediyoruz. Trafikteki saygısızlar, yoldaki, apartmandaki, marketteki, plajdaki, bankadaki, çarşıdaki saygısızlar.. Peki kim bunlar? Nereden çıkıyorlar, nasıl yetişiyorlar?

Etrafımızdaki bireylerle dertleşirken herkes bunlardan şikayetçi. Kimse “ben saygısızım” demiyor ve saygısız yakıştırmasını üzerine almak istemiyor. Bunların davranışları toplumun büyük çoğunluğu tarafından yadırganıyor. Peki, bizim etrafımızdaki sohbet ettiğimiz, tanıdığımız herkes saygılı ise kim bu saygısızlar? Bir Çin atasözü şöyle diyor. ”Bütün genç kızlar iyidir, o halde bunca hayat kadını nereden çıkıyor?”

Trafikte kırmızı ışıkta geçiyorlar, bir yerde kuyruk varsa sıraya girmeden işlerini halletmeye çalışıyorlar, yüksek sesle müzik dinliyorlar, her işlerini öncelikli ve kestirmeden hallediyorlar, araya adam koymaya bayılıyorlar, dünyayı kendi çevrelerinde dönen bir şey sanıyorlar.Peki nasıl yetişiyor bu insanlar?

Şöyle olabilir mi diye düşünüyorum; çocuklarımızı yetiştirirken “Aman oğlum/kızım açıkgöz ol, ezilme, hakkını yedirme, saf saf durma, girişken ol, işini halletmeyi bil” telkinlerimizle büyüyen yavrular, ergen olduklarında bunu bir yaşam felsefesi olarak görüyor olabilirler mi?

Ya da ceza ve mükafat sisteminin adaletle dağıtılmadığı toplumumuzda “yapılanın yapanın yanına kazanç olarak kaldığını” gören gençler “”ben enayimiyim?” moduna geçip yavaş yavaş saygı çizgisinden saygısızlığa doğru mu kayıyorlar?

Filmlerde seyrediyoruz hani;mesela çöpünü konteyner’a değil de dışarı bırakan bir komşunuz polis tarafından gözaltına alınsa veya müşteri ararken dakikada ortalama 10 kez kornaya basan ticari taksi sürücülerine her korna için 50-60 YTL ceza kesildiğini görseniz, arabasını yol kenarına çekip gazete, sigara almaya giden kişinin arabasının trafik çekicisine yüklendiğini görseniz bunlar caydırıcı olmaz mıydı?

Oysa bir arada yaşamanın zorluklarıyla çok daha kolay baş edebiliriz.Nasıl mı?Biraz daha anlayış, biraz sabır ve biraz daha saygıyla.Empati deniliyor hani, ”kendini karşındakinin yerine koymak”

Düşünün mesela, caddede trafik sıkışmış.Sıkışma sebebi sol şeritte arızalanmış bir araç.Araç sahibi dörtlü uyarı ışıklarını yakmış, çaresiz.Siz arkadan onlarca kez kornaya basınca veya camdan veryansın edince aracın arızası düzelip trafik bir anda normale dönüyor mu?Yoksa çevredeki herkese trafik çilesinin yanında gürültü kirliliği ve sinir savaşı ortamı mı yaratıyorsunuz?Peki kendinizi bozulan aracın sürücüsü yerine koyun bakalım birde.Sizin yüzünüzden trafik aksamış.Her geçen asık yüzle size bakıyor ve yüzlerce korna çalıyor.Oysa sizin aklınızda tamirin nasıl yapılacağı, kaç lir tutacağı veya geciktiğiniz işinizin telaşesi var.Nasıl güzel bir durum mu bu?

2007 Ö.S.S’sinin yapılacağı günün bir gece öncesinde bizim sokakta sünnet düğünü(veya kına gecesi) vardı desem inanır mısınız?İki taraftan da düşünün bakalım.Düğün sahibine sorarsanız “Biricik evladı bir kez sünnet olacak hayatında, düğünsüz mü olsun?” Sınava girecek insanlar için düşünün bir de.Dinlenemezse, uyuyamazsa, konsantre olamazsa, kafasını sınava veremezse onca yılın emeği boşa gidecek ve belki de bir yılını kaybedecek.Düğün tabii ki olsun.Ama ya düğün salonunda olsun ya da OKS ve ÖSS sınavlarının yapılacağı haftalar dışında yılın geri kalan 50 haftasından birinde olsun.Bunu planlamak çok mu zor?Yaşadığınız yerdeki gençlerin bir yıl kaybetmesine değer mi düşünün bakalım.Ya da sınava girecek olan sizin çocuğunuz olsa ve sınav gecesi sokağınızda davul-zurna düğün kurulsa ne yapardınız?

Beraber yaşamak, saygılı davranmak düşünüldüğü kadar zor değil inanın.En yopğun yerde kırmızı ışık araç için bir dakika, yay için iki dakika yanıyor ortalama.70 yıllık insan ömründe 2 dakika ne kadar basit bir süre değil mi?Bekleyin, ne olur, araç kullanıyorsanız da bekleyin, yaya iseniz de..Kıyamet mi kopar?Trafikte bir sorun varsa korna çalmayın, feveran etmeyin.Bir yerde sıra varsa gidip sizde sıraya girin.Binanızda kendiniz rahatsız olacağınız şeyleri komşularınızı düşünerek yapmayın.Unutmayın, evde başınıza bir kötülük gelse ilk kapınızı onlar çalacak, ilk yardımı onlardan bekleyeceksiniz.Etrafınızdaki çocukları , gençleri kendi evladınız gibi görün.

Çevrenize” günaydın” deyin, ”iyi akşamlar” deyin, ”hayırlı işler” deyin.Çöp toplayan görevliye ”kolay gelsin” deyin.Postacıya teşekkür edin.Belediye otobüsüne binerken sürücüyü selamlayın.Size servis yapan garsona “lütfen” demekten imtina etmeyin.İnsanlara “ pardon, afedersiniz, özür dilerim” demekten korkmayın.

O zaman göreceksiniz ki etrafınızdaki “saygısızlar” azalacak ve gece yatağınıza daha huzurlu uzanacaksınız,

Hepinize SAYGILAR…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel yazmışsınız.Haklısınız.İnatla çoğunluğa uymamak lazım.Ayaklarımızı hayata sağlam basmak lazım.Bütün ısrarlara rağmen ilkelerimizden taviz vermemeliyiz.Her şeye rağmen iyi insan olmaya devam etmeliyiz.Mutlu yıllar dilerim.

serifsoner 
 25.12.2007 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1595
Kayıt tarihi
: 17.12.07
 
 

Çok sevdiğim askerlik mesleğinden 25 yıllık hizmet sonrası 2007 yılında kendi isteğimle emekliye ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster