- Kategori
- Siyaset
Kim kazandı kim kaybetti
.Dünyayı anlama ve reform isteği ilerlemenin iki büyük motorudur... BERTRAND RUSSELL
Seçimin sonuçlarının açıklanmasından itibaren ülkede önce bir sessizlik hakim oldu. Arkasından tam da beklendiği gibi CHP'nin yıllarca bir varlık gösterememiş eski genelbaşkanın başkanlığındaki muhalifler, çeşitli biçimlerde KILIÇDAROĞLU ve ekibine aniden saldırılara başladı...Kazananlar kimler, kaybedenler kimler günlerdir yazılıp çiziliyor. Ben de üç gündür hemen hemen tüm köşe yazılarını okuyarak analizleri takip ettim. Ancak kafa karışıklığımı hala gidermiş değilim kazanan ve kaybeden açısından.
Öncelikle 2007 seçimlerine göre oylarını 5 milyon artırıp oy oranını da ''3'' puan yükselten ancak toplam millevekili sayısı 2007 seçiminde 341 iken şimdi 326 olan AKP 15 kişilik milletvekili eksildiği halde KAZANAN olarak yere göğe sığdırılmıyor..
12 haziran seçiminin KAYBEDENİ olarak tüm TV kanallarının aralıksız konuşulan ise CHP.. Aslında 2007 seçimine göre oy sayısını 3.5 milyon artırmış ve oy oranınıda ''5'' puan yükseltirken milletvekili sayısınıda 23 kişi fazlalaşmış . Yani Deniz BAYKAL'ın 112 milletvekiline karşı 2011 de KILIÇDAROĞLU bu sayıyı 135 kişiye çıkarmış. Fakat çok suçlu çünkü madem %30'un üzerinde oy alacağız dedi almalıydı.
Şimdi bu yazımı okuyanlar derhal YSK'nın şu kararı bu kararı v.s. ile bahaneler bulacaklardır ki kurallar tüm partilere aynı uygulanıyor o halde bir sorun yaratmaya çalışmayın. CHP ilk defa bu seçimde yüzde olarak incelersek; AKP'ye göre hiç değilse yarısı oranını geçecek oy almış (AKP=%50-CHP=%26). Hal böyle iken memleketi Antalya'da CHP'yi yerin dibine sokan Deniz Baykal ise 2007'de AKP'nin yarısı kadar bile oy alamamıştı (AKP=%47-CHP=%21)..Hadi eskiden olanları bırakalım şimdiki Antalya hezimetine rağmen hala nasıl konuşabiliyor bu zat anlamış değilim..
AKP'nin seçim stratejisi daha çok BDP'yi çökertmeye ve MHP'yi de baraj altına çekerek milletvekili sayısını arttırmak 330-367'lere ulaşmak üzere kurulmuştu...Sayın ERDOĞAN bunu başaramadı. Hatta yeni eklenen 10 milyonluk oy 'dan da CHP'ye de bayağı kaptırdı. Erdoğan, KILIÇDAROĞLU'nun halk nezdinde itibar kazandığını gördükçe onun da kendi gibi sevilen bir genelbaşkan olduğunu algılayınca CHP'nin 70 sene önceki hatalarının da sorumluluğunu ona yükledi...Hatta kendi dindar bir müslüman olduğu halde miting meydanlarında Gandi'nin Alevi olmasını bile seçim propagandası amaçlı kullanarak halkı bu yönde kışkırttı.Bence bu çok ayıp bir hareket oldu. Dünyanın ileri ülkelerinde liderler seçime bir kaç gün kala TV kanalında tartışma yaparlar ve o seçmenlerin kararları açısından çok önemlidir. Ancak Sayın ERDOĞAN bu cesareti gösterip KILIÇDAROĞLU ile karşılıklı televizyonda tartışmaktan şiddetle kaçındı..Ancak yine de tüm medya ortalığı yıkıyor böyle bir başarı dünyada görülmemiş diyerek...
Peki asıl kazanan, %10 barajı yüzünden kendi bayrak ve adı ile seçimlere katılamayan BDP oldu denebilir mi? Demokrasi, Özgürlük, Emek Bloğu adıyla 2007 seçimlerine göre oylarını %70 artıran milletvekili sayılarını da 20'den 36'ya yükselten daha çok Kürt oyları ile bağımsız seçilen bu arkadaşlar da fazla başarılı sayılmaz. Çünkü güneydoğudan yedi milletvekilini AKP'den kapmaları ERDOĞAN sayesinde oldu.... Türk milliyetçiliğine yaptığı aşırı vurgu ve Kürt Sorununu inkar politikası ile MHP'yi baraj altına çekmek isterken ERDOĞAN bir kısım Kürt kardeşini de küstürmüş oldu...Gerçi halen seçilen 36 Bağımsız milletvekili ile ''KAZANAN'' parti olan BDP, umarım ''ulusalcı Kürtlerin'' aşırılıklarına mani olarak onları da demokrasi çizgisine getirme başarısını gösterir...
MHP alenen oyu da milletvekili sayısı da düşen tek parti olarak ''KAYBEDEN''parti olmuştur...Ancak daima aşırı asık yüzlü, avazı çıktığı kadar bağırarak konuşan, mutsuzluk yayan Sn.BAHÇELİ'nin ''Püskevit'' demesi ise yeni yetişen gençlerin yüksek espri güçleri sayesinde en aşağı ''1'' puanlık artı oy getirdi MHP'ye. Ayrıca kendine ulusalcı diyen insanların bir bölümü sağ tandaslı kişileri aday yaptı ve ''demokrasi raporu'' ile gerçekten ileri demokrasidan yana olduğunu söyleyen Yeni CHP ekibine kızarak MHP'ye oy verdiler....Yani oy kaydırılması ve püskevit ile kendi hazırlamadıkları bir strateji ile TBMM dışında kalmaktan yakayı kurtardılar..
Yeni CHP'nin seçim stratejisinde, eğer Ergenekon sanıkları aday yapılmasaydı daha yüksek oy oranı yakalanabilirdi inancındayım... Çünkü ''Seçim Bildirgelerinde'' yayınlanan raporlar hukukun üstünlüğü, demokrasi ve eşitlik üzerineydi. Dokunulmazlığın kaldırılması konusunu vurgularken CHP'nin hiçbir tutukluyu aday göstermemesi gerekirdi..İnandırıcılık bu yüzden de sağlanamadı...Ayrıca Yeni CHP değişimi dile getirirken hala eski ideolojilerin, bayatlamış anlayıştaki hatta kafası sadece 1930'lar 1940'larda olan insanları kaybetmekten korkmasıydı işte o zaman kazanırdı..
Şimdi bu yazıyı okuyanlar bana kızacaklar hep olumsuz yönden bakıyorum diye..Ancak son bir çirkinliği yazdıktan sonra güzel şeylerle yazımı bitireceğim. Benim yürekten sevdiğim KILIÇDAROĞLU aslında gerçekten müstesna bir insan onun için Ocak ayından beri ve halen AKP yanlısı Gazeteler ve TV'ler her gece onu ele alıyorlar ve söylemediklerini bırakmıyorlar. Hatta galiba gizli sahibi Melih GÖKÇEK olan ''BEYAZ TV'' diye bir kanal var ki Rasim OZANisimli bağırtkan çocuk devamlı memuru. Ayrıca elemanlarını işe alırken, Yeni CHP ve KILIÇDAROĞLU'na saldırı sınavı yaparak alıyorlar sanırım... Dün gece Basın Klubu denen programa katılan Canan ARITMAN, Şahin MENGÜ, Kemal ANADOL, gibi eski siyasetçiler özellikle Rasim Ozan Kütahyalıya ne kadar nitelikli program yapıyorsunuz diyerek teşekkürlerini ettiler. CHP'ye, GANDİ'ye, yönetime her türlü kötü sözü söyleyerek özledikleri mikrofonlara üç saat aralıksız hakaretler, açıklamalar, ifşaatlar..beyenatlar vererek tatmin oldular... neysee...Meyve veren ağaç taşlanır boşuna dememişler....
Şimdi artık bu seçimin galibinden başlayarak asıl kazananlara geçiyorum... Son üç seçiminde galibi de karizmatik yapısı ile kadın oylarının çoğunu almayı başaran, erkeklerin büyük çoğunluğunun gıpta ettikleri, Anadolu halkının çoğuna benzer bir hayattan gelmiş ve bunu anlatmasını çok iyi bilmiş, bana çok ters gelse bile toplumun en çok otorite ve disiplinine hayran olduğu, cesur kararlar alabilen ve çevresinde sıkı disiplin uygulayan Recep Tayyip ERDOĞAN'dır. Tebrikler...
TBMM'de sanırım BDP sıralarında hizmet verecek olan; en az üç milletvekiline denk sayıda, İstanbul gibi bir şehirden 117.000 oy alarak bağımsız seçilen Sırrı Süreyya ÖNDER'dir.Onun Kürt milliyetçiliği yaparak uzlaşmaz tavırlar sergiliyenleri ikna edeceğini ve dolayısıyla denge unsuru olacağını sanıyorum..Kavgaları savaşları bitirmek için çaba harcayacağına inanıyorum.. Sayın ÖNDER'i kutluyor ve tebrikler..diyorum......
AKP'ye en az ''1'' puan kazandıran reklamlardan ''Bİ DAHA Bİ DAHA '' isimli olağanüstü güzellikte şarkı ve klip. Çevremde en az yüz kişi ile konuştum sevmeyen ve bilmeyen yok hangi partiden olursa olsunlar herkes hayran o şarkıya...Bu nedenle ''Aynı sudan içmiş biz '' diyerek Sayın Özhan ENER'i kutluyor ve tebrik ediyorum....
Sıra kendi oy verdiğim galibe geldi. Eski genelbaşkana ait dedikodular biter bitmez aniden Genelbaşkan olan, iki kurultay, bir anayasa referandumu geçiren, altı ayda daha ekibini bile tam oluşturmadan seçim çalışmalarının içine düşen, şehir şehir gezip mitingler yapan ancak kendi insiyatifleri ile alanları dolduran insanlara (promter olmadan) irticalen konuşmalar yapan, kendinden olan belediyelerin ve teşkilatların çoğunun doğru dürüst destekleri bile olmadan, akademisyenler ve bilim insanlarından oluşan çok güçlü ama siyasetin acemisi bir ekiple ''DEMOKRATİKLEŞME''yönünden şaheser raporlar hazırlatan, pek çok gazete ve televizyonun kendi aleyhine yayın yapmasını bile hoş gören zor ve saçma sorularla kendini sıkıştırmak isteyen programcılara bile sakin davranan Sayın KILIÇDAROĞLU da bu seçimin galibidir. Eğer onun yerine bir başkası genelbaşkan olsaydı CHP'nin oy oranı değil 5 puan artmak en az 10 puan düşerdi...Tebrikler....