​ Kim şampiyon olacak? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '12

 
Kategori
Futbol
 

Kim şampiyon olacak?

Kim şampiyon olacak?
 

Futbolseverler olarak çok zor bir sene geçirdik. Kimimiz futboldan soğudu, kimimiz öfkelendi, kimimiz sıkıldı, kimimiz üzüldü ama artık sona geldik. Bir sezonu daha kapatıyoruz. Umarız bir daha böyle bir sezon yaşamayız. Tüm olumsuzluklara rağmen, takımı için boğaz patlatan, ter akıtan, gözyaşı döken, sevinç çığlıkları atan ve hep takımının yanında olan sizlerdiniz. Benim gözümde bu senenin şampiyonu da sizlersiniz. Bugün veya haftaya ligimizin şampiyonu belirlenecek. Şampiyon ya Galatasaray ya da Fenerbahçe olacak. Takımlarımızın şampiyonluk şanslarını birlikte değerlendirelim istedim.

Önce Galatasaray.

Söylenecek fazla söz yok aslında. İyi hoca, iyi lider, cesur Fatih Terim' den ancak böyle bir başarı beklenirdi. Normal sezonu 9 puan farkla önde bitirip, aslında şampiyonluğu hak ettiğini gösterdi Galatasaray. Bir Fenerbahçe' li olmama rağmen, Galatasaray' ın bu sezonki muhteşem çıkışını kabul ediyorum. Moralman, maddi olarak ve sportif açıdan çökmüş bir camiayı, tekrar ayağa kaldıran yönetim ve hocanın müthiş bir liderlik gösterdiğini gördük. Galatasaray' ın saha dışı kenetlenmesine ek olarak, futbol açısından Terim ve takımının doğruları da vardı sezon boyu.

"En iyi savunma hücumdur, kendi oyununu oynamaktır" şeklindeki klasik Terim felsefesi, bu sezon hemen tüm maçlarda çimlerde sahne aldı. En zorlu derbilerde bile %60 top hakimiyeti ve pozisyon fazlalığı vardı. Kadro olarak bence Beşiktaş' ın gerisinde ve Fenerbahçe ile hemen hemen yakın düzeyde olan Galatasaray 'ın bu çıkışının arkasında bu felsefe var bana göre. Buna ek olarak, yüksek fizik kondisyon, doğru sisteme uygun doğru oyuncu tercihleri ve motivasyon diğer anahtar unsurlardı bu sezonki başarıda. Ligin ilk maçından, geçen haftaki Trabzonspor maçına kadar bu unsurların etkilerini gördük.

Galatasaray doğru işler yapan, istekli ve iyi yönetilen bir takım olarak şampiyonluğun en büyük adayı. Önünde bir Beşiktaş ve bir de Fenerbahçe maçı var. Şu anki motivasyon, form ve istekleri göz önünde bulundurulduğunda, büyük bir sürpriz olmaz ise, şampiyonluğa yakın taraf. Beşiktaş, son Fenerbahçe maçında bu sezon oynadığı en iyi futbolu oynadı. Mental ve fiziksel olarak çok yoruldular. Onur, gurur mücadelesi olarak gördükleri bu maçtan sonra, Galatasaray karşısında, hem de deplasmanda bir düşüş yaşayacaklardır. Tabi Galatasaray bir Fenerbahçe değil. Çok daha disiplinli, iyi yönetilen ve çağdaş futbol oynayan bir takım. Fenerbahçe kadar rakibi oynatan bir ekip değiller. Beşiktaş' ın kafasını kaldırıp, oyun kurmasına, topu becerikli uç oyuncularına aktarmasına, rakip sahaya yerleşmesine izin vermeyeceklerdir. Beşiktaş' ın bu agresif futbola karşı durabileceğine veya mental olarak durmak isteyek bir motivasyon ile sahaya çıkacağına inanmıyorum. Özetle Galatasaray bu maçı alacaktır. O zaman şampiyonun bu hafta belirlenmesi noktasında gözler Fenerbahçe' de olacak. Yani şampiyonun bu hafta belirlenmesine tesir edecek unsur Fenerbahçe' nin göstereceği performans olacaktır.

Gelelim Fenerbahçe' ye.

Bu sezon gerçekten olağanüstü bir sezondu. Sezon başında yaşanan şok, hatalı yönetim kararları, kötü transferler ve eldeki futbolcuların tutulamaması ile birleşince, Fenerbahçe ummadığı kadar kötü futbol sergilediği bir sezon yaşadı. Buna rağmen, lige tutunmayı, 2. bitirmeyi başardı. Super Final' de de beklentilerin aksine ilk 4 maçta 9 puan alabildi. Sezon başında giden Lugano, Santos, Niang ve Emenike ' nin yerleri kesinlikle doldurulamadı. Gelen Bienvenu, Sow, Ziegler ve Türk transferler Orhan, Serdar ve Sezer' de bekleneni veremediler. Buna Alex ve Cristian' ın sezon başından Super Final' e kadar olan formsuzlukları da eklenince, Fenerbahçe' nin bulunduğu konumun büyük bir başarı olduğu görülecektir. Ancak bu başarı iyi futbol, hırslı oyun, güçlü fizik kondisyon ve top hakimiyeti ile gelmedi. Yani bu başarıda kenar yönetiminin çok da başarılı olduğunu düşünmyorum. Bu başarı Türk futbolunun topyekün bir düşüş içinde olmasından ve sezon başında play off sisteminin uygulanacağının açıklanmasından kaynaklandı. Galatasaray hariç hiç bir takım kendisini sezon içinde sıkmadı. Direnç göstermedi. Adeta gazozuna maçlar yapıldı. Tabi ki bu durum da bireysel oyuncu kalitesi fena olmayan Fenerbahçe' nin avantajına oldu. Kocaman' a fazla iş düşmeden Fanerbahçe, kendi sahasında seyirci avantajını kullanarak zorlansa da rakiplerini dize getirmeyi başardı.

Terim' in aksine Kocaman' ın futbol felsefesi hücuma değil temkinli ve kontrollü futbola dayanıyor. Oyunu kendi yarı alanında kabul etmeye ve paslarla hücuma çıkmaya dayanıyor. Kocaman pası seven bir hoca. Bu sebeple de oyuncularına sürekli pas yapmalarını telkin ediyor. Ancak kadrosu bu tür bir pas futboluna uygun değil. Buna rağmen sürekli pası ön plana çıkartmaya çalıştı. Sezon başından beri bu anlayış yüzünden inanılmaz pas hataları yapıldı, rakibe verilen fırsatlar oldu ve hatalı goller yendi. Ayrıca bu sezon takımın fizik kondisyonundaki düşüş de dikkat çekti. Daum dönemlerinde rakibe müthiş direnç gösteren ve fiziksel olarak rakiplerini ezen Fenerbahçe gitti, yerine sürekli yana ve geriye pas yapan, dirençsiz, çekingen bir takım geldi. Kısaca Kocaman, kafasındaki futbol anlayışının, elindeki kadro ile örtüşmediğini bir türlü anlayamadı. Ligin son dönemlerinde akılllanarak en azından defansif oyun kurgularını iyi oturtmayı başararak, daha iyi oyuncu tercihleri yaparak puanlar topladı ve Fenerbahçe' yi rayda tutabildi. Bunu da bir başarı olarak görmek mümkün. Ancak bir Fenerbahçe' li olarak Kocaman' ın kenar yönetimi, oyun felsefesi ve hatalı transferlerinden memnun olmadığımı belirtmek isterim.

Elbette bu sezonki kötü yönetim ve takımın saha içi verimsizliğini olağanüstü koşullara bağlayanlar var. Başkanın camianın başında olamaması, Fenrbahçe' nin geçen sezonki başarısının şike yapıldığı iddiası ile gölgelenmesi ve dört bir yandan caimiaya saldırılması moralleri bozdu. Bunu göz ardı edemeyiz. Ancak bir de olayın diğer yüzü var. Fenerbahçe' de hoca dahil herkes çatır çatır parasını aldı. Yani kimse parasız kalmadı. Tüm futbolcuların ihtiyaçları karşılandı. Ne isterlerse yapıldı. O zaman bu olumsuzlukların sahaya yansımış olmasını kabul etmek mümkün değil. Futbolcuların, hele de başkanın manevi evlatları olarak gördüğü Gökhan, Selçuk, Alex ve Semih ile Kocaman' ın manevi evlatları olan Özer, Cristian, Topuz ve Bienvenu' nun bu zorlu koşulların bilincide olarak daha fazla performans göstermeleri gerekirdi. Başkanlarını ve hocalarını daha iyi futbol, daha hırslı oyun ve ciddiyetli tavırlar ile mutlu etmeleri gerekirdi. Bu sezon bu özverileri göremedik. Futbolculara, hocaya laf yok ellerinden geleni yaptı diyen veya diyecek olanlara birkaç istatistik vermek lazım:

1) Fenerbahçe sezon başından beri oynadığı tüm maçlarda, rakiplerinden sadece 10 maçta fazla koştu. Diğer tüm maçlarda topla koşu mesafesinde rakiplerinin 5 ila 11 km gerisinde kaldılar.

2) Deplasmanda maç kazanma oranları çok düşüktü.

3) Bu sezon diğer tüm sezonlardan daha fazla pas hatası yaptılar. İsabetli pas oranları yüksek gibi gözükse de (yan ve geri paslar nedeniyle), kaybedilen toplar ve hatalı paslarda Fenerbahçe ilk 10 'da yer alıyor.

Özetle, Fenerbahçe bu sezon lige sadece dokundu. Sadece tutundu. Ligi domine edecek bir futbol, inanç veya özgüven sergilemedi. Bunun en büyük sorumlusu önce Fenerbahçe Yönetimi, sonra Aykut Kocaman, en son da yaşanılan olaylardır. Yani Fenerbahçe' ye yapıldığı iddia edilen operasyon, kanımca bu sezonki kabak tadı veren futbolun en son sebebidir.

Fenerbahçe' nin bu akşamki performansı şampiyonu belirleyecektir. Bu maçta Fenerbahçe' nin mucize yaratması zor. Kendisine denk bir rakiple oynuyor ve Galatasaray karşısındaki Beşiktaş' ın aksine Fenerbahçe karşısındaki Trabzonspor ekstra motivasyon ile oynayacaktır. Fenerbahçe' de Kocaman' ın futbol anlayışı ve takımın fiziksel kapasitesi en fazla bir beraberliğe imkan verecektir. Zira bu takımın sezon başından beri iyi bir ön liberosu, iyi bir forvet arkası (Alex bu sezon boyunca yatıştaydı) ve iyi bir forveti (Sow ve Bienvenu tam bir fiyasko) yok. Eğer bu maçta Bekir-Serdar (Yobo) ikilisi ile Emre kendisini aşmaz ise, Fenerbahçe, rakibe oyununu kabul ettiremeyecektir. Kocaman' ın pas takımı saplantısı bu maça da damga vuracaktır. Stoperlerin topu oyuna sokması ve Emre' nin pas trafiğini etkin yönetmesi şart. Eğer bu üçlü maç boyu formsuz ve isteksiz olur ise, Fenerbahçe son haftaya iddiasız bir maç için çıkacaktır.

Benim görüşüm, şampiyonun bu hafta belirlenme ihtimali yüksek (%60). TS- FB maçının 1-1 ya da 2-2 biteceğini, GS- BJK maçının ise 1-0 ya da 2-1 biteceğini tahmin ediyorum.

Eğer bu tahminler tutmaz ve şampiyonluk son maça kalır ise, şampiyonun büyük ihtimalle GS olacağını düşünüyorum. Bunun en büyük sebebi Kocaman ve futbolculara olan güvensizliğim ve inançsızlığımdır. Tabi şans faktörü ve mucizeler futbolda her zaman söz konusu olabilir.

Şampiyonluğu hak eden kazansın diyorum.

 
Toplam blog
: 575
: 567
Kayıt tarihi
: 10.05.07
 
 

İlgi alanları ekonomi, para politikası, siyaset, edebiyat, futbol, Türk ve Ortadoğu Tarihi, AB ve..