Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
 

Kirazlı mescit

Kirazlı mescit
 

Yaşananların-yaşadıklarımızın çoğu tesadüf değil aslında...

Belki de hepsi...

***

Asmalı Mescit'i bilip-gören-duyanların oranı,Kirazlı Mescit'e  göre çok daha fazladır sanırım...

Asmalı Mescit İstanbul'un Beyoğlu ilçesindeki...

Kirazlı Mescit'se Fatih ilçesindeki bir sokağın adıdır...

***

Seksenli yılların başları...

O zamanki Silivri otobüsleri şimdiki Aksaray Metro istasyonunun bulunduğu yere kadar giderlerdi...

Son durakta indikten sonra  biraz daha uzun olsa da:

Ordu Caddesi'nden yukarı yürür sonra sola dönüp Büyük Reşit Caddesi'nden Kirazlı Mescit' e ulaşırdım...

Sonrasında da Vefa Caddesi,ndeki Selamet Han(şimdilerde olmayan) yolun sonu işin başalangıcı olurdu...

***

Kirazlı Mescit'teki o üniversiteyi geçtikten sonra hayat tamamen değişirdi sanki...

Öğrenciler, kızlı-erkekli öğrencilerin olduğu kafeler birden yok oluverirdi...

Başak bir hayat,başka bir dünya...

***

Sabahları okulun önünden geçerken özenidirdim üniversiteli öğrencilere...

Lisedeki bu beklemeye kaldığım yıl bitecek,yıl sonunda kalmış olduğum  iki dersi verecek...

Sonrasında bende üniversiteli olup, belkide önünden her sabah geçtiğim o okulun öğrencisi olacaktım...

***

Kendimce bir iddiam vardı:

Serbest bir zamanlı örneğin; bir ayda 1000 tane yazı yazabilirdim havadan-sudan konulardan olsa ve okunmasada...

Zaman,ölçme sitemleri birbirine uymasada 5 yılda 1000 tene yazıya ulaşamadım ben Milliyet Blog'da...

Ama; iddiamdaki ikinci olay gerçekleşti en azından...

Yazılarımın okunmaması...

***

Ve Kirazlı Mescit'te bir sabah...

İki ayağı sakat bir genç kızın;yol ile duvar arasındaki dar kaldırıma geçmek isterken sendeleyip düşmesine çok az kala, elleriyle duvara tutunması...

O an oradan geçerken yardım etmek isyeyen birinin yardımını kabul etmeyerek;kendi değnekleri üzerine durabilmesi...

Henüz internet,bloglar yokken orada ve sonrasında yazılan bir tür yazıydı bu, kağıda ve beyaz cama yazılmayan...

Yazmak;fotoğraf karelerinin birleştirilip harflere dökülmesiyse bir şekliylede,bugünde yazılabilir solan renklerine rağmen...

***

Kapıdaki polis:

"Çok geç kalmışsın hemşerim çok "dedi...

"Haklısın"dedim...

***

Dile kolay tam(..) yıl olmuş...

Sınavda görevli polis haklıydı ama...

Bu sefer başkaydı...

Hele bir sonuçlar açıklansın...

***

Nihayet sonuçlar açıklanmıştı 4 yıllığı bitirmeye tek ders kalmıştı...

20 Temmuz'a da verilen tek ders sınavı hakkı...

Bu (..)yılda ilkokulundan üniversitesine kadar birçok binada sınava girmişliğim söz konusuyken...

20 Temmuz'daki sınav yerim;yıllar önce önünden geçerken hayalini kurduğum Kirazlı Mescit'teki o üniversiteydi...

Kısa süreliğinede olsa bulunup,diplomayı almaya hak kazandığım...

SON

***

İki ayrı yazı olsun bu blog yazısı birbirine bağlantılı...

Birde başka bir yönden bakalım bu olaya...

Hatta kimilerinizin baktığı gözle...

"Adam kalkmış, kaç yıl sonra bitirdiğini bile yazamamış altı üstü AÖF diploması hakkında  yazı yazmış, yetmemiş gibi diplomasının fotoğrafını koymuş,yeni yetmelerin yeni aldıkları ehliyeti Facebook'ta paylaşmaları gibi..."

Hatırlayan-rastlamış olan olabilir;aynı fotoğrafı Facebokk'ta paylaşmışlığımızda söz  konusu...

2005'ten bu yana bu diplomanın olup-olmaması kimi onbinler için çok önemli(ydi)...

Olması kimilerine ayda 1000 TL fazladan kazandırdı...

Olmamasıda 1000 TL kaybettirdi...

Herşey zamanında denir,örneğin mevsimler gibi...

Geç gelen mutluluklar gibi en azından 3-5 yıl geç gelen diplomada neyi ifade eder?

Kaybedilen1000 TL'nin ancak 150-200 TL'sını telafi edebilir netekim...

Para için;"anayı kızdan ayırır"denilir...

4 yıllık diplomada arkadaşı arkadaştan...

Ülkü ve ilkeleri ayırdı onlarcasını gördük...

Dün dün oldu,bugün bugün...

Yani;"arkadaş" başka,"tanış" başka...

Cengiz Kurtoğlu'nun eski bir şarkısı vardı:

"Hayatımı yazsam roman olurdu"diye...

Bizde şöyle diyelim:

"Diplomayı-AÖF yazsalar roman olurdu"...

 

 
Toplam blog
: 180
: 901
Kayıt tarihi
: 25.07.09
 
 

Önceleri Milliyet Gazetesi'nin "Okur Mektupları" vardı...Şimdi ise "İnternet", "Milliyet Blog" ve..