​ Kırmızı ayakkabılar ! / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

aygoz Özlem Eryoldaş

http://blog.milliyet.com.tr/aygoz1

12 Mayıs '07

 
Kategori
İlişkiler
 

Kırmızı ayakkabılar !

Kırmızı ayakkabılar !
 

Kadın her zaman ki gibi sabah erkenden kalktı. Çocukların kahvaltısını hazırladı. Köpeğin mamasını verdi .Bahçenin kapısını açtı. Köpek tuvaletini yaptı. Eşini uyandırdı. Kahvaltısını hazırladı.

" Hava güzel bahçede edeceğim kahvaltımı" dedi. Tekrar bahçeye masaya çıkardı. Sofrayı kurdu.

Çocukları kursa yetiştirmek için aceel ediyordu. Hazırlandılar. Arabaya doğru ilerlerken eşi seslendi "Gazetemi al öyle gidin ".Döndü marketten gazetesini aldı. Eve getirdi bıraktı.

Çocukları kursa bıraktıktan sonra, manava uğradı. Alışverişini yaptı. Sahilde dolaşan kalabalığa baktı. Karı koca elele dolaşan çift takıldı gözüne. Bir kez olsun inmemişlerdi bu sahile.

Eşine " burası şehire uzak, ben çok sıkılırım burada " demişti. " hayatım her gün sahile iner, çay bahçesin de otururuz, ne güzel şehirin kalabalığından uzak " demişti. Ama on yıldır bir kez olsun inmemişlerdi bu sahile. Sahilden yürüyerek eve geldi..

Eve döndüğünde adam sinirlenmişti."Geç kaldın" dediğinde kadın sahilden yürüyerek geldğini söyledi. Adam daha da sinirlendi." Ne işin var koca kadın sahilde " ..Kadın yaşlandığını düşündü.

Oysa en yakın arkadaşına eşi geçen gün " Ne kadar güzel ve gençsin" demişti. Aynı yaştalardı arkadaşıyla . Kırıldı ama bir şey demedi. Adamın kahvesini yaptı. Kendiside içeri geçti.

Bulaşık makinesini yerleştirdi. Kuruyan çamaşırları toplayıp ütü odasına geçti. Çok seviyordu bu odayı. Kendi başına kalıyordu. Ütü yaparken de küçük televizyonu açıp magazin programını izliyordu her pazar olduğu gibi.. Televizyonun sesi ile karışık telefon sesi duydu. Kocasının telefonuydu bu." ben neden hala bir cep telefonu almıyorumki " diye düşünürken eşiyle yaptığı şiddetli tartışma geldi aklına. " Bütün gün evdesin, evde telefon var kimle konuşacaksın." demişti.Çok büyük tepki göstermişti bu isteğine kocası. "haklı " diye geçirdi içinden. "bütün gün evdeyim " Genç ve güzel arkadaşını düşündü. Üniversiteyi beraber bitirmişlerdi. O evlenmek istemiyordu hiç bir zaman. "hayatımı esir edemem kimseye " diyordu. Şaşırmıştı arkadaşının bu düşüncesine. Evlilik esirlikmiydi !

Eşi geldi yanına. "Ben çıkıyorum" dedi. Nereye olduğunu soramadan kapının kapandığını duydu.

Ütüyü fişten çekti, bahçeye geçti. Kendisine bir kahve yaptı. Açık kalan gazeteye göz attı.

Sevgili arkadaşının fotoğrafını gördü. Yeni çıkan kitabının imza gününden bahsediyordu. Fotoğrafı inceledi sevgiyle. Yanında duran kitapsever okuyucularıyla verdiği poz'a baktı. Gözlerinin içi gülüyordu." Ne kadar genç ve güzel duruyor " diye düşündü. Tıpkı eşi gibi .

Saate baktı. Çocukları kurstan alma vakti geliyordu. Üzerine hemen bir hırka aldı çıktı.

Yolda yürürken ayağında terlikleri, çamaşır suyu lekesi olmuş tişörtü ve paçalarını kıvırdığı kotuna baktı. Birde gazetede ki resimde gördüğü arkadaşının kıyafeti düştü aklına." Ben neden böyleyim ki "dedi kendi kendine. Maddi sıkıntım da yok. " İstediğim kıyafeti alabilirim kendime."

Kursa giden yolu geçtiğini farketti. Kendini şehir merkezine giden yolda buldu. Yola girdi. Şehire indiğinde ilk gördüğü mağazaya girdi. Mağazadan çıkarken üzerinde kırmızı mini eteği, siyah ipek bluzü, kırmızı ayakkabısı ve kırmızı çantası vardı.Hemen karşıdaki kuaföre gitti.

Saçlarını kısacık kestirip boyattı. Parfümericiden aldığı pahalı parfümü sıktı tüm vücuduna.

Arabasına bindiğinde dikiz aynasına baktığında bambaşka bir kadın gülümsüyordu kendisine. Makyaj yaptı özenle yeni aldığı malezemelerle.

Saat çok geç olmuştu. Çocuklar eve dönmüşlerdir kendileri diye düşündü.

Eve geldiğinde eşinin arabasını çocukların ayakkabılarını gördü. Kapıyı kapattı.İçeriden eşinin hiddetli sesi yükseldi. " neredesin sen, çocuklar kendileri dönmek zorunda kalmışlar, sana ulaşmak ne mümkün dedi ". İçeriye yürüdü emin adımlarla, üzerinde yeni kıyafetleri, topuklu ayakkabıları, pahalı parfüm kokusuyla. Eşi onu görünce bir anda sustu. Dikkatle inceledi. Şaşkınlıktan faltaşı gibi açılmış gözleriyle " Ne kadar genç ve güzelsin " dedi..

Gülümsedi kadın. Eşi o akşam yemeği dışarıda yemelerini teklif etti. Tam on yıldır beklediği teklifi geri çeviremezdi. Ailecek yemeğe çıktılar. Eşi o'na yıllardır hasret kaldığı sevgi sözcüklerini fısıldıyordu kulağına gece eve döndüklerinde..

Yıllar sonra ilk kez huzur içinde ve " mutlu " olarak birbirlerine sarılarak uyudular. Uykuya dalarken arkadaşının sözü geldi kulağına " Evlenip de kendimi esir edemem " .."Hayır " diye cevap verdi " evlilik esaret değil ki , bu esareti ben yarattım. Ama artık özgürüm "..12/05/2007

 
Toplam blog
: 185
: 1494
Kayıt tarihi
: 10.03.07
 
 

Yazabilmenin özgürlüğüyle... İstanbul'un bir bahar sabahında dünyaya gelmişim. Keşfetmek, anlayabilm..