​ Yaşlı gözler! / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

aygoz Özlem Eryoldaş

http://blog.milliyet.com.tr/aygoz1

11 Mayıs '07

 
Kategori
Anılar
 

Yaşlı gözler!

Yaşlı gözler!
 

Yeni doğan güne merhaba derken gecenin karanlığını yüreğinden silemiyordu.

Pişmanlıklarla dolu saatler. Yalan bakan gözlerinde bir an olsun bir gerçek görebilme umuduyla bakakaldı aynaya. Sis var gibiydi yüreğinde. Kaldırırsa o sisi tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacaktı gerçekler. Bundan mı korkuyordu acaba?

Oysa yıllar önce tanıdığı kişi bu olamaz diye düşünüyordu. O sımsıcak bakan gözler !

Evet kırışmıştı göz kenarları, dolmuştu gamzeleri ama aynı gözlerdi. Işığı eksikti sadece.

Yılların verdiği yorgunlukla omuzları çökmüştü. O bakımlı elleri çizgilerle dolmuştu.

Elinden hiç düşürmediği sigarası yoktu artık.. Ama sanki varmış gibi parmaklarının arası aralık duruyordu. Şık elbiselerinden geriye kalan bir şal! Üşüyen sırtında duruyordu. Asilliğinden hiç bir şey kaybetmemişti. Ağır ağır konuşurken suçlu aramıyordu. Hep kendini suçluyordu.

"Benim hatam" diyordu. Binbir güçlükle yetiştirdiği çocuklarını düşünürken usunda. "Onlar değil ben istedim buraya getirmelerini" diyordu. Dürüst olduğunu anlatabilmek için çeşitli mimikler yapıyordu kırışmış yüzünde. Resim albümünü çıkardı şalının altından. Sayfaları çevirirken elleri titriyordu. Ama gözleri gülümsüyordu adeta. Çocukluk resimlerinde o yaşların coşkusunda, gençlik resimlerinde aşık olmuş havasıyla bakıyordu resimlere. Kendi yaşantısını yaşıyordu an be an .

Dudaklarının arasından belli belirsiz bir şarkı çıkıyordu. Rüzgara karışıp giden cılız bir ses.

Hüzünleniyordu albümün sonuna yaklaştıkça. Son resimde hiddetleniyor ve ani bir hareketle kapatıyordu. Etrafı kırışmış gözleri, kan çanağına dönmüştü. Ağlamak değildi amacı. Ağlamak yakışmazdı bu asalate! Hep dik durmuştu yaşadıkları karşısında.

Sonra albümün içerisinden siyah beyaz bir resim düştü.

Özenle aldı yerden. Sesini çıkartmadan dakikalarca baktı. Bahriyeli bir subayın resmiydi. Okşadı resmi usulca. Daldı gitti yine uzaklara. "Çok zaman oldu o gideli. beni çok severdi ben de onu. ama götüremedi beni gittiği yere. Dönmedi de bir daha. Oysa beni çok severdi."

Usulca resimi aldı. Sakladı yine şalının altına.

"Benim hatam" diyordu cılız sesiyle. "Ben istedim beni buraya getirmelerini".. Yalan bakıyordu gözleri bu cümleyi söylerken. Ama ağlamıyordu "asaletine yakışmaz" diye!..

 
Toplam blog
: 185
: 1494
Kayıt tarihi
: 10.03.07
 
 

Yazabilmenin özgürlüğüyle... İstanbul'un bir bahar sabahında dünyaya gelmişim. Keşfetmek, anlayabilm..