​ Kırmızı Elbiseli Kadın, O Bir Ressam Serap Ergun / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '18

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Kırmızı Elbiseli Kadın, O Bir Ressam Serap Ergun

Kırmızı elbiseli kadın diyorum ben ona, çünkü hep kırmızı ağırlıkta olan elbiseler giyer. O elbiselerini kendi tasarlar ve kendi diker. Çünkü Ankara da Maltepe kız enstitüsü mezunu. 01.03 1949  doğumlu.

Ama onun çocukluğundan beri  bir türlü vaz geçemediği, içinden dolup dolup taşan bir resim tutkusu var. Küçükken kendisine meyva resimleri yapmasını öğretmesi için onoun sevdiği meyvalarını ona rüşvet olarak verirmiş. İlk okula başladığı andan itibaren  öğretmenleri güzel resim yaptığını keşf etmişler.Sonra liseyi bitirdikten sonra resim yapmayı kend kendine sürdürmüş özellikle Anadolu konulu resimler yapıyormuş. yakınlarında  Alman ve Amerikan sefarethaneleri varmış  tesadüfen resimlerini görmüşler ve resimlerini satınalmaya başlamışlar. Daha sonra evlenmiş ve İstanbula yerleşmiş.

1980 yılında İstasyon Sanat Akademisin de ki bir arkadaşının tavsiyesi üzerine oraya giriyor. Burada Sabri Berkel ve Nurullah Berk in öğrencisi olmuş.3,5 yıl desen ve kolaj çalışmış. Seyhun Topuz danda dersler almış.

İlk sergisini yine  İstasyon sanat akademisinde  Algılarım ve Farkındalıklarım başlığı altında açmış.

Daha sonra İstasyon Sanat Akademisinde çocuklarla sanat proğramında Ayten Yetişdoğulu ile çalışmış.

Çocuklarla sanat çalışmalarına  1993 yılına kadar sürdürdü.Bir yandnda resim çalışmalarına devam etti

Ben onu bu sıralar tanıdım. Ben de İstasyon Sanat Evin de (Şimdiki Sanat Akademisi) çalışmaya başlamıştım. Serap uzun etekli  beyaz yakalı siyah saçlarını arkada topuz yapan kırmızı rujlu ve kırmızı ojeli İspanyollara benzeyen bir hanımdı. İlk baktığınızda onun bir ressam olduğunu anlardınız. Biraz rahattı düşündüğünü olduğu gibi iyi ise de kötü ise de yüzüne söylerdi. Her zaman dürüstlüğüne ve samimiyetine iç güdülerimle inandım. Bu benim için zor bir şeydir. Çalıştığı yeri bukadar seven birine pek rastlamadım. Çünkü orda çok sevdiği sanatını sürdürüyordu. Hemde eğitimine eğitim katıyordu.

Bir çok karma resim sergilerine katıldı 5kişisel sergi açtı. İstasyon Sanat Akademisi nin düzenlediği birçok kültür ve sanat gezilerine katıldı. Mısır, İtalya, Fransa, Fas, İspanya hatta İspanya gezisine ben de katılmıştım. Harika bir gezi idi. Picasso ve Prado müzesi bizi büyülemişti.

Şimdilerde felsefe seminerlerini takip ediyor. Ender Erdemil den Antik çağ felsefesi İsmail Tunalı dan Yunan Estetiği  bu konularda çok kitap okuyor. Ayrıca Marmara Üniversitesinde (Anlamıyorum) adı altında ki seminerlerde, Vasıf Kortundan günümüz sanatını öğrendi.

Şimdiler de çalışmalarına evinde devam ediyor. Eşini kaybettikten sonra oğlu ile yaşıyor. 

Sanatın akıl ve yürekle yapılması gerektiğine inanıyor.  İçinde bir duyguyu barındırmayan bir sanatın olamıyacağına inanıyor. İnsan bir sanat eserine baktığı zaman gerekirse hüzünlenip ağlamalıdır, gereirse gülmelidir. Diyor. 

Bende öyle olması gerektiğine inanaıyorum. Belkide o yüzden iyi anlaşıyoruz. O dostluk arkadaşlık yapmayı bilebilen ender insanlardan biridir. 

O iyi bir anne iyibir eş iyi bir arkadaş iyi bir dost, iyibir ressamdır.

Gülseren Dalbudak

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 59
: 720
Kayıt tarihi
: 02.08.10
 
 

Mimar Sinan Üniversitesi, heykel bl. nü bitirdim. 5 kişisel sergi açtım. Bir çok karma sergilere ..