- Kategori
- Deneme
Kırmızılı Hayvan; mı mı mıııı!...

Buradan geçip gitti o hayvan, oraya....
Kırmızı bir geceden düşmüştük; çok üşümüştük. Sen, ben, o kırmızı kedi, köpek, kuzu, keçi, yılan, yalan, dost, düşman, ayrılık, kavuşma, nefret, aşk, kaplumbağa, tavşan, saka, kaka, sidik, sümük, çamur, yağ, tuz, peynir, reçel, çay, yumurta, et, niyet, pis, kar, bulut....
Şöyle şeyime kadar ıslanmak istiyorum, dedin.
Dur, dedim, ben de şeyime kadar kurumak istiyorum. Senden önce, önceleri, öncemde, öncelikle çok ıslandım ben hep şeyime kadar. Sonra güneş açınca şey edip kurulanırdım şey ortasında kimsenin şeyine karışmadan, işte öyle bende kururdum güneş içi.
İçim dışıma çıktı seni tanıyınca.
Senden sonra,dedi, ben de kurumak istiyorum şeyime kadar, ortada, ortalıkta kimselerden, kendimden bile saklanmadan, sakınmadan, öyle doğal, doğallığımda. Eşlikçilerim var benim, eksiklerim, sonra onlarlı tamamlanırız, tamam mı, hamam?
Hamalı oldum ben hep, ama hep hapı yutarak hayatın, hayatım,hayatımın; mı mı mıııı!...
Yağmur yağıyor, haydi sokağa, sokakta taşmaya, taş olmaya, denize akmaya, su olmaya, hiç olmaya, çok olmaya, şeylerden şey beğenmeye, beğenilmeye, koşmaya, yüzmeye, atlamaya, atlatmaya, kaçmaya, kaçık olmaya, sert ve yumuşak olmaya, olmamaya....
Bu yaşamda fren yok, el el el et herkese, giderken, dönmezken....
1. Not: Şeyime sormadan şeyime kadar ıslanmanın lezzeti aynı kırmızılı hayvanla yaşamak gibi, çok lezzetliydi, dene.
2 Not:
Kırmızının anlamı farklı sende
hayvanın
o gecenin
düşün ve düşüşün
kalkmadan çamurda yatışın
şeyine kadar şey şey
ıslanarak şey etmenin manası
değişik bende sen gibi
biz gibi yaşamak gibi
el sallayıp ardına bakmadan
gitmek gibi ya da uzun uzun
kısa kalmak gibi
işte o lezzette bir şey
şey.
Ş.Y.