Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
491
 

Kırmızılı Kadın

Kırmızılı Kadın
 

herkesin hayatında bir avuç çiçeğim


İnsanın hiç hatası olmaz mı. Olur ve yine olacak. Bu yaşta bile hata yapmanın ve bunu kabul etmenin haklı güzelliğini yaşıyorum. Ama bunu yapmasaydım keşke de diyebiliyorum.

Bunu herkesle paylaşmak istiyorum. Bunu herkesle paylaşırsam sanki, yapmış olduğum suçluluk duygusu daha bir katlanılır hale gelecek sanırım.

Uzun bir aradan beri yazamıyorum, yazmak istememeye duyulan bir isteksizlik değil bu durum. Yerinden yurdundan edilen bir insanın kırgınlığı diyelim. Uzun yıllar yazdığım blog sayfasında yazamıyorum, çünkü bloglarımı kendi ad ve soyadım ile bitirmişim. Devlet memuruyum. Bunların yazılmasının bir faydası var ama, devlet memuru olunca ve gidişat böyle de olunca sonuç un nasıl olacağını kestirmek zor oluyor. Yeni bir blog sayfası yaptım. Yaklaşık bir senedir oradayım. Elimle büyüttüğüm asıl sayfama uğruyorum ara sıra, içim acıyarak. O yüzden yazıyorum ama yeni sayfama alışıncaya kadar yazdığım her şeyi biraz evdeki bilgisayarıma, biraz blog taki sayfama kaydettim.

Bu sefer sadece o sığınma duygusunun gelmesini bekliyordum. Sığınacak bir yer. Ufak bir yer. İnsanların beni farklı pencerelerden eleştirdiği bir yer.

İşte sanırım bu an o an.

Başıma bir şey geldi. Suçluyum ve tek suçum bunu düşünememek, niçin düşünmediğimi bilmiyorum. Düşündüm de kendime mi itiraf edemedim.

Evli bir bayansanız, ve eğer bir telefon alsanız, "Sizinle tanışmak istiyorum, " ve bu konu üzerine, ruhunuz okşanmaz mı ? Ve aslında böyle ilişkileri gün içinde devamlı yaşamaya alışkın bir işde çalışıyor olsanız. Ne yapardınız.

Tabii ki, beni şaşırtan bu değil. Bu hoşuma gitti. Kaldı ki güzel bir bayan değilim. Ama dişiyim ve bunun beni diğer kadınlardan farklı bir duruma soktuğunun farkındayım. Başta ciddiye almadığım ama sonradan bir şekilde nedenler ve nasılları anlatmayacağım bir şekilde telefon da konuştuk. Konu şu. Şener Şen 'in Kırmızılı Kadın filmi var. Kırmızılı Kadın Ben Değilim. "O" başkası diye konuşuyormuş. Onun adına üzüldüm. Kendi adıma üzülmedim. Kendim kızgın veya kırgın da değilim. Sadece yüzleşmem gerektiğine inandığım için yazıyorum. Aslında bir şey aramıyorum hayatımda. İnançlı bir insan olmadığım halde her günüme şükrediyorum. Ama ba"yan" ım, ve bir kadın olarak küçük flörtler hayatın tadı tuzu oluyor.

Mesela aile hekimim ile tanışmam gerekiyordu. Eşim ile beraber tanışmaya gittik. İlaç almam gerekiyordu, eşimin yanında flörtvari davrandım. Çünkü doktorum hem yakışıklıydı hem de çok kafaydı. Yaklaşık yarım saat sürdü işimiz ama sanki biz birbirimizi hep tanıyor gibiydik."Size haksızlık etmişler"dedim. "E kıymetimi bilmiyorlar" dedi. Telefonunu aldım ve kendimin kini de verdim. Sonra da konuştuk. Çok iyi bir insan. Ve ağabey lezzeti var aklımda onunla ilgili olarak.
Ama şu "kırmızılı kadın" gerçekten berbattı. Kendimi kötü hissettiğim tek şey şu. Farkedebilirdim. Farketmedim. Düşünememiş olmamdı.

Dersimi aldım.

Bundan sonra, böyle bir telefon alırsam. Önce ben olup olmadığımı teyit edeceğim. Sonra?

Sonra ilişkiye göre hareket edeceğim. Kadın veya erkek fark etmez.

Eşim mi. O bir tane. Yıllar önce yaptığım seçimlerin ne kadar doğru olduğunun göstergesi o. Hayatım ile ilgili bilmediği bir şey yok. Sen olmasaydın hayatımız bu kadar renkli olmazdı, diyor. Gözlerinde kırılganlık olmadan. Muzip muzip gülüyor.

AYRIK OTUM. SEVGİLERİMLE

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 541
Kayıt tarihi
: 18.08.09
 
 

1971 Kars doğumluyum. Ama karadeniz kızıyım. Babamın mesleğinden dolayı eğitim hayatım farklı yerler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster