- Kategori
- Aşk - Evlilik
Kısa metrajlı film
Deniz kokusunu içine çeke çeke yürüyordu ağır adımlarla.. Yine bir iş gününe başlamıştı işte... Yadigar babaannesi denizi sütlaça benzetirdi. Bir sabah ansızın göçüp gitmişti bu kahpe dünyadan... Ölüm denen soğuk kelimenin varlığını ilk kez o zaman hissetmişti. İnsanlar, ölmez sanırdı küçükken...H ep hayatında kalacaktı sevdikleri... Çocuk yüreğiyle öyle hissediyordu. Ama, hayat kadar acımasızdı ölüm...
Sepetinde simit satan yedi sekiz yaşlarında esmer yüzlü bir oğlandan iki simit almıştı. Adı, Denizdi oğlanın. Ne garip, Zeynep kendisinden ayrılmasaydı, Deniz koyacaklardı ilk çocuklarının ismini..
İşe giriş saatinden yaklaşık yarım önce gelmişti ofise. Kimsecikler yoktu... Mutfakta çay suyunu kaynamaya koyup havalansın diye camları ve balkonun kapısını açtı. Ve eşsiz deniz manzarasını izlemeye koyuldu. Deniz olmasaydı ne yapardı kim bilir.... Deniz olmayan yerlerde yüreğine bir sıkıntı çöküyordu. Özel bir sigorta şirketinde avukat olan üniversiteden bir arkadaşı geçtiğimiz ay Ankaraya davet etmişti... Sokaklarında dolaşırken her sokağı arşınladığında önüne deniz çıkacakmış gibi hissediyordu.
Kaynağın çay suyunun sesiyle irkildi. Çayı demledi ve sabah gelen günlük gazeteleri okumaya başladı. Bir haber ilişti gözüne. Yapılan bir evlilik teklifi ile ilgiliydi. Bir genç , sevdiği kıza, süpriz bir evlilik teklifi hazırlamıştı.Genç sevdiği kızı sinemaya davet ediyor.. Kız, film izleyeceğini düşünürken, sevdiğiyle beraber çekilen resimleride içeren kısa metrajlı bir filmin sinema perdesinde beliriyor. Herkes şaşkın. En çok da genç kız. Mutluluktan ne diyeceğini bilemiyor. Sevinç gözyaşları içinde sevdiğin teklifini, kendisine verilen bir demet gül eşliğinde kabul ediyor....
Ne güzel diye geçirdi içinden...
ARKASI YARIN....