- Kategori
- Kişisel Gelişim
Kişisel Gelişim: Ah şu köpekler!

haberahval.com
Aslında ne kadar eğitime yatkın hayvanlar olduklarını sahnelerde envai türlü marifetlerini ortaya koyan o güzel hayvanlardan anlıyoruz.
Eğitilmiş çok güzel köpekler eğitimcileriyle (köpek eğitimcilerine, “yetiştirici” deniyor.) Bunların bir kısmı da çok akıllı bayanlar oluyorlar. Yetiştirdiklere köpeklerle çeşitli marifetler gösteriyorlar; tabii hem kendileri hem de köpekleri büyük alkış alıyorlar.
Son zamanlarda TV’de de kısa Klip’ler halinde böyle cici köpeklerin marifetlerine rastlıyoruz.
Sözgelimi bir çift kardeş köpeğin evin bebeğini koruma gösterilerini seyretmişsinizdir. Manzara şu:
Evin küçük bebeği sedirin bir köşesinde yatmaktadır. Önünde de iki tane mini köpekçik beklemektedir. Tam o sırada elinde terlikle gelip “şu bebeği bir döveyim” diye terlik sallayan kadına karşı köpekler bir hücuma geçerler. “Sen bizim cici bebeğimize nasıl vurursun” der gibi kadına nasıl hücum ederler. Biri bebeğin üzerine kapanır, ötekisi kadının karşısına dikilerek havlaya havlaya bir hal olur… Bu manzara görülmeye değer.
Belli ki sahne kurmacadır. Kadının aslında yavruyu incitmek gibi bir niyeti yoktur ama köpekler yabancı kadının davranışını öyle algılarlar ve görünüşte öyledir ve hemen her keresinde hücum ederler ve kadını geri çekilmeye mecbur ederler. Aman Allahım, bu nasıl evi ve evin horantasını benimseme ve onları koruma duygusudur! Kısa filmden çok iyi belli oluyordu. Köpekler sahiplerine eve sahip çıkarlar ve onu ellerinden geldiğince korurlar.
Peki, öteki yandan o Çin Atasözü doğru mu?
Ne diyormuş Çin Atasözü : “Köpekler yediği yemeğe bakar; sahibinin bunu çalarak getirmesi köpeğin umurunda değildir ve sahibini korumaya devam eder.”
Köpek için önemli olan önüne konan yalın devamlı gelmesi ve aynı kişi tarafından verilmesidir. Beslendiği kişiye karşı elbette medyun olacaklardır ve onun için elinden gelen her iyiliği ve yardımı yapacaklardır. O getirilen yiyeceklerin nereden alındığı, helal mi haram mı olduğu onun umurunda değildir. Onun için önemli olan efendisinin bunları kendisine vermesidir. Köpekle sahibi arasında bir “Efendi ve köle” ilişkisi vardır. Köpek bir bakıma insanın kuludur, ona şükran borçludur. O ne isterse yapar..
Böyle kötü insanlar tarafından eğitilmiş köpekler bazen insanların üzerine varıp, onları da ısırmıyorlar mı, hatta öldürmüyorlar mı?
Demek ki, iyi eğitilme, kötü eğitilme insanlarda da, hayvanlarda da mevcut. İnsanları iyi eğitirseniz, kendileri ve çevresindeki toplum için iyi işler yaparlar, alkış alırlar ve herkes mutlu olur. Ama kötü eğitirseniz, böyle insanların hikayelerini her gün gazetelerin üçüncü sayfalarından okuyoruz. Kim kimi öldürmüş. Kim kimi soymuş… Bir sürü kara hikaye.. Aslında böyle hikayeler hayvanlarda da mevcut.
İnsanı ve hayvanı nasıl eğitirseniz öyle olur. Onlara iyiliği de kötülüğü de öğretebilirsiniz.
Ona nasıl amaçlar verirseniz , o amaçlara hizmet eder.
Sen bir “Kulsun…” sözüyle büyütürsen, sonunda birisinin kulu ve kölesi olur… Ama ..
“Köylü milletin efendisidir…” dersen ve bu amaca uygun olarak milleti eğitirsen; o millette efendiler ve efendi insanlar çoğalır.
Aslında buna karar vermek gerekir… Ortada kul, köle olarak mı gezeceğiz ve kulluğu kabul edip , bize her efendilik taslayana baş mı eğeceğiz. Yoksa, başımızı kaldırıp, “Ben de efendi gibi yaşamaya layığım..” deyip insan olmanın yeni yollarını mı arayacağız.
O sizin nasıl yetiştirildiğinize bağlı. Ve isteklerinize. Nasıl bir insan olmak istiyorsunuz.