- Kategori
- Blog
Kişisel gelişim doktorum: Yeşim Buyurgan...
Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıldönümlerinden birinde, 10 kasım 2010 tarihinde Milliyet Blog'a üye olmuş o... Kim mi? Tabi ki Milliyet Blog'un Nilgün Aktaş'la birlikte, bana göre en iyi iki kişisel gelişim yazarından biridir kendisi... Benim KİŞİSEL GELİŞİM DOKTORUM dediğim, sevgili Yeşim Buyurgan'dan bahsediyorum sizlere; tabi ki...
Hemen bir şikayetimle başlamak istiyorum yazıma... Sevgili Yeşim hanım... Madem 10 kasım 2010 tarihinden beri Milliyet Blog'un en saygın, en birikimli, en kılı kırk yararak yazan üyelerinden birisiniz... Neden birikimlerinizi bu kadar uzun aralarla yazarak, hem bize hem kendinize haksızlık ediyorsunuz?
Madem 19 aydır bizimle birliktesiniz... Neden daha sık yazıp bizi de sizin gibi, daha birikimli, daha donanımlı hale getirmiyorsunuz? Bu, size de bize de yapılmış en büyük haksızlık değil mi?
Yazı yazma ortalamanıza baktığımda, 570 günlük birlikteliğimizde sadece 114 yazı yazmışsınız. Yani her 5 günde bir yazı yayınlamışsınız. Oysa ki, bana göre siz, haftada 5 yazıyı da rahatlıkla yazabilecek birikim ve donanıma, fazlasıyla sahipsiniz.
Evet, eski bir medya çalışanı olarak ben de bilirim ki, medyada çok yoğun ve çok stresli bir çalışma ortamı var. Öyle gün gelir, saçınızı kaşıyacak, nefes alacak vaktiniz bile olmaz. " Ah birini bulsam, da şu saçımı bir kaşıtsam! " diye hem güler, hem söylenirsiniz kendi kendinize... Hele bir de bu sektörde yönetici pozisyonuzdaysa insan, sizin gibi, ne gün yetişir, ne zaman ilaç olur derdine... Günle beraber koşmaya başlar, gün bitse de siz koşmaya devam edersiniz... Bilirim ben de...
Evet... Bütün bunları ben de biliyor ve peşinen kabul ediyorum ama... Bence bu kadar az yazmış olmanızın temel sebepleri:
- Her işi tam, layıkıyla ve dörtdörtlük yapmak isteyişiniz...
- İdealist kişisel ve profesyonel yaklaşımınız...
- Kılı kırk yaran, her şeyi inceden inceye düşünen, hiçbir şeyi şansa bırakmak istemeyen tavrınız
- Mükemmeliyetçi, başarı odaklı, haddinden fazla sorumluluk duygusuna sahip oluşunuz...
- Her bir yazınızın kendine özel ve özgün bir yaklaşımı, farklı bir bakış açısını sergilemesine gösterdiğiniz olağanüstü özendir.
Her dikkatli bakan gözün de farkedebileceği gibi...
Ama her şeye rağmen burada daha çok yazmanızı ve birikimlerinizi daha yoğun olarak paylaşmanızı bekliyorum sizden... Sizi burada tanımış ve burada okuduğum yazılarınız sayesinde kendini daha fazla geliştirebilmiş birisi olarak, sizden bunu istemeye hakkım var sanıyorum.
Sevgili Yeşim Buyurgan'ın ağırlıklı olarak yazdığı konulardan ben en çok " kişisel gelişim ", " İlişkiler " ve " Aşk - evlilik " konulu yazılarını seviyorum.
Özellikle de," ilişkiler " başlığı altında yazdığı yazılarda, kadın ve erkeğin birbirini daha iyi anlaması, birbirlerine karşı doğru yaklaşımları sergilemeleri, başarılı ve başarısız ilişkilerin sebep ve sonuçlarını ve " ideal"e ulaşabilmek için, yapılması gerekenleri, sabirla ve titizlikle anlatışını kendisinin, özellikle çok seviyorum.
Yukarıda bahsettiğim konu başlıklarıyla beraber, dilerseniz, dağcılıktan dans etmeye, mutluluğun formüllerini öğrenmeye kadar, birbirinden çok farklı konuların anlatıldığı, " gündelik yaşam " konulu yazılarını da keyifle okuyabilirsiniz sevgili Yeşim Buyurgan'ın...
Ve " Psikoloji " kavramı benim yaşamımın ayrılmaz parçalarından biridir diyorsanız eğer siz de, tıpkı benim gibi... Yeşim hanımın az ama öz olarak yazılmış psikoloji yazılarını da muhakkak okumalısınız diyorum sizlere...
Ayrıca benim gördüğüm kadarıyla, sevgili Yeşim Buyurgan, animasyonları en düzenli ve doğru biçimde kullanan, animasyonlardan sistemli şekilde yazılarında faydalanan, tam bir görsellik ustası... Kullandığı animasyonlar da, yazdığı yazıların aklınızda kalacan en ölümsüz sembolleri oluyor bence.
Yazılarının biraz fazla uzun olması, zaman zaman ilgiyi, dikkati biraz dağıtıyor olsa da, eğer yazılan konular gerçekten ilgi alalnınıza giriyorsa, bu ayrıntı aklınıza bile gelmeyecektir. İşte size Gülen Adam Garantisi!...
Not: yazıda kullanılan görsel www.blog.milliyet.com.tr adresinden alınmıştır.