- Kategori
- Blog
Kısmet...
Yolum düştü bir gün blogdan içeri ve usulca süzüldüm tam bir yıl önce aranıza. Yarın o günün yıldönümüdür. Tabi ben yine sabırsızlığımdan ötürü bu gün yazdım yazımı. Geçenlerde Sevgili Ümit Culduz, blog yıldönümü kutlaması için uğradığım sayfasında hatırlatıverdi bana.
“Sema Hanım sizin de doğum gününüz yakındır” dedi.
Baktım gerçekten geçivermiş bir yıl. Doğum günü güzel bir ifadeydi. Hatırlatmasa hani, daha dün gibi.
Bir başkadır blogda zaman. Savrulur durur sayfalar arasında, ruhunuzun ahengiyle gelmişiniz, geçmişiniz ve tüm hissiyatınız.
Milliyet gibi büyük bir gazetenin sayfaları arasında gezinirken, blog penceresi açıldığında nerede bile bulacağımı bilmiyordum kendimi. Hani masal ülkesi bir başka cennet olabilir belki, kaleme gönül verip de vesile bulamayanlar, henüz yazmamış olduğu kitabını İstiklal Caddesi’ndeki kitapevlerinin vitrinlerinde hayal edenler için. Benim için de öyle bir yerdi.
Herkes bir şekilde kendini ifade etmeye çalışıyordu. Okumak, duyguları paylaşmak ve yorumlamak, yazmaktan da güzeldi. Her gün yaşadığımız olaylar konuşulsa da belki stres atıyorduk belki de sözümüz kesilmeden kendimizi ifade edebilme özgürlüğünü yaşıyorduk. Blog sayfam bazen kaçmak istediğim, sağanak yağmurlardan sığındığım bir korunak bazen de buluşmak istediklerimle hoş bir mekân oluyordu. Kimi zaman tartışmaları karşıdan seyrediyor, kimi zaman ateş hattının orta yerinde buluveriyordum kendimi. Her ne kadar yüz yüze görüşemesek de yüreklerimizle burada olduğumuz için yakinen tanıyormuş gibiyim çoğunuzu.
İlk olarak özlenen yazımı şiir olarak yollamıştım. Kabul görmedi tabi. Yeniydim hayali sukuttu benim için. Şiir yayınlanmıyormuş bilemedim. Şimdilerde artık yayınlanıyor ama bu seferde ben ilham perimi neredeyse kaybettim.
Daha sonra Milliyet Blogdan gelen iki email beni çok sevindirmişti.
Birincisi ilk yazımın onaylandığı gün, diğeri ise güvenilir üye olduğum gündü.
Heyecanla eve gidip anneme anlattığımı hatırlıyorum.
Eee dedi annem, yani maaş filan mı bağladılar sana. Nedir bu sevinç?
Of anne dedim ne kadar maddiyatçısın.
Yazma duygusu o kadar özeldi ki parayla kıyaslanmayacak kadar. Emeğin karşılığında paradan daha değerli şeyler vardı. Aldığın yorumlar ve kurduğun dostluklar en büyük ödüldü. Hayalimde bile canlandıramadığım kişilerle yeniden buluşma imkânı sağladı bana blog. Yani hayal ettiğimden çok daha fazlasını almıştım zaten. Hani bazen diyorum bu kadar yazan var, bir de sen kalabalık etme. Durmuyor yine de sazımın telleri. Gönlümün rüzgârıyla tıngırdadı veriyorum aniden duygularımı. Her birinde farklı bir ahenkle titreşiyorlar ve içimden ekliyorum her yazımın sonuna "sürçülisan ettiysem af ola ".
Teknoloji sayesinde milliyet blog birçok kişinin hayalini gerçekleştirmesine yardımcı oldu. Böyle bir fırsat hazırladıkları için çok teşekkür ediyor ve bu çatı altında bulunmaktan ve seviyeli yazılar okumaktan mutluluk duyuyorum.
Her blog toplantısı ardından resimlere bakıp iç geçiriyor, bir gün bende diyorum. Kısmet…