- Kategori
- Kişisel Gelişim
Kısmet faktörü

Kısmet ve şans
Millet olarak kısmet üstüne çok konuşuruz. Aklımızın yetmediğine de kısmet deriz. Ancak nedir bu kısmet?
Bir kere kısmet öncesinde niyet ve gayreti ihmal etmemek lazım. NİYET-GAYRET-KISMET üçlüsü kol kola gezer.
Her şey önce NİYET ile başlar. Niyet demek seçim demektir. Külli iradenin bize tanıdığı cüzi imkan ve koşullar dahilinde bir SEÇİM yapmak demektir. Ve seçim yapmak da o seçimin sonuçlarına dair SORUMLULUK sahibi olmaktır.
Sadece niyet yetmez. Zira Stephen Covey’in “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” adlı o muhteşem eserinde bahsettiği gibi 2 tür yaratma faaliyeti vardır. Pardon buna Sufilerin dediği gibi yaratma değil “İCAT” diyelim. Zira bizler sadece var olanı dönüştürerek yeni bir hale getiririz. Yaratma işi Yüce Yaradan’ındır.
2 tür icaddan bahsettik... zihinsel ve eylemsel. Önce KAVRAMSAL TASARIM olur sonra da İCRAAT. İcraat ise bir kesinlilk içerdiğinden ben GAYRET demeyi daha çok seviyorum. Çünkü her icraat faaliyeti olumlu sonuç vermeyebilir. Yani bir de kısmet var. Yani bir İZİN var. Sistemin, düzenin, Yaradan’ın izni var. Mevlana buna RIZA diyor, aynı Nefsin Terbiyesi’nin 5nci aşaması olan “sefaya belaya razı olmak” hali olan Nefsi Radiyye ile anlatılmaya çalışıldığı gibi.
Kısmet konusu benim “gebelik yasası” dediğim bir şey ile ilgili.” Sebep sonuç yasası” ile etki-tepki var ama her şey olması gereken zamanda oluyor. Bebeğin büyümesi, çiçeğin gelişmesi, kelebeğin tırtıla dönüşmesi için gereken zaman gibi. Bu kısım standart ve belli sapmaya sahip ancak konu olaylara gelince işte burada külli ve cüzi irade devreye giriyor.
Her şey külli iradeden kaynaklanıyor ancak cüzi iradenin seçim yapma imkanı var. Seçim KADER dediğimiz 100 şeritli otoban misali hangi şeridi seçtiğimizle alakalı ama otobanın destinasyonu ve ara durakları çoktan belli. Bu destinasyon ve ara duraklar bizim hayat sınavında, hayat okulunda, tekamül tiyatrosunda alacağımız dersler. Bunları nasıl alacağımız seçimlerimize bağlı. O sınavı geçeceksen ve alman gerek zamanda almıyorsan, düzen seni daha zor şeylerle sınıyor. Her öğrenilmeyen ders bir üst zorluk seviyesi ile karşına çıkıyor. Hindistan cevizini açmak için güç gerekmesi gibi o ders alınacaksa bazen zor yollar beliriyor...kanser, acı, keder gibi.
Yani ne ekersen yine onu çekiyorsun. Etki-tepki veya sebep-sonuç yasası. Hinduizm ve Budizm buna “karma” diyor. Yani ne yaşıyorsak Tasavvuf diliyle hayırlı olduğu için yaşanıyor. Acı olsa bile. Bela olsa bile. O yüzden hiçbir olaya “neden?” dememeli. Yani şikayet etmemeli ama olayların başlangıcı ve gelişimini analiz ederek, ne öğrenebilirim deyip gelişime dair aksiyonları hayata geçirmeli ki tekrar aynı sınav yine ve daha zor olarak gelmesin. Buna OLAYLARIN DİLİ diyor bazı ruhsal bilimciler.
Her şey kişiyi uyandırmak için ona konuşur. Allah her tecellisi ile onlara her an konuşur. Aslında her zaman yardım da oradadır. Yeter ki anlasın ve alsın.
Allah hepimize hep güzellik ile öğrenmeyi nasip etsin.
Sevgiler,
Kenan
https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday
http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday/