Kitabın İlk Sayfaları Kayıp !.. / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

17 Ağustos '08

 
Kategori
Dünya
 

Kitabın İlk Sayfaları Kayıp !..

Kitabın İlk Sayfaları Kayıp !..
 


Gerilere dönüp, yerküremizin geçmişini araştırmak; onun üzerinde doğmuş, büyümüş, hep başka türlere ayrılmalarını sağlamış, eşsiz bir düzen içerisinde yaşamış hayvanların gelişimlerini izlemek için elimizdeki en sağlam kanıt, taşlardır.


Lâkin bizlere getirdikleri haberleri okuyabilmemiz için, bu taşların üst üste dizilmiş yapraklar şeklinde olmaları gereklidir. Her biri ayrı bir dönemde meydana geldiğinden elimizde olağanüstü bir kitap var demektir. Bu yaprakların arasında sık sık, bir kitabın sayfaları arasına konmuş kuru çiçekleri hatırlatan taşıllara rastlanır. Kemik parçaları, çeşitli izler, bu izlerin doğal kalıpları olan taşıllar, çok eski bir geçmişte yaşamış olan canlıların varlığını kanıtlar.


Taşların cinsi, onların hangi dönemde oluştuklarını anlamaya elverdiğinden, hayvan türlerinin yeryüzünde ortaya çıkışlarını gösteren gerçek bir takvim düzenlenebildi. Yüzelli seneyi aşkın süreden beri devam eden bir çalışma neticesinde, sabırlı bilim adamları toprak tabakalarıyla taşlar arasındaki uygunluk derecesini saptadılar. Öyle ki, şimdi bir taşılı gördükleri zaman, hangi toprak tabakasında bulunduğunu bilmeden dahi, ait olduğu jeolojik dönemi hemen söyleyebiliyorlar.


Örneğin, koç boynuzunu andıran bazı büyük deniz kavkıları, "Ammonitler", içerisinde bulundukları taşların İkinci Zaman denizlerine ait olduğunu kesinlikle belirtirler. İçi hava dolu olduğundan suyun üzerinde yüzen kabuklarda yaşayan bu Ammonitler, bildiğimiz ahtapotların akrabalarıdır.


Bazıları hayli iyi durumda kalmış olan bu kavkılar yakından incelenirse, taşılın İkinci Zaman'ın hangi dönemine ait olduğu dahi kesinlikle anlaşılabilir. Çünkü yeryüzünün her tarafında yüzmilyonlarca sene boyunca yaşayan sayısız Ammonitler, çok değişik türlere ayrılarak hemen şekil değiştirmişlerdir.


Ne yazık ki, "hayat kitabı"nın ilk sayfaları koptuğu için, en eski hayvan taşılları bile bizim 600 milyon yıldan daha gerilere dönmemize olanak vermiyor. Elimizde hiç taşıl olmadığından, o zamandan kalma taşlardan edinilecek bilgi de yok! Bu taşlar geçmişte büyük değişikliklere uğramışlar ve çoğunlukla "bir daha yoğrulmuşlar".


Halbuki yapılan tahminlere göre Yer en az dörtbuçuk milyar yaşındadır ve yeryüzünde hayat, bundan iki milyar yıl kadar evvel başlamıştır. Demek ki bu olağanüstü öykünün en ilginç bölümü sonsuza dek bir sır olarak kalacaktır.


Canlı yaratıkların inanılmaz serüvenlerini anlatan romanın okunabilir ilk sayfalarında, bu öyküyü bir hayli ilerlemiş buluruz. Avustralya'da ele geçen dünyanın en eski taşılları bize, o dönemde denizanalarının ve tırtıla benzeyen solucanların yaşadığını göstermektedir.


Asıl anlaşılamayan şey, dizi dizi halkalardan meydana gelmiş solucanlardan, omurgalı hayvanlara geçilmiş olması değil; bundan daha evvel olagelenlerdir... Bir solunum sistemi, sindirim sistemi, sinir sistemi olan solucanlar gibi çok karmaşık yapıdaki hayvanlar nasıl meydana gelmişlerdir?


Daha eski zamanlara dönüş ancak düşünce yoluyla olabilir. Burada hatırlanması gereken şey, hayatın akışında hep aynı kuralların uygulanmış olması ve hayvanların basitten karmaşığa doğru giden bir gelişmeyi izlemeleridir.


Demek ki kendi kendimize, hangi hayvanların denizanalarından ve solucanlardan daha ilkel olduğunu sormamız, şimdi bunlardan hangi türlerin denizlerde kaldığını araştırmamız gerekiyor. Zira canlı yaratıklar bundan 370 milyon yıl evvel sulardan karalara çıktığına göre, hayvanlar tarihinin bu kaybolmuş sayfalarında yazılı olanlar şüphesiz denizlerde olagelmiştir.


 
Toplam blog
: 1907
: 3759
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..