Kız isteme kursu / Gelenekler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '07

 
Kategori
Gelenekler
 

Kız isteme kursu

Kız isteme kursu
 

Halk Eğitim Merkezi'ne gönüllü yardımcı olmak için gitmeye başladıktan bir süre sonra, her zaman olduğu gibi hemen projeler üretmeye başladım. Bu projelerde, çeşitli konularda kurs önerileri vardı. Toplam beş sayfalık öneriler arasında, üç satır yer alan bir konu, sonradan ulusal bir konu haline geldi. İşte hikayesi:

Projeleri Müdür Bey'e teslim etmiştim. Artık onun ne söyleyeceğini bekliyordum. Bir süre sonra, Müdür Bey beni ayanına çağırdı ve bir gazeteyi göstererek "Bak başımıza ne işler açtın" dedi gülümseyerek. Gazete, ilimiz yerel basınından bir örnekti ve orada, tam sayfa olarak, "Müdür Bey'in Yeni Kurs Projeleri" başlığı altında, benim Müdür Bey'e sunduğum projelerin tamamı yer alıyordu. Hem şaşırdım, böyle bir gelişme beklemiyordum ve hem de üzüldüm çünkü gazete olayı aktarmakla birlikte, projeleri Müdür Bey'e mal etmişti. Müdür Bey, bu konudaki hassasiyetimi fark etti ve "Bizim web sayfamızda senin adınla koyarız haberi" dedi. Onun bu yaklaşımı hoşuma gitti. Farklı bir yaklaşım da beklemiyordum zaten. O gün şakayla karışık konuşulan ve bitti sandığım bu konu, ertesi günden sonra daha farklı bir boyuta ulaştı.

Bahçede oturuyordum. İçerden çağırdılar. Çağıran Bayan Müdür Yardımcısı idi. Odasına girdiğimde, her zamanki güler yüzü ile oturuyordu. Odada bir kişi daha vardı. "Buyrun" dedim. Ayağa kalkarak, elini oturmakta olan kişiye doğru uzattı ve "Tanıştırayım" dedi. Tanıştırdığı kişi, ulusal bir kanalın ilimiz temsilcisi imiş ve gazetede yer alan kurs konuları ve özellikle de "Kız isteme kursu" hakkında bilgi almak ve haber yapmak istiyormuş. Şimdi daha fazla şaşırmıştım. Yerel basının kurumla ilgili haberler yapmasına alışıktım. Çünkü hemen her gün onlardan seçmeleri, kurumun web sayfasına koyuyorduk. Ama, ulusal basının bu konulara ilgi göstermesi bende ilk başta şaşkınlık yaratmıştı. Kurs fikirlerimin hepsi bir birinden güzeldi. Ama bu tip konuların haber olduğunu belki de pek fazla görmemiştim. Ayrıca, haber gazetede Müdür Bey'in ismi ile yer almıştı. Neden benle konuşmak istiyordu gelen kişi? Demek ki, Müdür Bey, yapılan yanlışlığın daha da fazla devam etmemesi için bu fırsatı kaçırmamış ve gelen basın mensubunu bana yönlendirmişti. O gün, o kişi ile bir röportaj yaptık ve ayrıca bazı kamera görüntüleri alındı.

İlk soru "Neden böyle bir kurs ?" idi ve şöyle cevapladım : " Normalde, düğün geleneklerimizle ilgili haberlere yada yayınlara baktığımız zaman, nişan ve düğünle ilgili pek çok belge ve bilgi olduğunu görüyoruz ama kız isteme olayından bahsedilmiyor. Halbuki olayın başlangıç noktası kızın ilk istendiği andır ve insanlar bu konuda fazla bilgi sahibi değiller. Böyle bir olayla karşılaştıkları zaman, bu bilgisizlikten kaynaklanan -nasıl davranacağım- sıkıntısını yaşıyorlar. Böyle bir kurs hem, kültürel dokunun bu göz ardı edilen kısmının kayıt altına alınmasını sağlar ve hem de böyle bir ortama girecek insanlar için kolaylık olur. İnsanların belki böyle bir kurs için para verme gibi bir durumu olamayacaktır ama bu konu da destek olacak firmalar aracılığı ile çözülebilir." Muhabirin ikincisi sorusu bu fikrin nasıl aklıma geldiği idi. Onun da cevabı basitti. Yıllar önce bir akrabamıza kız bakmaya gitmiştik ve o köyde, sohbetin, kız ailesi tarafından esas konuya getirilmesinde izlenen yol aklıma kazınmış ve çok hoşuma gitmişti. Normal havadan sudan konuşmalardan sonra, sohbetin esas konuya gelmesi gerekiyordu ve şöyle bir sohbet oldu kızın abisi ile kız anası arasında : "Ana sor bakalım misafirlerimizin başka isteği var mı? " Ana cevap verdi : "Oğlum biz söyleyeceğimizi söyledik, lafımızı yaladık yuttuk, şimdi sıra onlarda."

Röportajın sonunda gazeteci teşekkür ederek ayrıldı. İki gün sonra, haber üç gazetede birden yer almıştı. Sonraki hafta, benim için kısa süreli bir şöhret yaşantısı idi. Her gün en az iki röportaj yapılıyordu ve ayrıca da değişik magazin programları beni davet ediyordu. Ben, bu konunun tam bir magazin haline getirildiğini ve kültürel doku ile ilgili renklerinin atlandığını görüyor ve biraz da üzülüyordum ama bu arada, diğer projelerimden de ismen bile olsa bahsediyor ve kişilerin dikkatini bu konulara çekmeye çalışıyordum. Röportajı yapılmayan kurs proje fikirlerimden bazıları şöyle idi : Duygusal Hırsızlıktan Korunma Kursu, Geri Besleme Kursu, Yayla Evleri Kiralama Kursu, Dijital Fotoğraf Çekme Kursu, İmza Yaratma ve Atma Kursu.

Sonuçta, yoğun geçen bir haftanın ürünlerinden pek çoğu ulusal basın ve televizyonlarda yer almadı. Kurum Müdürümüz, magazin programlarının davetlerini, henüz ortada açılmış bir kurs olmadığı için kabul etmedi. Ve gündem her zaman olduğu gibi, kısa sürede değişti. Artık, ne gelen giden gazeteciler vardı benimle görüşmek için ve ne de ikide bir bahçede kursiyer öğrencilerin meraklı bakışları altında poz verme olaylarım. Bir düş daha sona ermişti.

 
Toplam blog
: 73
: 614
Kayıt tarihi
: 07.02.07
 
 

Ertuğrul Şahin, 1968 Mersin doğumlu. Karadenizli. Çukurova Üniversitesi, İktisadi ve İdari Biliml..