- Kategori
- Güncel
Kızılırmak oldu Çağlayan

Kırmızı bir ırmakta akıyordum kan misali. Ay yıldızlı bayraklar arasında, kendimi bırakmıştım bu coşkulu ırmağa. Yolları pek bilmiyordum. Çoluk çocuk, kadın erkek akıyorduk bu muhteşem güzergahta. Onuncu yıl marşı geliyordu kulaklarımıza uzaklardaki kırmızılıklardan. Dalga dalga olmuştuk tek vücutta. Tek bir nefestik sanki. Bu nefes sanki bizim nefesimiz değil, yıllar önce verilmiş bir kurtuluş mücadelesinin nefesiydi. Bu nefes sanki Sakarya'nın, Kocatepe'nin, Dumlupınar'ın nefesiydi. Bu nefes sanki şehitlerimizin nefesiydi.
Bir ülke uyanıyordu sanki Çağlayan Cumhuriyet Meydanı'nda. Tarihe sığmayan bir ülkenin evlatları akıyordu bir ırmağın kolları gibi Çağlayan'dan, Beşiktaş'tan, Kadıköy'den, Taksim'den, Muğla'dan, Manisa'dan, İzmir'den ve tüm Türkiye'mden. Gelmiş kaynaşmışlardı bu nehirde. Ama sığamadılar bu kutsal nehir yatağına. Taştılar gönüllerimizden, Ankara'ya, Konya'ya ve tüm dünyaya. Dünya bir kez daha gördü bazılarının göremediğini, görmek istemediğini.
Sayamadılar bu sefer sayıları. Her sokaktan, her mahalleden fışkırdı laiklik ve Cumhuriyet. Her evden, her pencereden sallandı bayraklar. Onuncu yıl marşı çalan radyolar sallandı pencerelerden. Yine saymaya kalktılarsa sayılarımızı, ya bunlar sayı saymasını bilmiyorlar yada iyi bir ders almak istiyorlar tarihin ilk öğretmenlerinden; ATATÜRK'TEN.
Hülya Kanatlı