- Kategori
- Bebek - Çocuk
Kızını dinlemeyen dizini döver

Birkaç gündür sağlık durumum pek iyi değil.
Soğuk algınlığı. Gribal enfeksiyon. Her ne kadar yatak, döşek yatmıyorum ama, başımda müthiş bir ağrı ve vücudumda kırılma var.
Kızımın hakkı var. Ne söylese yeridir. Onun sözünü dinlemedim.
Geçtiğimizi hafta sabah duş aldım.
Ufaklık banyo kapısının ağzında söyleniyor.
-Bak baba; dışarısı çok soğuk, üşütüp hasta olacaksın.
-İdiş sen elbiseni giy, kahvaltını yap. Birazdan servis gelecek.
-Bak söylemedi deme sonra. Seni uyarıyorum.
-Tamam İdil. Hadi işine bak sen.
Akşam eve geldim, tekrar duş almak için banyoya yöneldim ve ufaklık yine;
-Baba, sabah duş aldın, şimdide duş alacaksın, bak söylüyorum, çok fena hasta olacaksın.
-Nereden biliyorsun hasta olacağımı İdil.
-Biliyorum işte.
-Neyse İdiş beni rahat bırak. Duş alıp uyumak istiyorum. Yorgunum.
-Söylemedi deme ama. Tamammı.
-Tamam İdil.
Üç gün arka arkaya bu şekilde olunca, haliyle bende başladı bir kırgınlık.
Ve ufaklığın diline pelesenk oldum.
Akşam yemeğindeyiz ve ben rahatsızlığımı dile getiriyorum ve eşime;
-Her tarafım ağrıyor. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum.
Eşim
-Nane limon yapmamı istermisin yemekten sonra.
-Olabilir. Sanırım iyide olur.
Hemen İdiş lafa girdi.
-Baba ben sana demedimmi üşütüp, hasta olacaksın diye?
-Dedin.
-Niye söz dinlemiyorsun?
-Ya İdiş gerçekten iyi değilim. Sık boğaz yapma.
-Ben sık boğaz yapmıyorum. Hep sen bana söylerdin, söylediğini kendin yapmıyorsun.
-……………………………………..
-Ben patilerimi çıkarttımmı, hemen bana söyleniyorsun baba.
-……………………………………..
-Ama sen kendin hiç söz dinlemiyorsun.
………………………………………
-Sana söylemiştim hasta olursun diye.
-Söylemiştin.
-Niye dinlemedin.
-……………………………………..
-Neden dinlemedin baba.
-Bilmiyorum Prenses. Zaten seni dinlemediğim için çok pişmanım.
-Sıcak çorbanı iç.
-Tamam.
-Sonra annem sana nane, limon çayı getirsin onu iç.
-Tamam.
-Sonra yat dinlen.
-Öyle yapacağım prenses.
-Bir dahada söz dinlememezlik yapma.
-Of İdil ya.
-Of deme baba. Seni uyardığım halde söz dinlemiyorsun.
-Sen çokmu dinliyorsun küçük hanım.
-Ben dinlemiyorum, ama ben çocuğum.
-Ya İdil bazen sana söyleyecek söz bulamıyorum.
-Hem ben sıkı giyiniyorum.
-O yüzdenmi burnun tıkalı.
-Benim burnum murnum tıkalı eğil.
-İdiş ya bana bulaşmasan olmazmı bebeğim. Çok yorgun hissediyorum kendimi.
-Ya baba neden hastalandınki. Bu akşam satranç oynayacaktık ne güzel.
-Üzgünüm İdil. Başka zaman. Şimdi dinlenmem lazım. Yarın işlerim çok.
-Baba.
-Efendim prenses.
-Yarın akşam kreşten sen alırmısın beni.
-Biraz zor bebeğim.
-Ne olursun sen al.
-Eğer durumum müsait olursa alırım ama sanırım, müsait olmayacak. Söz vermeyeyim.
-Lütfen baba.
-Dediğim gibi İdil, müsait olursam alırım.
-Bana masal okurmusun bu akşam.
-Sanmam. Kaldıki sen benden uzak dursan iyi olacak. Yoksa sanada bulaşır hastalığım.
-Ya baba bana masal okumanı istiyorum ama.
-İdil hastayım ama. Görüyorsun. Hem sanada bulaşacak diye korkuyorum.
-İyi o zaman, bende çizgi film seyrederim.
-Seyret.
-Seyredeceğim.
-Ama önce şu yemekler bitsin.
-Bitiyor zaten.
Her tarafım ağrıyordu. Nane, Limon çayını içtikten sonra güzel bir uyku uyumuşum.
Bazen yatak döşek hastalanmak iyimi ne.