- Kategori
- Haber
Kleopatra'nın "Aşk İksirinin Sırrı", Marmaris'te çözüldü.

Kleopatra ölüm döşeğinde. (Altta) Hızlı yaşadı, hızlı öldü. Ü
Koskoca Roma’lı Kumandan Marcus Antonius, sevgilisinin “güzellik sırı’nı” muhakkak öğrenmeliydi. Yoksa gözleri açık giderdi öteki dünyaya. Roma’da, dedikodular almış yürümüştü. Bu deli divane, başımıza iş açacak deniliyordu. Roma, kumandanı sepetlemek istiyordu.
Antonius, baktı ki bu aklın cebe konacak yeri yok.Romadan önce davrandı ve bir gecede giyindi kuşandı. Güvercinlerle haber saldı sevdiceğine. “ Seni Tarsus’ta bekliyorum” diye. Kleopatra, muhteşem bir filo ile Tarsus’a geldi.
7 yıl sürecek renkli, romantik, ateşli bir aşk yaşadılar. Bu gün, Kleo’nun Tarsusta geçtiği kapı, Kleopatra Kapısı olarak değiştirildi. Halen de öyle.
Romalı Antonius, bu güzelliğin sırrını sordu, Kleo’dan. Seks dolu Kleopatra, zarif işaret parmağını, usul usul kaldırıp, Romalının dudağına götürerek değdirirken, “sus” işareti yaptı.
Gösteri başlıyordu. İlk önce, Gökova’ya gelindi. Sakar Tepesinden süzülen tahtırevan, oradan doğruca Sedir Adasına geçti. Kleo, kumları harmanlayıp, ateşledi. Kumlar, mısır patlağı gibi çatırdayarak sesler çıkardı. Sanki havai fişek şöleni vardı. Bir yanda mehtap, bir yanda alevlenen kumsal, bir yanda deniz. Kleopatra, “Aşkımız, bu kum tanelerinde saklı. Her patlayan tanelerin içinde sen varsın” diye fısıldadı, sevdiğinin kulağına o akşam.
Mısır'dan 60 büyük gemiyle çapları 1 milimetreden daha küçük ve her tanesi aynı büyüklükte olan kumları getirtmişti.. Yalnızca Dünya'nın iki yerinde varolduğu bilinen bu özel kumun diğer özellikleri de ateşte yanıyor, sodalı suda kendiliğinden çoğalıyor ve büyüteç altında incelendiğinde hareket ediyor olmasıdır. Karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesiyle oluşan kumların denize kattığı eşsiz güzellikteki renk de, muhteşem. Kumların bir benzerinin de Kızıldeniz'de olduğu bilinmektedir.
Yarı çıplak Mısırlı kızlar, dizi dizi durmuş “Lir” çalaraktan, atmosferi de aşk havasına çoktan sokmuşlardı. Lir çalanlar, diyapozon kullanmadı o gece. Her biri, diyapozondu zira. Sellercesine, ölürcesine, aşk ile yoğrulmuşlar, aşk potasına dökülmüşlerdi sanki her biri. Uzun saçlarını, rüzgara vermişlerdi. O gece, bir kaçı, gökyüzünde ışıldayan yıldızlarla biriyle, nişanlanıvermişti. Kleo’nun olduğu yerde aşk, muz gibiydi. Herkese göre tadı değişiyordu soyarken, yerken, vuslatlara erilirken, zevkten kumlara düşerken.
Ya Antonius?! Coşarak bağrını açmış, yumruk yaptığı elini, göğsüne göğsüne vurarak, sesleniyordu Kraliçesine “Aşkının sırrı eğer bir sığla yağında saklı ise, “köpürt beni” Kleopatram!” demesi, boşuna değildi. Bir yanda testsi testi şaraplarla muhteşem bir gece yaşadılar. Yedi kat yerin dibine, 7 kat da gökyüzüne çıkıp çıkıp indiler. Kleo “ Bu mekan, benim, gönül iksirim” diye fısıldadı. Güzelliğin birinci şartı, ruhu hoşnut kılmak” dedi. Antonius, olan bitenlerden şaşkındı… Bu gün bu yer, Kleopatra Adası diye anılır.
Kleo’nun daha gösterecekleri vardı. Şaşkına çeviriyordu sevdiğini her adım başı. Çadırlar toplandı. Gemilerle Marmaris Limanına gidildi. Oradan “Günnük” Ormanında çadırlar kuruldu. Ağaç kabuklarından sızan yağlara ellerini sürdüler, sonrfa da parmaklarını yaladılar. Gözleri ışıl ışıl oldu ikisinin de. Yüzlerine renk geldi. Aşk sarhoşu oldular. Oracıkta yığılıverdiler. Ancak, İbibikler öterken ayılabildiler. Kumandan, işin sırrını öğrenmişti. Kendisini çıldırtan bu aşk kokulu Kleonun sırrını öğrenmişti kumandan. Büyük bir hayretle “ Vay anasını” demekten kendini alamadı.
Yağ çok muhteşemdi. Mısırlılar ölülerini mumyalarken,, bu yağla da güzelleştiriyorlardı ayrıca. Evde kalmış kızlar, bu yağ sayesinde güzelleşip, yuva kurdular. Günümüzde Mısırlı mumyalar yeryüzüne çıkarılırken neden gülümser acaba? Hiç düşünme fırsatınız oldu mu? Temiz havaya kavuştuğundan mı? Hayır ve de nayır. Bu yağın verdiği güzelliktir yüzüne vuran ve onu mutlu gösteren. Dikkatlice bakın, ölünün yüzünde gülücüklere rastlarsınız. Eeee, geriye kalanlarda da, “güzellik var mı” diye sormak, ayıp olur ölüye. Sorulur mu? Sorulmaz. Sahi, ne cevap verirdiniz acaba? “Siz benim oramı buramı niye karıştırıyorsunuz. Gidin kendi işinize mi” derdi, yoksa “elinin körü mü?!” derdi. En iyisi mi, Antonius ve sevgilisine sormak. Onları bulursanız tabi.
Ama, Marmaris ve çevresinde yetişen bu ağaçlar, bilinçsiz şekilde azalıyor. Dini törenlerde tütsü olarak kullanılıyor bu “Sığla” yağı. Ağaçların gövdeleri oluk oluk yarılıyor. Sızan yağ, kaşıklarla toplanıyor, talaşları ile birlikte kaynatılıp, kıl torbalarda, preslenerek süzülüyor. Bal kıvamında koyu renkli bir madde bu.
16. yüzyıldan beri de biliniyor. Sünnet çocuklarının yaralarının iyileşmesinde birebir. Vücut parazitlerine de öyle. Kozmetikte, parfümcülükte, mide ağrısında, sabunda, çiklette, aşk yaraları dahil her bir şeye yararı var. Bakkallarda minik şişelerde satılıyor.
Kleo’dan bu yana bu ağaçlardan günümüze ancak 3-5 ton yağ çıkarılıyor. 1980 de bu miktar 19 ton idi. Bazı insanların tenleri, kendiliğinden güzel kokar. Demek ki, Kleo’nun kendi vücudunun özel kokusu ile bu yağ birleşince, insanlar çıldırıyor olmalı.
Bu durumlara Muğla Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğ, Üyesi Doç. Dr. Belgin Göçmen Taşkın “ 65 milyon yıl öncesi bilinen bu sığla ağacı yağının üretiminin durma noktasına” geldiğini söyledi. Doktorumuz haklı. Buralara turistik amaçlı oteller yapılıyor. Ağaçlar bu yüzden kesiliyor.
Marmaris Gönüllüleri Derneği Başkanı Filiz Ersan, 2 yıl önce seslenmişti acı acı Sığla ağaçlarını ihalelere çıkarıldığından bahisle “Dünyanın hiçbir yerinde doğal zenginlikler, ihaleye çıkarılamaz!” Ne kadar haklı!
Çeşitli isimleri var bu kokulu, şifalı yağın: “Amber, Sığla, Mia, Suğla, Sığaca” gibi. Mart sonunda başlanır işe. Eylüle kadar sürer.
Ağacın yaprakları, çınar ağacınınki gibi. Sulak yerlerde yetişiyor. Bal kıvamında, hoş kokulu yağı çıkıyor. Çin’de, Rodos’ta yetişiyor ayrıca.
Yurt dışından çok talep var.
Kleopatra’nın aşk iksiri, tükendi, tükenmek üzere.
RESİMALTLARI: 1- Kleopatra Plajı 2- Sığla yağı, ağaç çizilerek çıkarılır. 3- Tarsus’ta Kleopatra kapısı 4- Ağaç çizilirken 5- Kleo, ölüm döşeğinde 6- Kleo 8- Dr.B.Taşkın. 9- Kum, hala çok özel 10- Kleo, hala sıhhat dağıtıyor 11- Kleopatra (Modern) 12- Sığla ormanları
