- Kategori
- Dünya
Kobani, gerilla
İlginç olaylar oluyor Kobani’de. Ancak hep garibanın öldüğü, öldürüldüğü acımasızca süren bir savaş. Her savaşta olduğu gibi Savaş Lordlarının locadan izlediği bir savaş. Roma İmparatorluğu zamanından kalma bir arena misali sürüp gidiyor yıllardır. Ölüm her zaman olduğu gibi garibanların kaderi. Ölüm piyonların ve en çaresizlerin kaderi. Bir kesim, Türk ordusunun oraya müdahale etmesini isterken, diğer kesim ne işimiz var sınır dışında derken, büyük babanın temsilcisi Kobani’de TSK ve unsurlarının hiçbir grup tarafından görülmek istenmediğini söyleyerek aba altından sopa gösteriyor. Yurt içinde bir grup ayaklanıyor. Yüzleri maskeli gruplar sokakları yangın yerine çeviriyor. Kimi; bu grupları onaylayarak, bunların özgürlük savaşçısı olduğunu iddia ederken kimileri de vatan haini olduğunu söylüyor.
Savaşlar, silah kullanabilenlerin silahlarını kullanarak kazanacakları bir şey olsaydı tarihte gerillalar Cengiz Han gibi kısa zamanda imparatorluk kurarlardı. Ancak savaşların artık silah kullanabilmekten çok fazlası olduğunu, aklı başında olan hemen herkes bilir. Yüz yıla yaklaşan, devletimiz hala kendi ayakları üzerinde durmak için büyük bir mücadele göstermek zorunda. İç ve dış tehditler günden güne artıyor hissine kapılıyor. Binlerce yıllık devlet tecrübesi olan devletimizin içte ve dışta yaptığı yapacağı mücadeleler bundan sonra daha da kızışacak. Dünya’yı yöneten vahşi kapitalizm din, ırk, millet, namus takmadığı gibi görünen standartları hayalden ibaret. Ürettikleri silahların, ürettikleri kimyasalların, yıllardır etkilerini keyifle dev ekrandan izlerken, ölümler onlar için bilgisayar oyunlarından farksız. İdeolojileri, dinleri, felsefeyi, modayı, basın araçlarını kullanarak yapıyorlar. Böylesine büyük endüstrilerin dünyaya böylesine hükmettiği yerde devletlerin esamisi okunamazken gerilla da ne oluyor. Sahi nedir gerilla. Özgürlük savaşçısı ya da her neyse. Bilimden teknolojiden bihaber. Kendi silah ihtiyacını giderebilir mi gerilla. Kendi arabasını yapabilir mi, kendi yolunu, kendi gıdasını temin edebilir mi. Diyelim ki başarı sağladı. Sonrası ne olacak. Dünya devletleriyle, bölge ülkeleriyle mücadele edebilir mi. Temsil ettiğini düşündüğü insanlara gelecek temin edebilir mi. Hem sonrasında o grupların içinde o gruplardan olup onlara karşı savaşacak yeni gerillalar türemeyecek mi? Tamamen su-i hayal olan bu hal acaba sonunda savaşı başlatan, silahı veren insanlar geri çekildiğinde ne olacak? Kendine don dikecek teknolojiye sahip olamayan insanların devleti sukut-u hayal değil de nedir.? Ayakta kalma mücadelesi vermek için çok daha fazlasını yapabilmek lazım.
Kendilerince manşet atarak insanları birbirine kışkırtanlar, şöyle yapardık, böyle yapardık diyerek yakıp yıkanlar. Size o paralar gelmezse su bile alamazsınız. Irak savaşı oldu. Sonuç üç milyona yakın masum insan öldü, sakat kaldı. Çocuklar diri diri yandı. Petrol Amerika’nın oldu. Iraklı kocaları savaşta ölen kadınlar zenci doğurmaya başladı. Binlerce kadın Suriye’deki fuhuş sektörüne satıldı. Şeriatla yönetilen ülkelerin Müslüman erkekleri Suriye’ye turlar düzenlediler. Sonra uydurma Arap baharı ile yerle bir oldu hükümetler. Aynı durum Suriye’nin de başına geldi. Ne yazık ki, kimse dile getirmese de Suriye’nin Irakla olan savaşındaki rolünü Türkiye aldı. Belli başlı yerlerde ciddi oranda Suriyeli kadınlar fuhuş sektörünün eline geçti. Türkiye’ye turlar var mı bilmem ama dileğim bu insanlar çok çektikleri uçkurlarının cezasını pahalıya ödemezler.
Savaş sadece silahlı savaş değildir. Kültür savaşıdır. Üstünlük savaşıdır. Din savaşıdır. Irk savaşıdır. Ekonomi savaşıdır. Hırs savaşıdır. Kim bilir bilmediğimiz ne savaşıdır. Hiçbir zaman birbirlerini görmedikleri halde Trabzonlu çiftçiyi Diyarbakırlı çiftçiye düşman eden. Ya da tersi. Çok yönlü bir savaştır bu. İnsanlar düşünürler. Ama çoğu zaman düşündürülürler, ikna edilirler. Hayatında bir gün dahi çalışmamış insanın emek soyguncusu değil, emekçi olduğuna. Papazın imam olduğuna. Doğru düşünmek de bir sanattır. Ancak acaba bize doğrularımızı kim enjekte etti farkında mıyız. Acaba doğrularımız bizim mi, sahiplerimizin mi. Çin’e fetih mücadelesi çoğu kez Türk hakanları tarafından bizzat kesilmiştir. Sebebi ise kalabalık Çin nüfus arasında askeri olarak yapılan fetihlerin, sonrasında illa ki kültürel yenilgiye uğrayacağını öngörebilmeleriydi. Fare dağa saldırsa ne olacak. Dağda fareden çok daha büyük yırtıcılar var. Kobani, Mobani Hayal Meyal işte ölene de öldürene de.
“Hiçbir aşırı istek normal yollardan karşılanamaz” Bu; ölüm kalım mücadelesiymiş kime ne.
İlhan Aydın
Teknik Öğretmen