- Kategori
- Kahve
Kokulu yazı

mmm...
Mmmm…Kahveee..
Bir şey bu kadar mı güzel kokar, bu kadar mı sarıp sarmalayabilir insanı? Bir koku bu kadar mı davetkâr olur? Fark eder etmez bu kadar mı ister insan hemen bir fincan içivermeyi…
İnsanın ruhunu okşayan başka kokular da vardır elbet.
Mesela yağmurdan sonra gelen toprağın kokusu… Tertemiz bir kokudur ama hüzün çağrıştırır insana. Belki genelde sonbahar yağmurları sonrası bu kokuyu duyduğumuzdan hüzün geliyordur aklımıza. İlkbahar yağmurları sonrası da bir koku hissedilir ama o zaman insanın ruh hali doğanın yeniden uyanışı sebebiyle hüzne meyyal olmadığından hüzün kokuyor demeyiz.
Deniz kokusu da güzeldir, duyduğunuz anda bir ferahlık kaplar içinizi, duymasanız bile martı sesleri yankılanır kulağınızda. Sevdiğiniz deniz kıyısı anılarınız gelir geçer aklınızdan, kavuşmalar, sohbetler, vedalar ve başkaları…
Anne kokusu vardır, bebek kokusu, sevilenin kokusu… Bu kokuların benzeri de yoktur, neye benzediklerinin tarifi de hissettirdikleri duyguların tarifi de zordur.
Kızarmış ekmek kokusu da güzeldir. Uzayan keyifli pazar kahvaltılarını anımsatır olmuştur son yıllarda ama daha da öncesi çocukluğun en hatırlanası kokusudur o. Genellikle sobaların üzerinde kızartılanının hem kokusu hem tadı başkadır.
Bütün bu güzel kokular bir yana kahve kokusunun üzerinde bir koku yoktur bana göre. Duyulduğu anda sanki daha çok içimize çekmemizi kolaylaştıracakmış gibi gözlerimizi de kapatıp ciğerlerimize dolduruveririz bu kokuyu. Yüzümüzde kocaman bir tebessümle...