- Kategori
- Siyaset
Kokuşmuş (Nereye baksanız koku geliyor)
Nasıl bir “hırstır” anlamakta zorlanıyorum. Nasıl bir hınçla kinle bezenmişlerse korkuyorum.
Siyaset bilimi ahlakı geleneği bu değil, siyasetçi böyle olmamalı…
Demek ki bize yanlış öğrettiler; Türkiye Büyük Millet Meclisi tertemiz kalmış suya sabuna bulaşmamış, kötülük yasa dışılık yalan dolan bulaşmamış “insanlar” yuvası, diye.
Değilmiş, son yıllara, alınan kararlara, çıkar ilişkilerine, baskılara, yandaşlığa, kadrolaşmalara, konuşulanlara meclisteki kavgalara, gizli kararlara örtülü ödeneklere, oy karşılığı yardımlara, ayak oyunları sabotajlara bakınca artık kimse kusura bakmasın hiç tereddüt bile etmeden siyasette siyasetçilerde “kokuşmuş” diyebiliyorum.
Hele ki amacı, yolu yordamı ve varacağı son noktası belli olmayan “Barış Süreci” adıyla terör örgütü liderleriyle yapılan anlaşmaları, devletin askerine, masum gencecik çocuklarına kurşun sıkanların salıverilmesini,
Teröristlerle mücadele edenlerin, halka hizmet edenlerin, yasal olarak “Cumhur” tarafından seçilmiş vekillerin, aydınların yazarların gazetecilerin,
Neredeyse altı yıl olmasına rağmen kesinleşmemiş suçları daha doğrusu belli bile olmamış suçları nedeniyle hapishanelerde tutsak edilmelerini görünce bırakın kokuşmasını “çürümeye bile başladığını söylemek “abesle iştigal ” olmayacaktır…
Belki birileri (?)alınganlık gösterirler, okuduğu halde anlamayanlar içinde anlasınlar diye isterseniz bir mini fıkra anlatayım.
***
Eski barajın yanında piknik yapacağımız bir koruluk vardı. Her bahar bayramında olduğu gibi hafta sonlarında güneş ortaya çıktı mı iğne atsanız yere düşmezdi “piknikçiler” yüzünden…
Orada salaş derme çatma damı sazlıklarla örtülmüş bir kasap dükkânı vardı, sinek kedi köpek gibi et yiyenlerin haddi hesabı yok…
İşte böyle bir kasap, dükkânının önüne bacaklarından astığı yüzülmüş koyunların üzerine kocaman bir etiket yapıştırmış, üzerinde “Hepsi kokuşmuştur” yazan…
Mahallenin eli maşalı kenarı boncuklarla işlenmiş başörtülü şişman yaşlı kadınlardan biri etiketin üzerinde yazılanı okur okumaz başlamış kasabı azarlamaya;
“Utanmıyor musun etlerin üzerine “kokuşmuştur” diye yazmaya…”
Kasap bıyık altından gülerek yanıt vermiş;
“Kızma teyzeciğim o yazı müşteriler için değil “kovmaktan” usandığım sinekler için…”
***
Elbette içlerinde son derece dürüst ilkeli vatansever milliyetçi barışsever, hayvan sever, eğitimli akıllı(akil değil) vekiller de vardır istisnalar kaideyi bozmaz, sözümüz “kokuşmuşlara…”
Mecliste bir muamma var “anayasa çalışmaları” şimdi alın koyun bu “kokuşmuşlukları” koyun bakalım neresinde koyarsanız koyun “koku” yok diyebilir misiniz?
İmralı özleşmesinin ne olduğunu bileniniz var mı? Hadi belki kızacaksınız ama koyun bakalım “Barış Süreci” kararından sonra meydana gelen KCK suçlularının salıverilmeleri üzerine “kokuşmuşlukları” bakın bakalım koku geliyor mu gelmiyor mu burnunuza…
Okuduğumuz okullarda aldığımız tüm eğitimlerde hatta çalıştığım iş yerlerinde gittiğimiz tayin illerinde hukukun üstünlüğüne inanmadık mı? Şimdi elinizi vicdanınıza koyun “kokuşmuşlukları” “devlet memuru” sınıfına sokulan savcıların hâkimlerin ve Adalet Bakanlığının üzerine koyduğunuz da ”kokular” size de iğrenç gelmiyor mu?
***
İnanın şu anda ben meclise gitsem, üniversitelere bakanlıklara büyük iş adamlarının yanına gümrüklere sınırlara belediyelere gitsem elimde eline bir “kokuşmuştur” etiketi olsa yemin ediyorum nereye yapıştıracağımı bilemem.
Aman ha sakın yanlış anlamayın o etiketlerin tamamı “sinek ve asalaklar” içindir…
İyi akşamlar…
Erdoğan ÖZGENÇ