- Kategori
- Komşuluk
Komşun var mı?

Buz tutmasın yürekler.
Gençler komşu kavramına sanırım -geyik yapılan sözlüklerde- rastlıyorlardır, artık!
Dört yıldır yaşadığım bu yerde;
Karşılaştığımızda "merhaba"demekten, hal hatır sormaktan başka iletişimim yok, komşularımla.
Ha pardon, birde apartmanın yıllık yönetici değişimi ritüelinde bir saat, apartman işlerini konuşuyoruz.
Hırsızlıkların çoğalmasının ana nedeni, komşuluk ilişkilerinin zayıflaması-bence yok olması- gösteriliyor.
Çok doğru, komşumun eşyalarını yüklenmiş kamyona giderken görsem"Komşum taşınıyor" diye düşünürüm, haklı olarak.
Birinci dairede ki teyze ölmüş, kızı apartman görevlisiyle helva göndermişte, haberim oldu öldüğünden, bu gerçekten çok acı!
Dinimizde öldüğümüzde ilk sorgumuz "komşu hakkı", sanırım, bu soru atlanacak artık.
Herşey bizim zamanımızın çocukluğunda gençliğinde mi kaldı, çok şey gibi..!
Bir komşumuzun bebeği olsa, mahalle kırk gün kadını kaldırmaz, ona bakardı.
Bir komşu ölse, kırk gün -o zamanlar Tv.yoktu- radyoda kısık sesle ancak ajanslar dinlenir kapatılırdı.
Annemin işi olduğunda beni komşu teyzeye emanet ederdi, çocuk yalnız bırakılmazdı evde.
Bahçemizde ki ayva ağacının meyvelerini topladığımızda, hilafsız her komşuya bir tane verilirdi.
Kandillerde küçük bir teneke kutu içine konulan mumları yakan her çocuk, komşu kapılarını çalar el öperdi, komşu teyzeler küçük harçlıklar verirdi onlara.Keza bayramlarda çocuklar el öpmedik komşu kapısı bırakmazdı.
Eski İstanbullular bilir, eski semtler çoğunlukla yokuştu, kar yağdığında tahta merdivene binip o yokuştan kaymak ta eski eğlencelerin tadında kaybolup gitti..
"Akraban gelene kadar çocuk baba der" veya "akraban gelene kadar komşu çeneni çeker" sözlerine inat; Günümüzde cesetler kokuyor komşu kapısı polislerce kırılıyor!
Komşu en büyük nimettir, merhabamızı esirgemeyelim, dostluğa susamayalım..
Bu blog'u girdiğimde bu teyzenin dramından habersizdim. Haber daha sonra girildi.
Bu da "Komşuluk tezimi" doğruluyor. Komşusuz kalmayalım!