- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Kömür iyi bir yakıt mıdır?
Günümüzde kimya endüstrisinin temel hammaddelerinden biri olan kömür içinde birçok element ve bileşik olan bir karışımdır ve pertol gibi fosil yakıt olarak tanımlanır. Yeraltında belli bölgelerde bulunan ve yerine yenisi konulamayan bu fosil yakıtlar belli bir süre sonra bitecektir. Gelecek kuşak torunlarımız, bu çok kıymetli hammaddeyi sobalarımızda, termik santrallerde yakıp kül ettiğimiz için belki de bizleri lanetle anacaklardır.
Çıkarıldığı yöreye göre kömürün içerdiği karbon oranı değişebilmektedir. Karbon oranı en yüksek olan kömür yakıldığında daha çok ısı enerjisi ortaya çıkar.
Şeklinde gösterilen karbon yanması sonucunda, kömürün içinde bulunan katı karbon havanın oksijeninle birleşmekte ve havaya CO2 ve duman (duman, yanmadan küçük parçalar haline gelmiş olan karbon parçacıklarıdır) ısı enerjisi salınmaktadır.
1: Kömür gibi fosil yakıtların yanması sonucunda karbon, kükürt ve azot elementlerin birçok bileşeni gaz olarak havaya salınır. Bu gazların bazıları (CO2, CO) sera etkisine sebep olurken bazıları da (N2O3, NO2, N2O, NO, N2O5 ile SO3, SO2)asit yağmuruna neden olurlar. CO2 ise her iki zararlı etkiye de sahiptir.
2. Fosil yakıtlardan olan kömürün yakılması sonunda elde kalan kül, tarım alanlarını yok eden bir maddedir. Briket yapımından başka hiç bir işe yaramaz. TGS’lerde çok fazla miktarda kömür külleri mecburen açık havada geniş alanlarda yığıldığı veya maden çukurlarına döküldüğünden dolayı içerdiği bütün ağır metal bileşikleri yağmur sularıyla eriyip yeraltı sularını kirletir. Akkuyuda kurulacak NGS’nin toplam gücü 4800 MW(e) olacağına göre, aynı güçteki bir kömürlü termik güç santrali, TGS, yılda yaklaşık olarak 211 200 ton kükürt oksitleri ile 105 600 ton azot oksitlerini havaya saçarken, arsenik, kadmiyum, kobalt, nikel ve vanadiyum gibi zararlı elementlerin 1 920 ton kadar bir miktarını içeren 1 536 000 ton kül üretecektir.
3: Kömür, çevreyi radyasyon açısından en çok kirleten bir malzemedir.Yeraltındaki sularda ermiş halde bulunan uranyum bileşikleri, suların hareketleri ile yer değiştirirken, kömür yataklarına gelince burada tutulurlar çünkü kömür yatakları uranyum bileşiklerini geçirmez. Bu nedenle kömür yataklarının hemen hemen hepsinde bolca uranyum bileşiği bulunur. Kömür çıkarılırken içine karışan uranyum bileşiklerinin radyoaktivitesi yanma ile değişmeyeceği için, küllerle beraber ortama serbestçe saçılır. Serbest halde havayla her yere taşınan uranyum bileşikleri solunum yoluyla canlıların içine girip, içerden ışınlarken ( en tehlikeli olan radyasyon etkisi) aynı zamanda toprağa karışarak bitkilerin bünyesine, oradan da bitkilerle beslenen hayvanların bünyesine geçebilmekte, sonunda bize kadar gelebilmektedir.
Akkuyu'da kurulacak NGS’nin toplam gücü 4800 MW(e) olacağına göre, aynı güçteki bir kömürlü termik güç santrali, TGS, yılda yaklaşık olarak 211 200 ton kükürt oksitleri ile 105 600 ton azot oksitlerini havaya saçarken, arsenik, kadmiyum, kobalt, nikel ve vanadiyum gibi zararlı elementlerin 1 920 ton kadar bir miktarını içeren 1 536 000 ton kül üretecektir.