Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

15 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
 

Kömür yarası

Son iki gün Türkiye'de en büyük facialardan birini yaşadık. Soma'da madendeki yangın yüzlerce madencimizin ölmesine neden oldu.

Ülkemizde 3 gün milli yas ilan edildi. Kendileri birer elmas olan yüzlerce maden işçisi bir parça kara elmas uğruna öldüler. Ülkemiz yas havasına büründü. Peki bu kadar madencimiz ne için öldü?

Bu konuda henüz tam bir bilgi yok. Madeni işleten Soma Holding'in başkanı Alp Gürkan'dan da tam bir bilgi henüz yok. Evet, belki bir iki cümle söylüyor. Ama bu kadarı yeterli değil. Yüzlerce kişi öldü; ülkemizin ciğeri yanıyor. Hepimiz yastayız üzülüyoruz. Elimizden birşey gelmiyor. Sadece ölenler için dua edip yaralıların iyileşmesini temenni ediyoruz. Başka ülkelerde de böyle kazalar oluyor ama kimse ölmüyor. Bu olayın yaşanmasının en önemli nedeni önlem almamak ve tedbirsizlik. Zaten bizim ülkemizde ancak bir olay olunca tedbir alınıyor ama iş işten geçmiş oluyor bir kere... Ülkemiz 1992 'den beri böyle bir acı yaşamamıştı. Ama malesef ders alınmıyor hiçbirşeyden. En başta Manisa'daki işçi yakınlarımızın aileleri, sonra ülkemiz için çok acı bir haber. Kazada damatlarını, oğullarını, kocalarını kaybeden insanlar var. Ölenlerin de çocukları var. Onlar da artık babasız kaldılar. Evet, belki devlet yardım edecek onlara ama bizim de destek olmamız lazım aslında. Taner Yıldız'ın da dediği gibi "Helal Para yiyen işçilerimiz" bu kazanın kurbanları oldular. İçeride olanları herkes merak ediyor. Bunun için kazadan kurtulan madencilerin konuşmalarını araştırdım derledim. Ve size sunuyorum.

Bir televizyon programına bağlanan kazadan kurtulmayı başaran maden işçisi Recep Karabulut orada yaşadıklarını anlattı."İlk 14:55 te dumanı hissettiğini çıkmaya çalıştığını 1 saat yürüdüğünü gidecek yerlerinin kalmadığını arkadan ve önden duman geldiğini ve arada sıkıştıklarını söyledi. Madende 2 çıkış yeri olduğunu bunlardan birinin yangından dolayı kapandığını tek çıkışın pis hava çıkışı olduğunu ve herkesin oraya yöneldiğini anlattı. Yanlarında karbonmonoksit maskeleri olan yüzlerce kişinin çıkışa doğru yürüdüğünü ama ortamda çok karbonmonoksit olup oksijen bitmesi yüzünden uyuştuklarını, bir uyuma hissi geldiğini söyledi. Uyumamak için bulduğu suyla arkadaşlarının ve kendi yüzünü yıkadığını böylece biraz daha uyanık kaldığını belirtti. Çoğu kişinin de geride kaldığını söyledi. Pis hava çıkışından temiz hava verildikten sonra rahatladıklarını anlatan Karabulut saatlerce süren yürüş sonunda madenden çıktıklarını söyledi. "

Başka bir madenci Özcan Cüce yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Yangın vardı ondan dolayı oldu. Temiz havadayken olduğumuz bölgede 143 kişiydik. Aşağı yukarı 70-80 tanesi kaldı o bölgede. Diğer bölgeleri bilmiyoruz.

Basınçlı havaları kestim onunla durdum 4 saat. Dua edip durduk. Yapacağınız başka bir şey yok çünkü. Amirler bizi yanlış yönlendirdiler hep.

Havanın geldiği kısma yönlendirdiler. Havanın geldiği yönden girince komple kaldı arkadaşlar. İleri geri kaçanlar kaçtı, kaçmayanlar bir şekilde kurtuldular.

Geriye dönüyorlar, geldikleri istimakete geri dönüyorlar, öyle kurtuldular. Tam terse gidenler kurtulamıyorlar. Ocaktan çıkıyorduk, havaya denk geldik.

Ne ileri gidebildik ne geri. Yardımı nereden isteyeceksin?  Kimden isteyeceksin?  Telefonlar çekmiyor. Ortada biziz. İleri-geri. 800 kişi falan vardı madende. Herkes bölüm bölüm, ayrı ayrı. Bizim olduğumuz yerde erken çıkanlar hariç 143 kişi saydılar. Ben dolaştım, bant yanıyordu. Yangını söndürmediler.

Biz tekrar geri döndük havalandırmaya geri döndük. Maske taktık, nefesimizi tuttuk. Havanın önüne attık kendimizi, havayı kestim. 15-20 kişi gittiler dedim ki, gitmeyin dumanın üzerine gidiyorsunuz dedim. Hepsi yanımdan geldiler geçtiler bir tek ben kaldım.

Onların hepsi orada kaldı." dedi.

Manisa Soma'daki maden faciasından sağ kurtulan Bayram Çakan, bir gazeteye konuştu. 9 yıldır madende çalışan Çakan, "Saat 15.00'te vardiya değişimi oluyordu. Benim de vardiyam bitmişti, çıkıyordum. O sırada vardiyası başlayacak arkadaşlar geldi.

Saat 14.50'de amirlerden biri 'Duman var' diyerek bizi uyardı. Yukarı geçirmediler. Maske taktık, 45 dakika bekledik. Sonra duman olmayan bir yere geçtik. Oraya da duman gelmeye başlayınca arada sıkıştık. Yarım saat duman içinde durduk.

Bu arada bayılanlar, fenalaşanlar oldu. Kelime-i Şehadet getirenler vardı.

Elbette umutsuzluğa kapıldığımız oldu, çünkü bir çıkış yolu olmazsa 2 dakika içinde öleceğimizi biliyorduk. Çıkmasaydık, orada kalacaktık. Sonra bir başka amir, yol gösterdi. Geldiğimiz yere döndük. Kimi düştü bayıldı, ben hızla dışarı çıktım.

Çok şükür çocuğuma kavuştum" dedi. 4 yaşında Emine Naz adlı bir kızı olan Çakan, "Herkesin tek isteği, yerin üstüne çıkmak, çocuklarına kavuşmaktı" diye konuştu.

Ölenlerin hepsine Allah'tan rahmet, ailelerine de sabır diliyorum. Ve sözlerimi Orhan Veli Kanık'ın durumu çok iyi anlatan şu sözleriyle bitiriyorum.

Yüz karası değil, kömür karası

Böyle kazanılır ekmek parası

 
Toplam blog
: 40
: 1163
Kayıt tarihi
: 06.02.13
 
 

1999 doğumluyum. Yazmayı,okumayı çok seviyorum. ..Düşündüklerimi hissetiklerimi insanlarla yani s..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara