​ Komutanım duy sesimi(zi)! / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Komutanım duy sesimi(zi)!

Komutanım duy sesimi(zi)!
 

İnternette haber okurken gözüme ilişti. Çok rütbeli bir komutanımız terör hususunda halkımızdan "kitlesel refleks" bekliyor. Emredersiniz komutanım! Ellerimize Türk bayraklarını alıp sokaklara dökülürüz. Hatta isterseniz Türkiye'nin dört bir tarafından uygun adımda, yürüyüş kararıyla; VATAN SANA CANIM FEDA! diye bağırarak Ankara'ya ATA'nın huzuruna geliriz. Bunu seve seve, göğsümüzü gere gere yaparız. Yeter ki bizden isteğiniz bu olsun. Ama paşam bu neyi değiştirecek? Onların anladığı dil, bu değil ki... İsterseniz kısa bir hikaye ile derdimi(zi) anlatayım.

Sadrazamın oğlu, bir çingene kızına aşık olur. Hem de ne aşk, yemekten içmekten kesilir delikanlı, yataklara düşer. Sadrazam önce gururuna yediremez oğlunun çingene kızına aşık olmasını. Sonra bakar durum ciddi, giderler çingene kızını, babasından istemeye. Ama kızın babası Nuh der peygamber demez. Sadrazam kızını istemek için her kapıya geldiğinde aynı cevapla karşılaşır: "HAYIR!" Tam pes etmek üzereyken sadrazamın arkadaşı (biz adına şimdilik komutan diyelim) sadrazama der ki: "Bir kez de ben gidip isteyeyim babasından kızı." Sadrazam içinden: "Bana evet demeyen, sana hiç demez" diye geçirse de başka çaresi olmadığından, arkadaşı olan komutanı çingeneye dünür gönderir.

Komutanımız yanına bir kaç asker alarak çingenenin evine gelir ve kapıyı kırarak içeri girer. Kızın babasını yakasından tuttuğu gibi duvara yaslar ve ona sorar: "Kızını sadrazamımızın oğluna veriyor musun, vermiyor musun?" diye. Çingene sıkıysa "vermiyorum" desin. Ardından düğün dernek yapılır. Sadrazam daha fazla dayanamaz ve kızın babasına sorar: "Yahu ben senin kapına o kadar hediyelerle geldim, yalvardım sen bana kızını vermedin. Bizim komutan seni nasıl ikna etti." Kızın babası cevap verir.

-Sadrazamım, siz benim anladığım dilden konuşmadınız ki. Komutanınız benim anladığım dilden konuştu.

Evet komutanım hikaye bu. Sanırım ne demek istediğimi(zi) anlamışsınızdır. Hep elimizde hediyelerle gittik kapılarına. Artık onların anladığı dilden konuşmanın zamanı geldi, hatta geçti bile. Daha ne kadar can vereceğiz, ne kadar ana ağlatacağız, ne kadar çocuk yetim kalacak. Komutanım sabrımız kalmadı bitirin şu işi. TV izleyemez, haber okuyamaz olduk.

Ve hepsinden önemlisi biz artık; "Hain saldırıyı kınıyoruz, ", "Şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak, " sözlerine inanmıyoruz. Yakında "vatan sağolsun" sözlerini de duy(a)mayacağız. Halk kitlesel refleksini gösterirse bundan siz de nasibinizi alırsınız komutanım. Saygılarımla...

Osman ÖMEREFENDİOĞLU

 
Toplam blog
: 16
: 1276
Kayıt tarihi
: 31.05.07
 
 

1978 Yılı temmuz ayında Trabzon'un Çaykara ilçesinin yüksek bir yaylasında doğmuşum (rakım 2400). KT..