Kontrol kültürü ve mükemmelliyetçilik üzerine / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '08

 
Kategori
Deneme
 

Kontrol kültürü ve mükemmelliyetçilik üzerine

Kontrol kültürü ve mükemmelliyetçilik üzerine
 

Zamanımızda sık sık duymaya başladığımız cümlelerden biri de “kontrolümüz dışında ortaya çıkan koşullar” ifadesiyle başlayanlar. Kontrolümüz dışında ortaya çıkan koşullar nedeniyle uçuşlar ertelendi. Kontrolümüz dışında ortaya çıkan koşullar nedeniyle tören iptal edildi. Kontrolümüz dışında ortaya çıkan koşullar nedeniyle enflasyon yükseliyor. Peki hangi koşullar kontrolümüz altında? Koşullar zaten doğaları gereği kontrolümüz dışında ortaya çıkan gelişmeler değil mi?

Koşulların kendiliğinden oluştuğu ve hayatımızın, ortaya çıkan koşullara verdiğimiz tepkilere göre şekillendiğini unutup, koşulları kendimiz belirlemeye ve hatta meydana getirmeye çalıştıkça, modern zamanın çılgınlığı olarak tanımlayabileceğimiz karşı konulamaz bir kontrol etme güdüsüne sürükleniyoruz.

Kontrol etme arzumuz arttıkça hayata daha düzenlemeci bir bakış açısıyla yaklaşıyor, her şeyin daha katı kurallara bağlanmasını talep ediyor, olaylar ve insanlara karşı esnekliğimizi yitiriyoruz. Daha az hoşgörülü ve daha çok önyargılı bir tutum takınıyoruz.

Zamanımızda kaos ve belirsizlik duygusu arttıkça, kontrol etme saplantımız, bu düzensizliğin üstesinden gelmek ve “mutlu” olmak için bizi bir başka takıntıya sürüklüyor; mükemmelliyetçilik. Her şeyin en mükemmeline sahip olarak koşulları kontrol edebileceğimizi, böylece düzensizliklerden kendimizi sakınabileceğimizi, bu şekilde de gerçek mutluluğu yakalayabileceğimizi düşünüyoruz.

Kontrol kültürü bir yandan mükemmelliyetçiliği beslerken, diğer yandan ondan besleniyor. Kontrol etmenin nihai biçiminin, aşktan spora kadar, yaptığımız ya da yaşadığımız her şeyde en mükemmel standardı yakalamak için uğraşmak olduğu düşüncesini taşıyoruz. En mükemmel evliliği yapmaya çalışıyor, çocuklarımızı en mükemmel öğretmenlerin bulunduğu en iyi okula göndermek için çabalıyor, en mükemmel tatili planlamaya çalışıyor, seyretmek için en mükemmel filmi seçmeye uğraşıyoruz. Çevremizde bulunan tüketime yönelik her şey, çeşitli yöntemlerle yaptığı reklamlarında hep sektörünün en mükemmeli olduğunu iddia ediyor.

Hayatı yaşamakla ilgili sürece yeterli önemi vermezken, olumlu olmasını arzuladığımız sonuçlara gereğinden fazla vurgu yapıyoruz. Hayata karşı gerçekçi bir tutum takınarak, yaşamın içinde barındırdığı zıtlıkları kabul etmek yerine, her şeyi kontrol edebileceğimiz, kendimizce mükemmel bir dünya ütopyasının peşinden koşuyoruz.

Yaşama olan bakışımızı, her şeyi kontrol etme arzusundan ziyade katılım ve paylaşım temelinde değiştirmedikçe ve sağlıksız bir hayalperestliktense, hayatın küçük zaferleri ve coşkuları olduğu kadar düzensizlikleri, mantıksızlıkları ve tahmin edilmezliği de içinde barındırdığını kabullenmedikçe, kontrol saplantılarımızdan uzaklaşmak mümkün görünmüyor.

“Keşke hayatımı kontrol altına alabilsem” ifadesi günümüzde çok popüler bir haykırışı ortaya koysa da aslında hayata ilişkin bir yanlış anlamanın dışa vurumu olmaktan öteye gidemiyor. Hayatın kontrol edilebilir olduğu yanılsaması. Oysa hayat kontrol etmek için değil, yaşamak için var.

Not: “Australian Psychological Society”nin 2008 yılı söylevinden yararlanılmıştır.

 
Toplam blog
: 24
: 8110
Kayıt tarihi
: 27.07.08
 
 

Yazının icadından bu yana her insanın içinde bir parça da olsa var olduğuna inandığım yazma isteğimi..