- Kategori
- Siyaset
Korku tüneli

Bir büyük sınavdan geçiyoruz, bir büyük korku tünelinden; ülkenin dört bir yanında gün gelmiyor ki ölüm haberi gelmesin, her gün gencecik fidanlar “adanmış” birer kurbanmış gibi bir bir, toprağa düşüyor, geride ise gözü yaşlı analar, dul kalan gencecik gelinler, yetim ve bikes çocuklar!
Televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında bu acıların üzerine hep bilindik klişe sözlerle geçiştirilen acılara inat: “ vatan sağolsun” söylemi!
Geçmişte işlenen katliam ve cinayetlerin ayukka çıktığı ve vicdan sahibi herkeste derin sızılar bırakan toplu mezarların bir büyük günahın itirafı gibi ortaya çıktığı şu günler, en çok ihtiyacımız olan “barış’ın” bir kabahat, yasadışı bir suçmuş gibi algılandığı; empoze edildiği bir korku tüneline doğru hızlı adımlarla koştuğumuzu aklı selim herkes fark etmiş olmalı.
Şiddetin dili ne yazık ki barışa galabe çalmış durumda, yapay bir savaşa sürükleniyoruz, sokaklar dehşet içinde, bu ülkeyi seven herkesin yüreğinde “acaba Yugoslavya mı oluyoruz?” korkusu ve bu kirli savaşın mimarlarının tehditkar, sınır tanımaz ve savaşı tırmandıran söylemleri ölüm üzerine bilanço tutmak!
Her ölüm anadolunun bağrına bir hançer gibi saplanırken ne yazık ki savaş baronlarının salyaları akmakta, kasaları dolmakta, olası bir Kürt-Türk çatışması daha çok ölüm demek, daha çok silah satışı demek ve en önemlisi daha büyük kaos demek!
Silah’ın sorunlarımızın çözümünde asla geçerli bir yöntem olmadığını son otuz yılın ağır bilançosu göstermiyor mu? Kırk bin ölü, binlerce boşalan, yakılan, yıkılan köy ve göçle yurtlarını terk eden iki milyon insan, bu gerçeği görmeyenler yukarıda yazılan rakamlara onların dili ile misli ile ekleme yapmayı yeğ görüyorlar anlaşılan!
Silah, şiddet , ölüm ve terör kimse için bir kazanç olmaz aksine bumerang gibi bir gün döner gelir bu yöntemlerde ısrar edenleri vurur!