Korkut Boratav dünya krizi ve Türkiye ekonomisini anlattı / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '09

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Korkut Boratav dünya krizi ve Türkiye ekonomisini anlattı

Ulusal Eğitim Derneği’nin düzenlediği Cumartesi Konferanslarının bu haftaki konuğu Korkut Boratav’dı.[i] 14/02/2009 günü yapılan konferansta “Dünya Krizi ve Türkiye Ekonomisi ele alındı.

Boratav, konuşmasına kapitalist sistemin ne demek olduğuyla başladı. Özetle şunları söyledi:

KAPİTALİZMİN ALTIN ÇAĞI

Türkiye Kapitalizmi Dünya kapitalizminin bir parçasıdır. Bu ekonomimizin özgür olmadığı anlamına gelir. 30-35 yıl önce Merkez kapitalist ülkeler yani Amerika başta olmak üzere Japonya, Avrupa’nın bildiğimiz büyük ülkeleri, bizim gibi kapitalist sistemin çevresinde bulunan ülkelere nefes alma hakkı tarıyordu. Bu yıllara kapitalizmin altın çağı denildi. Sermaye’nin tüm dünyada güç kazandığı yıllardı. O yıllarda sermaye büyürken çalışanlara sosyal haklar da tanınıyordu.

EVCİLLEŞTİRİLMEYEN KAPİTALİZM, YAŞANMASI MÜMKÜN OLMAYAN BİR SİSTEMDİR

Kapitalizmi, onu evcilleştiren unsurlardan ayırırsanız geride vahşi bir sistem kalır. Bu sistemde insanın yaşaması mümkün değildir. Sistemin amacı, insana hizmet etmek değil, daha çok kazanç elde etmektir. Bu düzende kazanç hırsı, önüne çıkan her şeyi yok eder.

Kapitalizmi yaşanır bir düzen haline getiren iki öğe vardır: Bunlardan birincisi, kapitalizmin eski topluma karşı olarak doğmuş olmasıdır. Feodal toplum ilişkileri, kapitalizmle birlikte yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Sistem kendi içinde oldukça dinamiktir. Yeniliklere açıktır. Rönesans ve reform hareketleri kapitalizm doğuşu içinde yer alır. Fransız devrimi ve bu devrimden etkilenen diğer devrimler, kapitalizmin inşa döneminde meydana gelmiştir. Adalet, özgürlük, eşitlik gibi kavramlar kapitalist sistemin sonuçlarıdır.

İkinci olaraksa, sınıf mücadelesinden söz edebiliriz. Kapitalist toplum, kapitali olanlarla, olmayanların birlikte yaşadığı toplumdur. Bunun sonucunda sınıflar ortaya çıkmıştır. Sınıf mücadelesi kapitalizmi, kapitalistlerin arzu etmediği biçimlerde değiştirmeye başlamıştır. Bu mücadelenin sonucunda sosyal haklar gelişmiştir. Kadın hakları, kadının ekonomik özgürlüğü kapitalizmin sonuçlarıdır.

O dönemlerde, kapitalizme karşı yürütülen sınıf mücadelesinin merkezinde Sovyetler Birliği vardı. Sovyetler Birliği, rejimiyle kapitalistleri ürkütüyordu. Bu süreçte, Avrupa işçileri birçok hak elde etti. Ama bu hakların hiçbirini kapitalizm isteyerek vermedi. Bunlar zorla alınmış haklardı.

KRİZİN GEÇTİĞİ HER ÜLKE SERMAYEYE TESLİM OLDU

70’li yılların sonlarına doğru kapitalizm yeni bir hamle yaptı. Sermaye, işçi haklarına saldırmaya başladı. Uzun yıllar bu mücadeleye devam ettiler. Sovyetler birliğinin yıkılmasıyla birlikte tüm çalışanlar hak kaybına uğradı. Serbest piyasa denilen piyasa vahşileşti.

97-98 yılları kapitalizmin kriz yıllarıydı. Kriz, Doğu Asya’da patlak verdi. Çevre ekonomiler, krizden büyük zarar gördü. Krizin etkileri Türkiye’ye 2001 yılında geldi. Krizden zarar görenler, merkez kapitalist ülkelere bağlı ülkeler oldu. Ekonomisini, merkez kapitalizmle birleştiren ekonomiler, her seferinde krizden zararlı çıktı. Krizin geçtiği her ülke sermayeye teslim oldu. Dünya bankaları bu ülkeleri denetim altına aldı. Çevre ekonomiler küçülürken, metropol ekonomiler büyüdü.

KEMAL DERVİŞ VE İMF

Krizi yaratan şey İMF programlarıdır. Bütün bu ülkelerin mağduriyetine rağmen, merkez kapitalizm krizin nedenini açıklamadı. Açıklasalardı kendilerini teşhir etmiş olacaklardı. O dönemde Türkiye’ye Kemal Derviş’i getirdiler. Kemal Derviş eliyle Türkiye’nin ekonomisi bir kez daha İMF’ye teslim edildi. Zaten Kemal Derviş’in yapabileceği bir şey yoktu. IMF’nin programı bellidir. Paket bir programdır bu. Her ülkede uygularlar. Bu program kişilere bağlı olarak değişmez.

Kemal Derviş, Türkiye ekonomisini daha da içinden çıkılmaz hala sokmak için Türkiye’ye gönderildi deniyor. Bunlar koplo teorilerinin içinde yer alan şeyler. Böyle bir şeye gerek yok. Derviş, uzun yıllar dünya bankalarının üçüncü mekiğinde görev yapmış bir isimdir. Bir insan bir kurumda uzun yıllar görev yapıyorsa, kafası o kurumun kuralları yönünde çalışır. Kemal Derviş de öyle yapmıştır. Arkada İMF, ön tarafta Kemal Derviş görünmüştür.

TÜRKİYE’NİN SEÇİM SİSTEMİ

Merkez kapitalizmin, Türkiye ile olan ilişkisi tamamen ekonomik konularla ilgilidir. Bu ülkeler, kendi çıkarına oluşturdukları ekonomik programları Türkiye’ye dayatırlar. Türkiye’nin esas sorunlarıyla ilgilenmezler. Örneğin seçim yasası… Türkiye’nin önemli sorunlarından biri seçim sisteminin demokratik olmayışıdır. Partiler yasamız Avrupa yasalarıyla örtüşmüyor. Ancak bu ülkeler, Türkiye’den bu konuda düzenleme yapılmasını istememektedir. Talepleri, Türkiye iç siyasetine dönük. Türkiye’yi demokratikleştirecek olan güç halkın gücüdür. Merkez kapitalist ülkelerin, sömürdüğü ülkeleri demokratikleştirmek gibi bir sorunu yoktur.

İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ VE EKONOMİ

Geçtiğimiz dönem Türkiye’yi vuran krizin, bir diğer sonucu da iktidar değişikliği olmuştur. Ecevit iktidarı tavsiye edilmiştir. Onun yerine, kontrolü daha kolay olan AKP getirilmiştir. Şu anda ekonomimizi geliştirmek için hiçbir şey yapılmamaktadır. Yapılan tek şey, uluslararası sermayenin özgürce ülkemize girmesine ve çıkmasına izin vermektir. Daha önceki yıllarda yabancı sermaye kontrol ediliyordu. Bu kontrol kaldırıldı. Şuan Türkiye sıcak para cennetidir. Ancak, bu işten karlı çıkanlar Türkiye’ye bir süreliğine para getirip, para götürenlerdir.

DIŞ BORÇ BÜYÜYOR

Bu günkü iktidar, dış borcumuzu fütursuzca artırmaktadır. Finans kapitalizm, dünyanın her yerinde kendini iki türlü garanti altına alır. Birincisi, borç vererek; ülkeleri borçlandırarak... Diğeriyse askeri tedbirdir. Ortadoğu’da olduğu gibi… Şu an Türkiye borçlandırılarak kontrol altına alınmıştır. Bu günü kurtaralım mantığıyla görev yapan hükümet, Türkiye’yi tamamen merkez kapitalizme bağımlı hale getirmiştir.

KEMER SIKMA POLİTİKASI VE ÇİN

Dünya bankalarına borç yapan ülkeler, kriz dönemlerinde, Çin’in yaptığı gibi, para musluklarını açamazlar. Devamlı küçülürler, musluklarını kaparlar. Bu da halka yoksulluk olarak döner. Ücretler dondurulur, işten çıkarmalar artar, fabrikalar iş yapamaz hale gelir. Kısaca üretim durur. Siyasiler vatandaşa kemer sıkmayı önerir. Çin’in yaptığı bunun tam tersidir.

Son krizde Çin musluklarını kısmamış, açmıştır. Bunun sonucunda üretim devam etmiş, Çin ekonomisi genişlemiştir. Merkez kapitalistlere göbekten bağlı olmayan ülkeler bunu yapabilir, ancak Türkiye gibi ülkeler kemer sıkmak zorundadır. İMF reçetesi budur. İMF şunu der, sen musluklarını açamazsın, açarsan bana olan borçlarını ödeyemezsin. Onun için memur aylıklarını artırma, ücretleri dondur, kimseyi işe alma, şu işletmeleri kapat…

İMF ile anlaşan ne kadar ülke varsa, hepsi Türkiye gibi, ya batmıştır ya da batmaya devam etmektedir. Bu ülkelerde halk işsizdir, ücretler düşüktür, işini kaybedenlerinin sayısı artmıştır, fabrikalar kapanmıştır. Kısaca halk kemer sıkarak yaşamaya çalışmaktadır.

Bütün bu yaşananlara karşın, merkez ekonomilerin olanakları artmaktadır. Merkez kapitalizm, kendi ülkesine taşınan zenginliklerin azalmasını istememektedir.

TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KURUMLARI ELE GEÇİRİLMİŞTİR.

İMF, yalnızca bizim gibi çevre ekonomilere bu reçetesini dayatabilmektedir. Bize, elinizde ne varsa satın demişlerdir. Dünya değişiyor, devletler elini ekonomiden çekmeli, her şey özelleştirilmeli. Özelleşme sürecini tamamlayamayan ülkeler yeniçağa ayak uyduramayacaktır. Haydi sizde her şeyiniz satın!.. Bu program gereği olarak, Türkiye önemli bütün kurumlarını satmıştır. Telekom gibi, son derece stratejik önemi olan bir kurumu Araplara vermiştir. Her alanda Türkiye dışa bağımlı hale getirilmiştir.

ÖZELLEŞTİRME Mİ DEVLETÇİLİK Mİ

Bize her şeyi özelleştirin diyen merkez kapitalizm son krizde, batan şirketlerini devlet yardımıyla ayağa kaldırmıştır. Onlar akılla sorunlarını çözmektedir. Bizim gibi ülkeler ise İMF programına mahkûm bırakılmıştır. Bütün ekonominin özelleştirme mantığıyla rayına oturmayacağı artık bilinmektedir. Ne yazık ki Türkiye bu konuda da özgür hareket edememektedir. Bu krizin sonucunda ne olabilir? Devletçi ya da sosyalist bir anlayışa dünya tekrar mı dönecek? Bunu bilemeyiz. Ancak, bu süreç, halk hareketleriyle desteklenirse, tek amacı kar olan kapitalizmin yeniden evcilleştirilmesi mümkün olabilir.

İMF BORÇLARINI ÖDEMEYEBİLİRİZ

Türkiye’nin bir diğer çıkış yolu da şudur: Türkiye ekonomisi yıllardır İMF reçetelerinin soncu olarak bu duruma gelmiştir. İMF’ye şunu diye biliriz: Ben bu güne kadar siz ne dediyseniz onu yaptım. Sizin yaptığınız bu uygulama sonucunda size olan borçlarım artı. Bunun esas sorumlusu sizsiniz. O yüzden bu borçlarımı ödemeyeceğim, ya da bu borçlarımın şu kadarını ödeyeceğim, gerisine karışmayacağım… Bunu diyen ülkeler oldu ve İMF bu ülkelere bir şey yapamadı.

HABER: Salih Ertan ULAKOĞLU

[i] Korkut Boratav’ın kısa özgeçmişi şöyle: Türkiye’nin yetiştirdiği önemli akademisyenlerden biri olan Korkut Boratav 1935'te Konya'da doğdu. 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1960 yılında tamamladığı Maliye Teorisi yüksek lisans eğitimi sonunda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olarak girdi.

1964'te, aynı fakültede, "iktisat doktorası"nı tamamladı. 1964-66'da Cambridge Üniversitesi'nde araştırmalar yaptı. 1972'de doçent oldu. 1974'te Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde danışmanlık yaptı. 1980'de Ankara Üniversitesi Senato'sunca profesörlüğe yükseltildi.

1983'te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca 1402 sayılı yasaya göre Üniversitedeki görevine son verildi. 1984-1986'da Zimbabwe Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. Danıştay kararıyla yeniden Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne dönen Boratav, bu okuldan 2002'de emekli oldu.

Boratav'ın araştırma alanları: Uluslararası İktisat, İktisat Politikası, Gelişme İktisadı, Türkiye Ekonomisi'dir. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesi'nde iktisat yazıları yazan Boratav, gazetenin diğer yazarlarından iktisatçı İzzettin Önder'in Tüpraş özelleştirmesine dair yazdığı bir yazının yayınlanmaması üzerine gazeteyi protesto ederek yazılarına son vermiştir. Boratav 1997 yılında TÜBA Hizmet Ödülü almıştır. Halkbilimci Pertev Naili Boratav'ın oğlu olan Korkut Boratav, üç çocuk babasıdır.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Tarih Vakfı, Korkut Boratav’a sevgi ve saygılarını sunmak üzere 14 Aralık 2005 tarihinde “70. Yaşında Korkut Boratav’a Saygı” toplantısı düzenledi.

Eserleri

Türkiye'de Devletçilik, 1923-1950: İktisadi Düşünceler ve İktisadi Mevzuat, (SBF Maliye Enstitüsü, Türk İktisadi Gelişmesi Araştırma Projesi No. 16, 1962)

Kamu Maliyesi ve Gelir Dağılımı: Kavramlar ve Metod Meseleleri (SBF, Doktora tezi, 1965)

Gelir Dağılımı: Kapitalist Sistemde, Sosyalist Sistemde, Türkiye'de (Gerçek 100 Soruda dizisi, 1969)

Sosyalist Planlamada Gelişmeler (SBF, Savaş, 1974)

Türkiye'de Devletçilik (ilk baskı 100 Soruda dizisi Gerçek, 2. baskı Savaş, 1974)

Uluslararası Sömürü ve Türkiye (YSE İş Sendikası Temel Eğitim Dizisi, 1979)

Tarımsal Yapılar ve Kapitalizm (SBF, İletişim, 1980; 2. Baskı, Birikim Yayınları; 3. Baskı, İmge Kitabevi Yayınları, 2004)

İktisat Politikaları ve Bölüşüm Sorunları: Seçme Yazılar (Belge, 1983)

Krizin Gelişimi ve Türkiye'nin Alternatif Sorunu (Ş. Pamuk ve Ç. Keyder ile birlikte, Kaynak, 1984)

Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı için Konut Sektörü ve Politikaları Üzerine Bir Model Önerisi (Y. Kepenek ile birlikte, Kent Koop. 1984)

Die türkische Wirtschaft im 20. Jahrhundert: 1908-1980 (Dagyeli Verlag, Türkiye İktisat Tarihi'nin çevirisi, 1987)

Stabilization and Adjustment Policies and Programmes-Country Study 5: Turkey (WIDER, 1987)

Türkiye İktisat Tarihi: 1908-1985 (Gerçek Yayınevi, 1988; Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş 7. baskı, İmge Kitabevi Yayınları, 2003, 2004)

İktisat ve Siyaset Üzerine Aykırı Yazılar (BDS, 1988)

1980'li Yıllarda Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm (Gerçek Yayınevi, 1991)

Türkiye'de Sanayileşmenin Yeni Boyutları ve KİT'ler (Editör, Ergun Türkcan ile birlikte, Tarih Vakfı/Yurt Yayınları, 1993)

İstanbul ve Anadolu'dan Sınıf Profilleri (Tarih Vakfı/Yurt Yayınları, 1995; İmge Kitabevi Yayınları, 2004)

Türk KİT Sisteminin İktisadi Değerlendirmesi, Araştırma Raporu (Y. Kepenek, E. Taymaz, T. Bali, N. İ. Ertuğrul ve M. Candan ile birlikte, KİGEM ve Friedrich Ebert Vakfı, 1998)

Yeni Dünya Düzeni Nereye? (İmge Kitabevi Yayınları, 2000, 2004)

Küreselleşme Emperyalizm, Yerelcilik, İşçi Sınıfı (E. A. Tonak, O. Türel, C. Somel, T. Şengül, H. Arslan ile birlikte, İmge Kitabevi Yayınları, 2000, 2004)

Türkiye Ekonomisinin Son Durumu (Türkiye Bilimler Akademisi Forumu, No. 10, 2002)

 
Toplam blog
: 6
: 768
Kayıt tarihi
: 28.02.09
 
 

Elazığ'da doğdum. 1989 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakülte'sini bitirdim. Uzun süre işsiz kald..