- Kategori
- Deneme
Köroğlu dağları geçit vermiyor

Benden bir kare 2010
Köroğlu dağları Geçit Vermiyor
Yaşlı Gözlerime Uyku Girmiyor
Hasretine Düştüm Akşam Olmuyor
Aylar Oldu Senden Haber Gelmiyor.
Kaç yıl geçti aradan, kaç zamandır yoksun. Hiç olmayacağını sandığımız şey oldu, gittin. Baba, şimdi nerelerdesin, gittiğin yerde mutlu musun, bir gün bizi de yanına alır mısın?
Ne çok severdin Fikret Kızılok'un o eski kırkbeşlikteki Köroğlu Dağları şarkısını. O zamanlar İşçi Partisi meclise girmeyi bile başarmıştı ve sen hep halk partili bildiğimiz sen bile, o zaman işçi partisine oy verdiğini itiraf etmiştin yıllar sonra. Senin gençliğinin şarkısıydı, yıllar sonra benim kasetçalarımda duyunca şarkıyı, senin eski plağını dinlediğimi sanıp, "Nerede çalıyor bu şarkı, pikap mı dinliyorsun?" diye sormuştun. Ben, "Kasetten dinliyorum deyince", "Yapma yav, kaseti de mi çıkmış demiştin"
Yıllar geçmişti, ama oğlun da senin dinlediğin o güzelim şarkıyı, şarkıları dinliyor, senin kitaplarını okuyordu. Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm yazıyordu birinin kapağında hani, senin de büyük bir şevkle okuduğun kitaplardandı. Ağabeyim elimde görünce "Aman ha! okula filan götürme o kitabı, başına iş açılır" demişti de, korkup gazete kağıdıyla kaplamıştım kapağını kitabın. Oysa Mehmet Ali Aybar aynı zamanda milli bir atletti, kaç aklıevvel bilirdi ki bunu.
Hayat ne kadar hızla akıp gidiyor baba, küçük oğlun neredeyse kırkına dayandı, işler eskisinden de beter boka sardı. Geçtim solu filan, insan olmanın onuru bile kalmadı neredeyse. Girmek istemiyorum işte sen anla. Yoruldum yorumlamaktan abuk sabuklukları. Yuvarlanıp gidiyoruz diyeceğim ama o da olmuyor, palas pandıras hızla yol alıyoruz galiba senin olduğun yere. Kimbilir belki de tam zamanında ayrıldın aramızdan, bunca boktanlaşmamışken henüz hayat, kaçıp kurtuldun belki de kimbilir.
Şimdi Köroğlu Dağları aynı güzelliğiyle çalarken bilgisayarımda, artık ne pikap kaldı, ne kasetçalar...
Şah Matız senin anlayacağın, iki şekerli demli çayın bile eski tadı yok... buruk... buruk...