- Kategori
- Haber
Koşaner Paşa'nın itirafları

İNTERNETTEN
KOŞANER PAŞANIN İTİRAFLARI
Hangi yol ve yöntemlerle elde edilmiş olurlarsa olsunlar bu dinleme kayıtları kamoyunun aydınlatılması bakımından çok büyük gelişmelere kapı aralamıştır. Sayın Işık Koşaner paşa, Türk ordusunun terörle mücadelede gösterdiği zaafları çok anlaşılır bir dille açıklıyor.
Daha ne deseydi, kendi askerimizi vurabilen subayımızdan tutun da cepheden kaçan tim komutanına kadar dile getirdiği tüm zaaflar, sivil otoritelerle askeri otoritelerin neden geçinemediğini gün yüzüne çıkarmış durumdadır.
Türk halkının asker olarak kendilerine emanet ettiği 20 yaşındaki fidan gibi genç delikanlılarını hangi aymazlıklarla şehit ettiklerini artık görmeyen kimse kalmamıştır.
Böyle bir orduya kim nasıl güvensin? Bunu derken yediyüzbini aşkın mensubu bulunan Türk ordusunun kahraman ve masum mensuplarını asla kastetmiyorum. Bir damacana suya dökülen bir damla zehirden söz ediyorum.
Sayın I.Koşaner paşa sözünü ettiği askeri zaafların hangisi ile nasıl bir mücadele verdiğini de keşke biraz anlatsa idi isterdim. Bunu derken edemez olduğunu da biliyorum. Zira, öyle bir hiyerarşık yapı vardır ki askeri otoritede kimse gördüğü olumsuz bir uygulama ile mücadele edemez.
Mücadele etmeye kalkarsa olan kendisine olur ve derhal bütün kazanımları elinden alınır.
Bu Koşaner kasetini dinlerken I.Koşaner paşanın bir sözü çok dikkatimi çekti. Bütün yanlışları bir öz eleştiri anlayışı içinde ortaya koydu bu gayet olumlu bir gelişme ama, diğer yandan TSK nın iç hizmet kanununun meşhur 35.maddesi için "Sivil otorite bu maddeyi değiştirmeye çalışıyor ama hiç önemi yok bu ülkeyi koruma ve kollama görevi TSK nın doğal görevidir hiçbir şey farketmez"demiş olmasını tam anlamıyla abesle iştigal olarak değerlendirmek gerekir.
Demokrasilerde nihayi kararlar parlemento tarafından verilir. Öyle durumdan vazife çıkararak Türk Milletinin yasal temsilcilerini yok sayan bir yaklaşımı Koşaner paşanın halen benimsiyor olması demokrasi adına çok acı bir gerçek.
Demek istiyor ki, Koşaner paşa "Biz gerektiğinde yine darbe yaparız kimse mani olamaz" çok yazık. Bu yaklaşım demokrasimiz üzerinde bir kara buluttur. Demokrasilerde halk iradesine kafa tutan bir kurum olabilir mi?
TSK Türk Milletinin emrinde olduğu zaman devletin meşru bir kurumu özelliğini koruyabilir. Aksi halde meşruiyetin dışına taşar ve hiçbir saygınlığı kalmaz. TSK içinde halen darbe anlayışını koruyan birileri varsa onlar çürük elma olarak derhal ayıklanmalıdırlar.
Devletimizin bütün güvenlik güçleri, askeri ve polisi TBMM lisinin ve tabii ki hükümetin emrinde olarak iç ve dış düşmanlara karşı mücadele için vardırlar. TBMM ve T.C Hükümetini takmayan bir güvenlik örgütü kim hayal edebilir.
Devletin bütün kurumları hükümetle uyum içinde çalışmak zorundadırlar. Aksi halde devlet olmak sadece kuru bir iddia olur.
Devlet, bütün kurum ve kuruluşlarını meşruiyet sınırları içinde tutmak için gereken tüm önlemleri almak zorundadır. Bu görevi yerine getirirken sorumluluk taşıyanların duygusal davranma hakları asla yoktur.