- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Köşe yazarları içinde Kalemşör, Kalemsör, Kalemkör olanlar vardır...
KalemŞör olan köşe yazarları, genellikle yazılarını liberâl bir açıdan ele alırlar. Bu kişilerin neredeyse halkı aldatma ve atlatma ihtimâlleri hiç yoktur. Şayet böyle bir şey, söz konusu olacak olursa; en azından kendileri de aldatıldığı ve atlatıldığı için, kendi irade ve tahminleri dışında, böyle Bir durum söz konusu olmuş olduğundandır ki; bu abes duruma göre: Bu tür köşe yazarları hemen çıkıp, halktan özür dilerler. Çünkü bu KalemŞör şahıslar, Evrensel değerler muvacehesinde bir erdeme sahip hanımefendi, ve beyefendi fertlerdir. Ve Türk Basınının mevcudunda, Allah’tan bu nev’i yazarlar da mevcuttur. Zaten KalemŞör köşe yazarları olmasa, “O taraf. Bu taraf, Şu taraf” derken, hem ülkenin, hem de Dünya’nın hali gerçekten berbat olur.
KalemSör olan köşe yazarları, her toplumda az rastlanan türden yazarlardır. Hatta nüfusu az olan bazı ülkelerde, bu tür yazarlara rastlanmaz bile. Rastlansa da, belli olmayabilirler. Zira, o ülkelerde bu KalemSörlerin sözleri için, gözlerini budak deliğinden sakınmalarını gerektirecek olaylar pek olmaz. Olsa da, Bir asırda Bir olur ki; bu hâl de şahısın KalemSör olma vasfını ortaya çıkartmaz. KalemSörlerin en belirgin özelliği, ana baba, kardeş, takım, taklavat, teferruat-ı arkadaş,(1) efrad-ı aile,(2) mündericat-ı siyaset,(3)ahvâl-i alem,(4) takdir-i hakem,(5) hezimet-i takım,(6)şike-i muazzama, (7)subut-u tantana-i cemaat-i pay-i küre-i teşkilât’ı(8)dahî kale almayıp, doğru bildiğini, sert olarak yazmalarından ibarettir. Bu ukalâ(9)şahısları, geri kalmış toplumlarda, kişilerin çoğu sevmez. Zaten o kişiler: 1x1=1 gibi bir doğruyu 1+1=2 gibi başka bir doğru ile karıştırdıklarından ve ömürleri boyunca çarpma işareti ile toplama işaretinin ayrı ayrı görevleri olduğunu ve bu görevlerinin de neler olduğunu (?!) hiç kavrayamamış olduklarından; kendi efkârlarınca, matematiği de anlayamadıkları için, matematik dersi ile hocalarını da sevmezler. Onlar, basın hayatında az rastlanan, bu KalemSörleri sevmeseler de, İngiliz Kraliçesi bile, bu tür köşe yazarlarına “Sir” unvanı vermek için, fazla düşünmez bile. Zira, KalemŞörler ile KalemSörler her ülkenin gerçek menfaatleri için çalışan, dili dini dölü vicdanı beyni eli kalemi belli ve hür, ahlâklı seviyeli seciyeli insanlardır. Onlar için ülke ve milletin menfaatleri, kendi menfaatlerinden kat be kat önce gelir. Ve tüm Dünya’da her milletin bütün fertleri, Onlara medyun olmakla mükelleftir.
KalemKör olan köşe yazarları, esasen ağır derecede klinik vak’alardır. Hatta doğru olan: Bazılarının hapis edilmeleri değil; hastahaneye sevk edilmeleri ve müebbeten orada tutulmaları gereğidir ki; yeni yetişen nesillere, birer kötü örnek olmasınlar. Zîra bu KalemKör zevatın, cihanşümûl hataları: Doğru her ne tarafta durmakta ve olmakta ise, mutlaka doğrunun karşı kefesinde, eğri ile birlikte durmalarıdır. Şayet eğri yok ise, doğru olanı bile eğrilterek ya da çarpıtarak ama mutlaka doğru ile düzgünün karşıtı olarak, müspet şekilde var olan her ne varsa, onun karşısında ve/veya ona dair her olguya karşı da durma inatlarıdır. Ve bu KalemKörlerden bazıları da muhtemelen, bu tavırlarından dolayı, bazı mihraklardan, ciddi menfaat güden ve bekleyen tiplerdir. Üzerinde yaşadıkları ülke, birlikte yaşadıkları millet, sebepleri olan aileler, sebebi oldukları çocuklar, sanki Onlara ait, Onlara dair değildir. Tek istedikleri: Hayatlarında hiç görmedikleri kadar doğru düzgün giden murassa(10)bir arabanın, arabacısını alaşağı etmek, araba yolcularının çil yavrusu gibi dağılmasını temin etmek, arabanın okunu balçığa saplamak, tüm tekerleklerine kazık sokmak, arabayı önce devirip sonra yakmak, mühimmatını talan ettirmek, terli atlarına su içirterek çatlatmalarını sağlamak ve sonra da: “-İşte biz zaten demiştik. Dediğimiz de oldu.” diye, yarattıkları rezil sefil ve zelil(11) karanlık kargaşaya, alkış tutmaktan ibarettir. KalemKörleri ziyade olan milletlerin illetleri de, genel olarak ziyade olur. Şayet ortada bir illet mevcut değilse, bu KalemKörlerin hizmet gördüğü türdeki basın yayım organları, “pireyi deve ederek,” mutlaka yeni bir illet icat ederler. Ve icat edilen bu yeni illetler için, inanılmaz manşetler atarak, “incir çekirdeği doldurmazın durumunu” da, olmayan teferruatı ile millete ilân ederler. O manşetlere uygun olarak da, söz konusu KalemKörler, köşe yazıları düzerler. Sonra bu düzmece yazılardan tesadüfen Birini ciddiye alan, iyi niyetli vatandaş Biri, Bin yıl deliye döner. Bir daha da iflâh etmez olur. Zîra bu zevatın ilk istediği de zaten budur. Sloganları da “-Beni oku ve kudur.” düsturudur.
Keza bu KalemKörler için, Cumhur reisinden dümen neferine kadar, bilcümle millet fertlerine küfür etmek, Onları aşağılamak, Onlar için iftiralarda bulunmak, ahvâl-i adiden(12)ve mutlaka yapılması gereken işler zümresindendir.(13) Milletin kahir ekseriyeti, bu KalemKörleri hiç okumasa ve lâyık oldukları vasıflarla ansalar dahî, Milletin: 1x1=1 ile 1+1=2 arasındaki farkı anlamayan zümresi, bu KalemKör tipleri, meclise taşımakta bile bir sakınca görmemişlerdir. Ve talihe bakınız ki; yazdığı yazı yüzünden, fena halde ve gereğinden fazla, kalemi köreldiği için, yazdığı gazeteye bile ağır gelip, KalemKörlükten affedilen bir zat, başı ile değil de yaşı ile TBMM açılışına başkanlık ederken, demokrasisine ve iyi kötü işler sistemine inanmadığı bu ülkenin, bu hükümet ve bu devletin ve hakkında gayet ağır Bir yazı yazdığı Başbakan ve diğer vekiller ile Türk milletinin önünde, acaba hiç ezilmemiş midir? KalemKör olan bir fanî için, bu ne büyük ve ibretlik Bir derstir. Ancak anlaşılan yine odur ki; duayen Bir KalemKörün başına gelen ibretlik ders, diğer KalemKörler için, sinek vızıltısı mesabesindedir. Ve Onların halâ anlamadığı “Bu ülkenin, bu milletin, bu rejimin dönüşümü muvacehesinde,” kendilerinin başına gelecek olanlar, TBMM kürsüsünden meclisin idaresi değil; muhtemelen ve sadece KalemKörlükten ıskat(14)edilmeleri meselesi olacaktır. Bu ıskatın da ana sebebi: 1x1=1 ile 1+1=2 arasındaki farkı anlamayan, tamamen ve kendi efkârınca, müthiş entel dantel(15)takılan, ancak ne gazete okuyan, ne de haberleri izleyen, malum millet azınlığının, eninde sonunda “Ülkeyi yönetmek için, başka Bir seçenek olmadığı” gerçeğini bizatihi anlayacak olmalarıdır...
Haydar Volkan
Çiftehavızlar:01.01.2012
Teferruat-ı arkadaş,(1) =Arkadaşların ıvır zıvırı
Efrad-ı aile,(2) =Aile kişileri
Mündericat-ı siyaset,(3)= Siyaset içeriği
Ahvâl-i alem,(4) =Dünya ve ötesi halleri
Takdir-i hakem,(5) =Hakemin hükmettiği
Hezimet-i takım,(6)=Takımın madara olması
Şike-i muazzama,(7)=Kimsenin içinden çıkamadığı muazzam şike
Subut-u velvele-i cemaat-i pay-i küre-i teşkilât(8)= Tantana ile şapa oturmuş fotbol
Federasyonu teşkilâtı
Ukalâ(9) = Her konuyu gereği veçhile bilen ve gereğinde müdahale eden bilge kişi.
Murassa(10)= Süslü. Bezenmiş. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Sırmalı.
Zelil(11)= Yanılan, sürçüp düşen
Ahvâl-i adiden(12) = Çok sıradan durumlar
Zümresindendir(13) = Bölük, cemaat, grup, takım, sınıf. Cins.
Iskat(14)= Düşürmek. Düşürülmek. Aşağı atmak. Hükümsüz kılmak. Yok etmek.
Ölünün azaptan kurtulması ümidi ile ölen kimse nâmına dağıtılan sadaka.
Entel dantel(15) = Entelektüel olmadan muş gibi görünenler.