Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '09

 
Kategori
Haber
 

Kredi kartları ve yıllık aidatlar

Kredi kartları ve yıllık aidatlar
 

Kredi kartlarının “ulusal bir sorun haline geldiğini” ben de yazmaya çalışmıştım.(1) Benden çok daha yetkin olarak duyarlı milletvekillerimiz, akademisyenler, demokratik kitle örgütü yöneticileri, özellikle de Tüketici haklarına gönül verenler, bu olguyu işlediler. Ötesine gerek yok, “kart borcu” aileleri çökermekte, intiharları tetiklemektedir.

Habere göre, Yüce Yargıtay’ın son kararına karşılık, “yıllık kart aidatı” konusunda kimi bankacılar adeta ayak diremekte ve sorun kronikleşmektedir. Vatan Gazetesi’nin, Star Gazetesi’nden kaynak göstererek yaptığı habere göre(2), kimi bankacılar, “yıllık aidatı” alabilmek için, sözleşmelere, mealen, “ilk yıl aidat alınmaz…” yazılması yolunu tutmuşlar… Bu haberin çağrışımı; yasayı uygulamaktan kaçınmak ve toplumsal gerçeklere dayanan yasal düzenlemeyi aşmaya çalışmaktır.

Böyle bir yolun tutulması ve kartını kullandığı bankaya katma değer yaratan ve yüksek faizler ödeyen müşterilerden bir de “salt müşteri oldukları için” aidat adı altında üstelik de her yıl para alınması çok düşündürücüdür. Olsa olsa tersi savunulabilirdi ve sisteme ilk girildiğinde (kart basımının maddi değeri/maliyeti öne sürülerek) bir kereliğine ödenti talep edilebilirdi.

Belli ki Türkiye’nin en karlı düzeneklerinden biri olarak çalışan bankalarımızdan kimi yöneticilerine bu da yetmiyor ve kredi kartı sahiplerinden her yıl belli bir parayı tahsil etmekte adeta ısrar ediyorlar! Dilerim haberin özü yaşamın gerçeğine yansımaz ve sanki bir spor kulübüne ya da sosyal tesise üye olunmuş gibi, her yıl kredi kartı için sabit bir aidat artık alınmaz.

Ben, tüketicilerimizin, şimdiye kadar bu doğrultuda ödediklerinden çok bundan sonra ödemek zorunda kalacakları aidat konusu nedeniyle daha çok kaygılandıklarından da eminim. Öyleyse, geçmişe değil geleceğe bakmak ilgili her kesim için ister istemez daha pratik olabilir.

Kredi kartı yaşamın bir gerçeği… Bankasıyla, reklamcısıyla, işyerleri ile, tüketicisiyle, hukukçusuyla nispeten yeni tanışıyoruz.

BDDK’nın önemli bir deneyim sahibi olduğunu ve bankalarımızın da ekonomimizin yüz akı olduğunu düşünüyorum. Her iki kurum da inanıyorum ki; Dünya çapındadır. Onun için yazımda eleştirimi bankalara değil, kimi “bankacılara” yönlendirmeyi yeğledim.

Ancak kimi ekonomistlere göre, piyasadaki reel faiz oranları; enflasyon verileri ile korelasyonu güç bir şekilde ve onların çok üstünde, tüketici/bireysel faizleri ve kredi kartı borç ve gecikme faizleri işletilmektedir. Bu durum gözden geçirilmelidir. O arada, “20 liralık bir havalenin neredeyse 20 liralık işlem ücreti olması gibi” garabetler de banka ve mudiler el ele aşılması gereken konulardır.

Etkin işleyen bir ekonominin en temel sektörü olan bankalarımızın (ulusal ya da ülkemizde yatırım yapanlar, kamu, özel ya da ihtisas bankaları diye ayırmadan söylüyorum) önemi ve değeri büyüktür. Ancak bankacılık da dahil, sigorta ve fonlarının tüm işleyişinde olması gerektiği gibi, “her şey insan için” olmalıdır. İnsanlarımızın/ailelerimizin kredi kartından kaynaklanan sorunları aşılmalı, gelir limiti esasına göre ortak denetim sistemi ile kart tahsisi yapılmalı ve medyanın da desteğiyle halkımız daha çok aydınlatılmalıdır.

(1): http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=14712

(2): http://haber.gazetevatan.com/DIKKAT_Kredi_kartinda_yeni_oyun/246252/2/Ekonomi

 
Toplam blog
: 374
: 491
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..