Kriz teğet mi geçti, kiriş mi? / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Kriz teğet mi geçti, kiriş mi?

Kriz teğet mi geçti, kiriş mi?
 

Etimolojik olarak kriz kelimesi Yunanca “krisis” kelimesine dayanır. Tıp biliminde “aniden ortaya çıkan bir hastalık belirtisi” ya da “bir hastalığın ileri safhalar ulaşması” anlamına gelir. Sosyal bilimlerin bakış açısıyla baktığımızda ise karşımıza “birdenbire ortaya çıkan kötüye gidiş yönündeki gelişme, büyük sıkıntı, buhran, bunalım” tanımı çıkar.

Bahsi geçen ekonomik kriz ise öyle birdenbire ortaya çıkmadı. Krizin dalgası büyüdü, büyüdükçe birikti, genişledi, tüm gelişmiş, gelişmemiş, gelişmekte olan ülkeleri etkisi altına aldı. Sonra “küresel kriz” dedik adına. Talep düştü, ürünler raflarda, stoklarda kaldı. Fabrikalar, bankalar kapandı, işsizlik oranı çift hanelere fırladı. Tüm konu komşuyu vuran kriz bizi de vurdu mu, yoksa teğet mi geçti?

2001’deki resesyonda iç talebin azalışını, dış talepteki canlılıkla kapatan ekonomi, 2008’deki krizin tüm dünyayı etkileyen globalliğiyle karşı karşıya. Bu defa dış talep de darbe aldı. Örneğin, 2008’de Aralık ayında ihracatta %25’lere varan bir düşüş var. Bunun nedeni de kuşkusuz, en önemli ihracat pazarımız olan AB’nin de resesyona girmiş olması. İç talepteki düşüşün en belirgin göstergesi de otomobil satışlarında yaşanan %60’lık düşüş.

İç ve dış talebin çökmesi neye neden oluyor? Üretimin çökmesine. 2007’de imalat sanayi kapasite kullanımı ortalaması %81, 8’di. 2008’de Eylül ayından itibaren başlayan düşüşle 2008 ortalaması %78.1’e düştü. Türkiye’de sanayi üretimindeki değişim oranı ile GSYİH’deki büyüme oranı arasında yakın bir ilişki var. Aralık 2008’de %64, 7’ye, Ocak 2009’da 63, 8’e düşen sanayi üretimi toparlanamazsa, ekonominin genelinde de %4’ü aşan bir küçülme ile karşılaşmamız kaçınılmaz olacak.

Sanayi üretiminin azalışı, fabrikaların kapanmasına, bu durum da kırılan zincir etkisi yaratarak bankaların, iş yerlerinin, nice dev firmaların kapanmasına ya da işçi çıkarmasına neden oluyor. Sonuç olarak işsizlik sorunu ön plana çıkıyor. Resesyonla birlikte Kasım 2008’de Türkiye’deki işsizlik oranı %12, 3’e tırmandı. 2001 krizi sonrasında %7’lerden %10’a fırlayan işsizlik oranı, bu kez %13-14’e çıkacak gibi duruyor.

Krizin neden olduğu “kapanma furyası”, Türkiye’deki bayi ve mağazalarda da kendini göstermeye başladı. Mobilya, mobil telefon, beyaz eşya, boya, otomotiv, teknoloji-bilişim gibi alanlardaki birçok marka mağaza sayısını azaltmak, yeterli kara ulaşamayanlar ise kapanmak zorunda kaldı. En çok işletmenin kapandığı ilk 15 il göz önüne alındığında karşımıza 41 bini aşan bir sayı çıkıyor. Asıl kapanmaların yılın ikinci çeyreğinden itibaren kendini gösterecek olması da diğer bir tehlike çanı.

Öte yandan, Türkiye’ye yatırım yapma niyeti olan, ancak finansal kriz nedeniyle vazgeçen 23 büyük marka var. Wal-Mart, H&M, Boots gibi perakende devleri, yatırım planlarını askıya aldı. Yabancı sermaye girişinde en parlak dönemi 2006-2007 yılında yaşamıştık. 2006’da 20 milyar dolar, 2007’de 22 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi oldu. 2009 yılında yabancı sermaye girişine ilişkin beklentiler 10 milyar dolar civarında.

Uzmanlar yaşanan krizin 1930’daki Büyük Buhran’dan sonraki ikinci büyük buhran olduğunu kabul ediyor. Bu kriz, tüm sektörleri, mali sektörü, mal ve hizmet alanını, tüm dünya ülkelerini kapsayan bir kriz. Yani krizden etkilenmeyen ülke yok. Beyaz eşya, araba, turizm gibi biraz keyfi olarak nitelendirebileceğimiz harcamalar kesildi. İhracatının büyük bir kısmını ABD ile yapan Çin ekonomisi küçülmeye başladı. Enerji ve emtia fiyatlarında büyük artışlar yaşandı. Örneğin petrol fiyatlarındaki artış %150’leri buldu. Bu gibi malları ithal eden Türkiye gibi ülkelerin cari açığı iyice açıldı ve ekonomisi çöküş sürecine girdi.

ABD, İngiltere, Çin gibi dünyanın ekonomi devlerinin dirençlerine göre piyasaların toparlanma süresini göreceğiz. Sanayi üretiminin büyük daralma yaşadığı, işsizlik oranının %13’lere vardığı, ihracatın, ithalatın büyük darbeler aldığı Türkiye de, diğerleri gibi, kriz çemberinin tam ortasındadır.

 
Toplam blog
: 53
: 1499
Kayıt tarihi
: 17.10.08
 
 

*Liberal muhafazakar, oldukça postmodernist ve meritokrat bir gezgin  *Kuleli - Galatasaray - Boğ..