26 Ekim '10
- Kategori
- Futbol
Krizden kriz çıkarabilmek

Arda Turan&Sinem Kobal
Krizden Kriz Çıkarabilmek
Şu an itibariyle, Türkiye’nin en popüler Türk futbolcusunun Arda Turan olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu popülerlikte; sadece futbolcu kimliğinin değil, özel hayatının da etkisinin olduğu bir gerçek.
Kız arkadaşının, televizyon dünyasından tanınmış bir insan olması; onları Beckham çiftinin İngiltere’de elde ettiklerine benzer bir üne kavuşturmuş durumda. Ancak ben; onların bu durumdan çok memnun olduklarını sanmıyorum. Beckham çifti, tanınmışlığın avantajlarını sonuna kadar kullanarak ekonomik kazançlar elde ederken; bu insanların yaşadıkları sorunlar ortada.
Çok değil, 2-3 ay once Sinem Kobal’ın bir takım taraftarları tarafından, sevgilisi aleyhine tezahürat yapılarak dizi çekimi sırasında ağlatıldığını okumuştuk. O olaydan sonra tacize uğrayan kız arkadaşı, Arda’nın 3 gün once yaptığı gibi duygularını kameralara anlatmış olsaydı daha fazla yankı uyandırırdı, ancak o susmayı seçti. Peki Arda konuştuğu için ne değişecek? Asıl önemli olan konu bu. Çünkü 23 yaşında bir insanın kalbi kırılmış, gururuyla oynanmış, ağlatılmış; ve artık bu konuda yapacak birşey yok. Önemli olan bundan sonra neler yapılacağı.
Olayın ardından basında verilen tepkilere bakıldığında, önemli somut adımlar atılacakmış gibi görünmesine rağmen benim bu konuda pek ümidim yok. Aynı hakareti yapan yorumcunun bundan 5 yıl önce Ümit Karan’a söylediklerinin üzerine nasıl sünger çekildiyse; bunun da çekilecektir diye düşünüyorum.
Beni ümitsizliğe iten başka bir sebep ise; olayın ertesi günü Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile yapılan röportaj sırasında yaşananlar. Aziz Yıldırım bu röportajda, Arda’nın haklı olduğunu söylemesine rağmen orada bulunan muhabirlerden birisi “Arda’nın söylediği söz ağır değil mi?” sorusunu soruyor. Aklı sıra bu soruyu sorduğunda, Aziz Yıldırım ezeli rakibine ve/veya futbolcusuna göndermeler yapacak ve muhabir krizden kriz çıkarma zaferini elde edecek. Ancak, Aziz Yıldırım empati yaparak; doğru yanlış tartışılır kendi fikirlerini söylüyor ve bu tuzağa düşmüyor. Bu kadar olay olduktan sonra, basın mensuplarından birinin hala kriz çıkarma peşinde olması; beni en az bu olay kadar dehşete düşürdü.
Gelelim tartışmanın diğer cephesine. Ben baştan beri bu lafın tamamen reyting kaygısıyla yapıldığına inanıyordum; bugün gazetelerde okuduğum “Pazar akşamı programda cevap vereceğim” beyanatını okuduğumda kesin olarak anladım.
Bu şahıs, Pazar akşamı yorumculuk yaptığı program reytinglerinin yükselmiş olduğunu gördüğü anda; zaferini kutlayacak ve belki de televizyon kanalından zam isteyecek. Ümidim, Türk halkının bilinçli bir şekilde bu tuzağa düşmemesi yönünde. Kim bilir, bu belki temiz futbol için ilk adım olabilir.