- Kategori
- Gündelik Yaşam
KT/ebleh haller&nezih saatler

yayla mantarı...
Günlerdir fotoğraf makinasının ara kablosunu arıyorum. İşyerinde masanın gözleri, etejer, sağ sol ıı ııhh! Evde köşe, bucak kitaplarımın yanı, makyaj malzemelerinin yanı, baza, ne bileyim işte en kıyıları arıyorum ki- yaşam çiçeklerimden önce yayla resimlerim var anlatayım falan- yok yahu yok!!! Neyse bir yorum geliyor –git şekerlikten al- diye… donup kalıyorum. Böylesi bir salaklık ambiyansı işte. Hâlbuki her akşam her an karşında oturduğum tv’nin yanında duran bakır çanağın kapağını bir kaldırsam bulacağım.(Not: Orada da yoktu, dün akşam çorapları koyduğum gözden çıktı niyeyse artık!!)
Hem şuna da sevindim. Yaşam Çiçeklerimin evimi tanımasına.. Mesela benimle bir frekansta buluşmasaydı, ne bulaşık yıkardı, ne ütü yapardı, ne ev temizler, ne yemek yapar, ne de o koca terası elinde hortum akıtırdı. Vah yahu dünyanın işini yapmış kadıncağız. Ben rahatım ya naapsın ondandır. Ohh kebap eve geliyorum, yemek hazır, masa kurulu… Koltuğa geçip - ee ne yaptınız bugün? demesi ile uyuklamak düşüyordu. (Utan kızım utan!) (oldu!! bulursam söylerim utan diye)
…..
Evde kahvaltı yapıyorum tuttum sandalyenin ön bacaklarını yukarı kaldırarak arka duvara yaslandım. Birinci denememde gayet güzeldi… İkinci denememde sandalyenin arka bacakları kaysın ben masanın altına doğru giderken kafam duvara çarpsın, kafam çarparken bacaklarımdan dolayı masa üzerime devrilsin, devrilirken bütün kahvaltılıklar, çaydanlıktaki çay, bardaklar hepsi bir üzerime dökülsün… Zarar-ziyan hanesinde: 3 bardak, iki tabak, bir kafa…Duvardaki çay lekeleri.
Kafayı suya soktuk, hastaneye koştum. Dr.sordu;
Ha şunu sorabilirsiniz?
-İçinde beyin var mı’ydı?
-Demek ki yoktu! (kuş beyinli olduğumun göstergesi) diye cevaplayabilirsiniz hiç mi hiç alınmam.
…..
Emekli Sandığına tabii çalışanlar bilir. Devletin “Yeşil Pasaport”una tabii olmak için 4.Derece’ye düşmek yeterli. –Devlet Memurları Her 3 yılda bir derece, her yıl bir kıdem alır) Öyle düşündük biz de, (az mı çektik Vize alacağım diye Ankara-Alman konsolosluğu önünde) Üniversiteyi bitirdik. 4’e düştük geçen Ağustos ayı’nda. Andım vardı güya. “Düştüğüm gün Pasaport’a müracaat edeceğim” Büyük konuşmamak gerekirmiş. Geçen yıl’dan beridir ben; yok resim çektireyim, ha bu gün, ha yarın giderim, bugün hava güneşli, yarın yağmurlu derken… İçişleri Bakanlığı’ndan tam bir yıl sonra gelen bir tebliğ!!! 1’e düşmemiz halinde “Yeşil Pasaport” alacaktık. (oha kızım kime kızayım ki; kendimden başka)
Çok dövündüm çok. Aptallık mı desem, alıklık mı desem, illa da rahatlığımın Allah belasını versin. Şimdi eğer başarı not ortalamadan dolayı bir kademe alırsam yılbaşında 3 yıl, yok değilsem 4 yıl daha beklemem gerekecek. (Ah aptal kafam ah!)
…
Derin dondurucu ara ara buz tutmaya başladı. Hâlbuki tutmaması lazım. Ben; ha yarın çağırırım ustayı, ha yarın evde olursam servise haber veririm, yok bugün düğün var, yok haftaiçi izin alamam… Bizim buz yayıldıkça yayıldı. Nihayetinde bir gün oturdum önce Garanti Belgesini Aradım (Hoş onu da bulmak zor oldu ya neyse) Ana o da ne, garantisi geçeli 1, 5 ay olmuş!!! (ne denebilir ki, Sen aylardır bekle bekle garantinin geçtiği süreye bak! Kabul ben kaplumbağayım)
Nihayetinde servis çağırabildim ama 2-3 ay oldu garanti geçeli de, Ben utanmadan “sizin dolap garantiyi bitirdi ters köşeye yattı. Ayıp oluyor amaaaa! Dalgamı geçiyor benimle…” diye söylenmeye başladım. (kendimden rezilce utanıyordum) Sadece kapakta bir conta değiştirdiler.
....
Efendim, bu sayfa benim sayfam. Babamın malı olmadığı gibi, garibanın haberi bilem yok. onun için "ara eleman" olarak sayfanın çalakalem yazanıyım. Haççak, haççak içimdekileri döküp duruyorum. Hit'siz, hit'siz...
Bilginize.
Not: Yaşam Çiçeklerim "nergis abla" ile ederi ölçülemez zamanlar paylaştık. Yediklerimizi, içtiklerimizi çekmedik. (hoş, kadın o kadar işin içinden nasıl kaçmadı anlamadım ya neyse) Magazinsel olarak adlandırılmayacak kadar mütevazi bir dost tanıdığım için kendisine teşekkürler.