- Kategori
- Fizik
Kuantum'da Mekansızlık-Quantum:Nonlocality

mekansızlık
Kuantum fiziği bugüne kadar çok merak ettiğimiz pek çok mistik-giZemli soruya yanıt arar durumdadır. Elektronlar içlerinde bulunanlar özel zaman-mekanda bilgileri depolama yetisine sahiptirler ve bu bilgiyi sürekli olarak daha etkili ve mükemmel bir biçimde kullanabiliyorlar; öyle ki günümüzün en ileri teknisyenleri bu bilgilerin kullanımı karşısında hayrete düşebilmektedirler. Bu noktada ister istemez birsoru aklımıza takılmakta. ruhumuzu; elektronların ruhuyla nasıl kıyaslayabilir; ölçümleyebiliriz? bu sorunun yanıtı kuantum fiziğinde mekansızlık prensibinde cevabını bulacaktır. "mekansızlık prensibi", bir şeyin aynı anda her yerde olabilmesi, tüm uzayı doldurabilmesi anlamına gelir. bir kuantum fizikçisine ölçüm konusunu açtığınızda yüzündeki ifade çok şeyi anlatacaktır.
Atomların dalga boyları dediğimiz yapı mekansız olarak kabul ediliyorsa tüm atomların, yani canlı ve cansız dediğimiz varlıkların tüm atomlarının dalga formları birbirine geçiş yapabilmektedir. İşte bu kuantum dalga formları, çevremize yaydığımız tesirler, etkiler, düşünce formları, kendi şuurumuzdan ve daha yüksek şuur kuşaklarından aldığımız impulslar, bu "boş" dediğimiz alanlardan geçmekte ve her şey her şeyle etkileşim halinde bulunmaktadır. Buradan hareketle, gerek atomaltında gerek bedenimizde, gerekse tüm evrenimizde, her şeyin her şeyle irtibatlanması, her şeyin her şeyden etki alıp etki vermesi söz konusudur.tom altını ve dalga formlarının iç içe geçen olasılıklar dalgası halindeki dansını görebilen beyinlerimiz olsaydı, "ben"in nerede başlayıp "sen" in nerede bittiğini anlayamazdık. Oysa duyularımızın sınırlılığı, bu bütünselliği görmemizi engelliyor ve bizler böylece makro dünya ile başarılı bir uyum sağlayarak gelişimimizi sürdürüyoruz. Beş duyumuz bu noktada devreye girmektedir. Düşünün gözün görme sınırının altında ya da üstünde ki frekansları görebilsek acaba ben buyazıyı yazabilir ya da siz okuyabilir miydiniz? aynı şey ses dalgaları içinde geçerlidir.
Bilgi akışı aslında her zaman var da biz pek farkında değiliz. Sezgiler, içe doğuşlar, rüyalar, telepatik alış-verişler, medyonomik irtibatlar; gerek maddi ortamlardaki varlıklar arasında, gerekse maddi ve süptil alem diyebileceğimiz ötealemde bulunan ruh varlıkları arasındaki bilgi akışının göstergeleridir. İşte bu çerçevede gerek atom altındaki boş uzayın, gerekse hücresel yapılarımızdaki ve güneş sistemimizdeki boşlukların fonksiyonu devreye girmektedir. Hem maddi sistemlerden gelen tesirler, hem kendi ruhsal varlığımızdan yani derin şuurumuzdan gelen tesirler, hem de çevremizdeki canlı dediğimiz tüm varlıklardan, birbirimizden yayılan tesirler ile Dünya insanlığını görüp gözetenlerden gelen-etkiler, geliştirici tesirler bu ''boş'' dediğimiz alanlardan geçerek bizlere ulaşmaktadır.
Data-bilgi adını verdiğimiz bu sınırsız sonsuz yapı aslında dalga-wave okyonusundan başa birşey değildir. SEN okyanustan ayrı değilsin! Aslında SEN diye bildiğin görüyorum dediğin şey de gören kim? Hiçbir şey sabit ve katı değildir. Bu kuantum fiziğin dünyasıdır. Dünyanız, ruh, zihin ve bedenden yapılmıştır.Bu üç şeyden her birinin, ruh, zihin ve bedenin kendine özel benzersiz fonksiyonları vardır ve diğeri ile paylaşılmaz. Gözlerinizle gördüğünüz ve bedeninizle deneyimlediğiniz fiziksel dünyaya "VÜCUT" diyoruz. Vücut bir sebep tarafından oluşturulan bir etkidir.Bu sebep "DÜŞÜNCE"dir. Vücut yaratamaz. O sadece deneyimler ve deneyimlenir. Bu onun benzersiz fonksiyonudur. Düşünce deneyimleyemez, o sadece hazırlar, oluşturur ve yorumlar. Düşüncenin kendini deneyimleyebilmesi için göreceli bir dünyaya (fiziksel dünya, vücut) ihtiyacı vardır. Ruh, DÜŞÜNCE ve VÜCUD’a hayat verendir. Vücudun yaratmak için gücü yoktur, buna rağmen güç ve benzerlerinin ilüzyonlarını verir. Bu ilüzyon bir çok hayal kırıklığının sebebidir. Vücut sadece bir etkidir ve yaratmak gücü yoktur.
Bütün bu bilgilerin anahtarı, evreni şu an gördüğünüzden farklı olarak görmeyi öğrenmemiz ve böylece samimiyetle arzuladığınız herşeyi açıkça beyan edebilmenizdir...