- Kategori
- Aile
Küçük yaramazım, haylazım, yavru kardeşim benim...

Geçtiğimiz günlerde bir akşam, benim küçük yaramazım bir blog yazarının yazısını gönderdi. "Abla sende bir okusana, okudukça ağladım" dedi. Sonuna da şu sitemi not olarak iğnelemişti. "Sen bana hiç böyle yazılar yazmıyorsun" Oysa sözleri ne kadar anlamsız, sitemi ne kadar yersizdi…
Yanlış hatırlamıyorsam orta okul yıllarımda başladım, sıkıntılarımı-duygularımı kağıtlar da anlamlandırmaya. Düşünüyorum da hiçbir kelime sözle ifade edildiği gibi kimlikleşmez yazıda. Yazının tonu, vurgusu yoktur çünkü… Seçilen kelimelerin yazıda ki karşılığını bulmak, bulmaya çalışmak da zordur. Buna rağmen yazmayı severim ben… Neden biliyor musunuz? Çünkü sözlü söyleşi çokluğu ister… Yazılı söyleşi yalnızlığı… Ben çoklu söyleşilerde kendimi ifade edemedim hiç… Baskın kişiliğim yoktu belki ondan, belki de birçok insanın inanmadığı burçlardan payıma düşenin özellinden… Sözlü saldırılardan korunmanın en güzel yoluysa, içimdekileri müdahale edilemeyen yazılarımda dillendirmekti…
Benim iki kız kardeşim var… Aslında ölesiye sevdiğim bu iki yaramazla yıllar yılı hiç anlaşamadım. Ne dertlerimi anlattım, ne dertlerine derman oldum… Ta ki evlenene kadar… Ben sindirilmiş büyük kız, onlar haylaz, bildiğini okuyan uçarı kızlar… Eve diledikleri saatte girer, dilediklerini söyler, yer, giyer, gezerlerdi… Bu denli özgürlüğü ben mi istemedim yoksa ailem mi sunmadı artık hiç bir anlamı yok…
Bir gün bu küçük yaramazların bir küçüğü bana derdini anlattı… Ben mi iyi bir abla olmuştum, o mu büyümüştü bilmiyorum… İki duygu arasındaydım o gün… Kardeşimin derdine çok üzülmüş, paylaşmasına çok sevinmiştim… Dedim ya, konuşmayı beceremedim hiç diye... Acısını paylaşmak, rahatlatmak istedim… Konuştum, konuştu… Olmadı… Yine kaleme sığındım… Bir hikaye yazdım… Kahramanı belliydi, figüranları da… Sanırım başarmıştım, ruhsuz bulduğum yazılarımla, yapmak istediğimi yapmış kardeşimi rahatlatmıştım…
Şimdi söyle küçük yaramazım, o günkü gibi uzun uzadıya roman yazsam da özetleyip iki kelimeye sunsam da SENİ SEVİYORUM aynı anlamı taşımıyor mu? Ve hatta yazılış şekli, dili, vurgusu, tonu ne olursa olsun yürekteki ağırlığı hep aynı değil mi? Çoklu dillerde aynı anlamıyla, olduğun gibi, olduğum gibi yine yazıyorum SENİ SEVİYORUM…
...Diye yazdım... Sanırım yeterli olmuştu, yoksa olmadı mı?:)))