Küçür Sırlar ya da Gossip Girl / TV Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '10

 
Kategori
TV Programları
 

Küçür Sırlar ya da Gossip Girl

Küçür Sırlar ya da Gossip Girl
 

Yabancı dizilerle aram limoni olduğundan Gossip Girl hakkında da bihaberdim. Ta ki bizim Küçük Sırlar'ın ortaya çıkışına kadar.

Küçük Sırlar kanımca Aşk-ı Memnu'nun yeni jenerasyon uyarlaması gibi. Entrika bol, para bol, gösteriş bol. Dolayısıyla ülkemizde izlenebiliteside hayli yüksek. Sansasyon içinde hayli malzemeli bir dizi. Lise kızlarının minicik etekleri, normalde reşit olmamışı çocukların son model araçlarını bizzat 'kendi'lerinin kullanarak okulun otoparkına park etmeleri, cesur sahneler vs...

Zaman zaman orjinal halinide merak ettiğim için Amerika'da ki versiyonunada bakmıyor değilim. Aradaki farkları da sayıp klasik geyikleri de sıralamayacağım.

Ancak takıldığım, dikkatimi bariz çeken bir husus var, paylaşmam gerek. Her iki dizide de 'kötü kızlar' inanılmaz başarılılar. Gossip Girl'deki Blair ile Küçük Sırlar'daki Ayşegül kanımca en iddialı karakterler.

Ayşegül karakterini canlandıran Merve Boluğur bir önceki projesinde (Bkz.Acemi Cadı) aynı isimle fakat tamamiyle alakasız bir karakterle ekranlardaydı. Acemi Cadı'yı hatırlayanlar Merve'nin her iki rolüde nasıl ustalıkla canlandırdığını anlayabilir. Birinde saf, temiz, iyi kalpli bir cadıyken bu yeni dizide gerçekten bir 'cadı' gibi ahkam kesiyor, kötülük yapıyor, nefret saçıyor, aşağlıyor ve en önemlisi bunları yaparken surat ifadesini, mimiklerini ve vücudunu kusursuz kullanıyor. Kısacası bizi gerçekten inandırıyor 'kötü kız' olduğuna.

Gossip Girl'deki Blair karakterini canlandıran Leighton Meester'ın daha önceden yer aldığı dizi veya filmleri izlemediğim için bir şey diyemem. Ancak kötü kız rolünü büyük bir ustalıkla canlandırdığı su götürmez bir gerçek.

Sinem Kobal hep aynı , bir gelişme yok. Oyunculuğunda gelişme görmek adına Dadı'yı veya Selena'yı izlemeye gerek bile yok, biraz bakmak yeterli. İyi kalpli ama tutuk, yüreğinde ve midesinde kelebekler uçuşan küçük kızların sevgilisi Sinem Kobal heo ve daima aynı. Gossip Girl'deki iyi kız Serena karakterini canlandıran Blake Lively çok çok çok daha inandırıcı. Hiç değilse o normal bir kız gibi yaşıyor (Kutsal Bakire gibi yaşamıyor en azından) ama yinede iyi niyetli sağolsun.

Hande Yener'in sevgilisi olarak hayatımıza giren Kadir Doğulu ise tam karakterinin adamı. İlk başta ısınamasamda , evet bu rol tam oturmuş dedittiriyor bir süre sonra. Burak Özçivit oyunculuk anlamında daha deneyimli olduğundan daha fazla övgüyü hak ediyor ancak içinde aynı şeyleri söylemek mümkün. O da rolünün adamı, o da hakkını veriyor şimdi Allah için. Birkan Sokullu için birşey diyemeyeceğim zira şu ana kadar beni (ya da izleyiciyi) şaşırtacak kadar iyi bir performans göremedim. Ama genel görüntü itibariyle tabiki çok yerinde bir seçim olmuş.

Gossip Girl'de bahsedilmeye değer tek erkek karakter tabiki Ed Westwick'in hayat verdiği Chuck Bass. Bir insan bu kadar mı poz keser rolünü canlandırırken, bu kadar mı şekil olur, kasılır... anlamak çok güç. Diziyi izleyen varsa anlayacaktır ne demek istediğimi mutlaka. O gözlerini kısması, dudak hareketleri, vücut hareketleri itici ama inanılmaz komik.

Ancak bizim yapımla orjinali arasında şöyle önemli bir ayrıntı var, söylemeden geçemem ; Gossip Girl'de ki temel işleyiş görünmez birinin herkese bir dedikoduyu aynı anda cep telefonlarına mesaj olarak duyurması hadisesi. Şu aralar izlediğim bölümlerde esas kız Serena onun peşine düşmüş ancak bulamamıştı. Artık malum 'Gossip Girl' her kimse beni bile merak sardı. Hele o her mesajının sonunda ''XOXOX GOSSIP GIRL'' şeklindeki imzası müthiş :)

Bizim Küçük Sırlar'ımızda henüz bu tarz bir yaratıcılık ile karşılaşmamış olsakta, sağolsunlar izlemeye değer bir iş çıkarıyorlar.

 
Toplam blog
: 42
: 2022
Kayıt tarihi
: 05.08.10
 
 

1983 İzmir doğumluyum. Doğduğumdan beride bu şehirde yaşıyorum. İlk, orta, lise ve üniversite hay..