- Kategori
- Sinema
Tuba mı Beren mi?

İkisinin tek ortak özelliği Tomris Giritlioğlu'nun keşfi olmaları. Bunun dışında hiç bir ortak yönleri yok.
Tuba'nın ilk başlarda yer aldığı diziler çok ses getirmese de yinede düzgün ve iyi işlerdi. Çemberimde Gül Oya ve Ihlamurlar Altında dizilerinin çok seveni vardı. Özellikle Çemberimde Gül Oya konusu itibariyle hassas, yönetmeni olarak güçlü bir yapımdı. son 6 bölümünde görünmesi bile yetti. Yetti ki Ihlamurlar Altında adlı dizide başroldeydi.
Esas çıkışını Asi ile yapmış , artık fenomen olmuştu. Ünü Türkiye sınırlarını aştı. Ortadoğu ve Arapların yanında Balkan ülkelerinde de hatırısayılır bir hayran kitlesi yarattı. Asi, konusu, hikayenin anlatılış şekli itibariyle masalsı bir diziydi. Sevilmesi ve daha geniş kitlelere kadar ulaşması normaldi.
Sinema konusunda ise tam bir hayal kırıklığı yarattı Tuba. Aslına bakarsanız, Yüreğine Sor'da tıpkı Asi gibi bir masaldı. Hatta Asi'den daha masalsıydı. Ancak yönetmenin teknik anlamdaki beceriksizliği, Tuba'nın derinleşemeyen oyunculuğu, hikayedeki anlatım akışının bir bütün olamaması haklı olarak filmin gişede hüsrana uğramasına sebep oldu.
Yönetmen suçu Tuba'ya, izleyici suçu yönetmene attı. Ve Tuba ilk sinema filmiyle gişede yenilgiye uğradı. Filmde güzel olan hiçbir şey yok muydu peki? Elbette vardı. Birincisi Tuba ve Kenan'ın uyumu muhteşemdi. Tuba hayranları Asi'den sonra herkesi ona partner olarak yakıştıramıyordu çünkü. İkinci muhteşem güzellik ise tabiki Karadeniz ve Ayder Yaylası'ydı.
Türkiye'nin Yıldızları adlı yarışmayı izlemediğim için bir fikir yürütemem. Ancak benim zihnimde Beren Saat ile ilk tanışmam Mahsun Kırmızıgül ile olan samimiyetiydi. Aşka Sürgün adlı diziyi izlemediğim için performansı konusunda bir yorumda bulunmam doğru olmaz.
Ancak Hatırla Sevgili'yi, konusunu, işlenişini çok iyi hatırlıyorum ve Beren'in yıldızının parladığını farkediyordum o zamanlar. Cansel Elçin ile olan uyumu da müthiş, Tomris Giritlioğlu yapımı olması da ayrı bir şanstı.
Eski edebiyat eserlerinin dizi yapılmasının revaçta olduğu dönemde, Halit Ziya Uşaklıgil'in eserinin projelendirilmesi büyük süprizdi. O zamanlar kadro veya hikaye hakkında hiç önbilgi okumamıştım. Ne zaman ki dizi başladı, hikayenin rengi belli oldu işte o zaman dizi fenomen hale geldi. 'Bihter' girdi hayatımıza. Kadınlar ayrı sevdi, çünkü moda ikonu ve güçlü kadındı. Erkekler ayrı sevdi, genci yaşlısı bir arzu yada fantezi nesnesi olarak gördü. Aylarca her bölümü ayrı konuşuldu. Kısacası Beren bu dizi ve karakterle fenomen olmuştu.
Bu arada Gece'nin Kanatları ve Güz Sancısı gibi iki önemli deneyimide oldu Beren'in. Güz Sancısı'nda oyunculuğunu bir kez daha ispatladı. Etkileyici olmasının yanında , konuştuğu aksan ve oynadığı rolü inandırmıştı izleyiciye. Ne yazıkki aynı şeyi Gecenin Kanatları için söyleyemeyeceğim. Film çok sıkıcı, Beren'de çok donuktu. Oynayan o değildi sanki.
Her ikisinin oyunculuklarını ele almak ve dürüst olmak gerekirse bir Tuba fanı olarak bile tercihim; Beren Saat. Çünkü kadın güçlü, çünkü kadın etkileyici, çünkü kadın inandırıcı oynuyor. Oynarken kendini kaybediyor, oynarken o rolü gerçekten yaşıyor ve yaşatıyor. Rol içinde rol kesiyor. Giydiği kıyafetin kadını oluyor. Kah bir tebessümle sempatik cici kız, kah bir kahkahayla femme fatale oluyor.
Malesef Tuba için aynı sözleri kullanamayacağım. Milliyet'in anketinde Türkan Şoray'dan sonra ikinci çıksa, ebedi bir fanı olsam dahi objektif olmam gerekiyor. Tuba çok güzel, çok alımlı, rüya gibi. Naif rollerin insanı. Aşk kadını ya da aşık genç bir kız.. Vogue dergisinde femme fatale olsa dahi oynarken derinleşemiyor. Sanki hep bir tutuk. Asi'de bile çok az sayılı sahnede oyunculuğundan etkilenmiştim. Yukarıda da yazdığım gibi Yüreğine Sor ise Tuba'nın sinema kariyer için büyük bir hata. Ama ne yalan söyliyim, bütün bu saydıklarıma rağmen onu ekranda görünce takılıp kalıyor insan. Beren'den daha sıcak, daha samimi geliyor bana ve birçok insana. Tuba zeki ama sanki insancıl tarafı ağır basıyor. Daha çok 'halk' gibi yaşıyor. Beren kesinlikle 'snop' bir hava yaratıyor. Güzellik olarak Tuba'yı tercih ederim ancak Beren'in havası da bir başka. Son ve önemli bir not; yurtdışında tanınan tek isim Tuba. Beren'in ise bu konuda bir isteği ya da azmi var mı bilinmez.
Neticede bu iki güzel, ekranların en izlenilesi isimleri. Onları izlerken eminim herkes kendinden geçiyordur. Sevmeyenleri bile izliyor buna eminim.
Tuba'nın ilk başlarda yer aldığı diziler çok ses getirmese de yinede düzgün ve iyi işlerdi. Çemberimde Gül Oya ve Ihlamurlar Altında dizilerinin çok seveni vardı. Özellikle Çemberimde Gül Oya konusu itibariyle hassas, yönetmeni olarak güçlü bir yapımdı. son 6 bölümünde görünmesi bile yetti. Yetti ki Ihlamurlar Altında adlı dizide başroldeydi.
Esas çıkışını Asi ile yapmış , artık fenomen olmuştu. Ünü Türkiye sınırlarını aştı. Ortadoğu ve Arapların yanında Balkan ülkelerinde de hatırısayılır bir hayran kitlesi yarattı. Asi, konusu, hikayenin anlatılış şekli itibariyle masalsı bir diziydi. Sevilmesi ve daha geniş kitlelere kadar ulaşması normaldi.
Sinema konusunda ise tam bir hayal kırıklığı yarattı Tuba. Aslına bakarsanız, Yüreğine Sor'da tıpkı Asi gibi bir masaldı. Hatta Asi'den daha masalsıydı. Ancak yönetmenin teknik anlamdaki beceriksizliği, Tuba'nın derinleşemeyen oyunculuğu, hikayedeki anlatım akışının bir bütün olamaması haklı olarak filmin gişede hüsrana uğramasına sebep oldu.
Yönetmen suçu Tuba'ya, izleyici suçu yönetmene attı. Ve Tuba ilk sinema filmiyle gişede yenilgiye uğradı. Filmde güzel olan hiçbir şey yok muydu peki? Elbette vardı. Birincisi Tuba ve Kenan'ın uyumu muhteşemdi. Tuba hayranları Asi'den sonra herkesi ona partner olarak yakıştıramıyordu çünkü. İkinci muhteşem güzellik ise tabiki Karadeniz ve Ayder Yaylası'ydı.
Türkiye'nin Yıldızları adlı yarışmayı izlemediğim için bir fikir yürütemem. Ancak benim zihnimde Beren Saat ile ilk tanışmam Mahsun Kırmızıgül ile olan samimiyetiydi. Aşka Sürgün adlı diziyi izlemediğim için performansı konusunda bir yorumda bulunmam doğru olmaz.
Ancak Hatırla Sevgili'yi, konusunu, işlenişini çok iyi hatırlıyorum ve Beren'in yıldızının parladığını farkediyordum o zamanlar. Cansel Elçin ile olan uyumu da müthiş, Tomris Giritlioğlu yapımı olması da ayrı bir şanstı.
Eski edebiyat eserlerinin dizi yapılmasının revaçta olduğu dönemde, Halit Ziya Uşaklıgil'in eserinin projelendirilmesi büyük süprizdi. O zamanlar kadro veya hikaye hakkında hiç önbilgi okumamıştım. Ne zaman ki dizi başladı, hikayenin rengi belli oldu işte o zaman dizi fenomen hale geldi. 'Bihter' girdi hayatımıza. Kadınlar ayrı sevdi, çünkü moda ikonu ve güçlü kadındı. Erkekler ayrı sevdi, genci yaşlısı bir arzu yada fantezi nesnesi olarak gördü. Aylarca her bölümü ayrı konuşuldu. Kısacası Beren bu dizi ve karakterle fenomen olmuştu.
Bu arada Gece'nin Kanatları ve Güz Sancısı gibi iki önemli deneyimide oldu Beren'in. Güz Sancısı'nda oyunculuğunu bir kez daha ispatladı. Etkileyici olmasının yanında , konuştuğu aksan ve oynadığı rolü inandırmıştı izleyiciye. Ne yazıkki aynı şeyi Gecenin Kanatları için söyleyemeyeceğim. Film çok sıkıcı, Beren'de çok donuktu. Oynayan o değildi sanki.
Her ikisinin oyunculuklarını ele almak ve dürüst olmak gerekirse bir Tuba fanı olarak bile tercihim; Beren Saat. Çünkü kadın güçlü, çünkü kadın etkileyici, çünkü kadın inandırıcı oynuyor. Oynarken kendini kaybediyor, oynarken o rolü gerçekten yaşıyor ve yaşatıyor. Rol içinde rol kesiyor. Giydiği kıyafetin kadını oluyor. Kah bir tebessümle sempatik cici kız, kah bir kahkahayla femme fatale oluyor.
Malesef Tuba için aynı sözleri kullanamayacağım. Milliyet'in anketinde Türkan Şoray'dan sonra ikinci çıksa, ebedi bir fanı olsam dahi objektif olmam gerekiyor. Tuba çok güzel, çok alımlı, rüya gibi. Naif rollerin insanı. Aşk kadını ya da aşık genç bir kız.. Vogue dergisinde femme fatale olsa dahi oynarken derinleşemiyor. Sanki hep bir tutuk. Asi'de bile çok az sayılı sahnede oyunculuğundan etkilenmiştim. Yukarıda da yazdığım gibi Yüreğine Sor ise Tuba'nın sinema kariyer için büyük bir hata. Ama ne yalan söyliyim, bütün bu saydıklarıma rağmen onu ekranda görünce takılıp kalıyor insan. Beren'den daha sıcak, daha samimi geliyor bana ve birçok insana. Tuba zeki ama sanki insancıl tarafı ağır basıyor. Daha çok 'halk' gibi yaşıyor. Beren kesinlikle 'snop' bir hava yaratıyor. Güzellik olarak Tuba'yı tercih ederim ancak Beren'in havası da bir başka. Son ve önemli bir not; yurtdışında tanınan tek isim Tuba. Beren'in ise bu konuda bir isteği ya da azmi var mı bilinmez.
Neticede bu iki güzel, ekranların en izlenilesi isimleri. Onları izlerken eminim herkes kendinden geçiyordur. Sevmeyenleri bile izliyor buna eminim.