Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Kukla Ekonomisinden Atatürk Ekonomisine

Kukla Ekonomisinden Atatürk Ekonomisine
 

Kukla Ekonomisinden Atatürk Ekonomisine


Kurtuluş Savaşı öncesinde Ermeniler, Yunanlılar, İngilizler, Fransızlar ve daha birçoğu ülkemizi pastanın dilimleri gibi paylaşmış, hasta adamın damarlarında kalan son kandamlalarını emiyorlardı.

Bu şartlar altında birkaç inançlı adam ülkemizin bağımsızlığı uğruna savaşmak için 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayakbastı. Samsun’dan itibaren Ata’mızın adım attığı her yerde O’nu takip eden kahraman Türk Askerleri tüm imkansızlıklara rağmen vatanımızı işgalden kurtardılar ve bizlere yeni bir dünyanın kapısını açtılar. Cumhuriyeti, demokrasiyi, bağımsızlığı, hukuk devletini, çağdaşlığı ve özgür düşünceyi de dahil eden yepyeni bir hayat vardı bu dünyada.

Ata’mız, o dönemin şartlarında sadece bunlarla da yetinmedi. Bir ülkenin gücünün temel kaynağının ekonomiden geldiğinin o da farkındaydı. Kurtuluş Savaşımızın hemen sonrasında söylemiş olduğu "...askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun iktisadî zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılan zaferler yaşayamaz, kısa zamanda söner"  sözü ekonomiyi ne kadar önemsediğini göstermektedir.

ATATÜRK EKONMİSİ ÜLKEMİZE ÇAĞ ATLATTI

Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşması uyarınca 1928 yılına kadar gümrük vergisi uygulayamadı. Bu yıla kadar da dış ticarette sürekli açık verdi. 1928 – 1938 yılları arasında ise Ata’mızın gümrük politikası sayesinde dış ticarette her yıl dış ticaret fazlası verdik. Dış ticaret fazlası ekonomimize, merkez bankamızda biriken 36 milyon liralık döviz ve 26 ton altın olarak yansıdı. Gayri Safi Milli Hasıla 1923 – 1938 yılları arasında yaklaşık %8 arttı. İnşa edilen demir yolları, tersaneler, fabrikalar, yollar, köprüler, iletişim hatları ve daha sayamayacağımız birçok yatırım da çabası.

Özel girişim her zaman Ata’mızın öncelikli ekonomi anlayışı olmuştur. Sadece özel girişimin sermayesinin yetmediği yerlerde devletin mutlaka rol almasını savunurdu. Ekonomide devletin hiçbir şekilde ferdin yerine geçmemesi gerektiğinin üstünde duran Ata’mız, ekonomik hayatta devletin düzenleyici bir rolünün olduğunu da 1930 yılında yaptığı bir konuşmasında belirtmişti.

Ata’mızın bir özelliği de hiçbir zaman para basmamış oluşudur. Kurtuluş Savaşı’nda dahi para basılmasına karşı çıkmıştır. Ata’mız, para politikalarında her zaman dengeyi koruyan ve enflasyona karşı çıkan bir yol izlerdi. Nitekim, Ata’mızın iktisat politikalarını benimseyememiş liderler, 7 Eylül 1946’dan başlayarak günümüze kadar ihtiyaç duyulduğunda sürekli para basarak iç talebi güçlendirmeye çalıştılar. Bu temelsiz politikaların sonuçlarını hepimiz ağır bedeller ödeyerek öğrendik.

Bizler, Ata’mızın ekonomi alanı da dahil olmak üzere siyasi ve sosyal ilkelerini takip etmek yerine hep ithal etmeyi seçtik. O’nun fikir ve düşüncelerini geliştirip çağdaş dünyada kendimize özel bir anlayış geliştiremedik. Kanunlarımızdan evde kullandığımız basit ürünlere kadar her ihtiyacımıza çaba göstermeden sahip olduk. Biz, ülkemize ve kendimize hep yabancı kaldık.

Not: Bugünlerimizi bizlere armağan eden Ebedi Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O’nu takip edenleri saygıyla anıyor, başta gençlerimizin olmak üzere halkımızın 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutluyorum.

 
Toplam blog
: 28
: 533
Kayıt tarihi
: 30.03.12
 
 

Göksel Topçu, Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Şuan Çandarlı Belediyesi'..