​ Kuklacılar fazla mesaide… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '12

 
Kategori
Siyaset
 

Kuklacılar fazla mesaide…

Kuklacılar fazla mesaide…
 

Bir millet kendi sorunlarına sahip çıkmıyorsa, kaderi başkaları tarafından kullanılmak, sömürülmektir. Egemenler, yani emperyalist efendiler, geçtiğimiz yüzyıl başında taktik değiştirdiler. Bilindiği gibi eskiden bir ülkeyi sömürmek için o ülke işgal edilir, içine asker yığılır ve sömürülürdü. Tabi bu usul hiç de şirin değildi. Kısa sürede sömürülen halk arasında homurdanmalar, ardından direnişler ortaya çıkar, katliamlar olur, oluk oluk ülke insanı kanı dökülür iş gücü kaybı yaşanırdı.

Geçtiğimiz yüzyıldan itibaren taktik değişti. Efendiler sömürecekleri ülkelerin başına kendilerinin oluşturduğu kukla iktidarları getirip sömürüyü sevimsiz olmadan sürdürmenin yolunu buldular. Bazen sömürülecek ülkenin karakterine göre askeri bazen sivilleri ön plana çıkardılar. Bazen de ülkemizde olduğu gibi her iki kesimi de kullandılar ve halada kullanıyorlar.

Bu şekilde kafasını kaldırmaya yeltenen insanların kafasına ya askerin postalı, ya da sivilin kadife eldivenli yumruğu iniyor. Artık iş kuklacıların insafına kalmış, isterlerse asker kuklayı veya sivil kuklayı sahneye çıkarıyorlar.

Bu durum sadece bize özgü değildir. Dünyanın birçok ülkesinde aynı kuklacılar, üzerlerine o ülke kıyafetleri giydirilmiş kuklalarla aynı senaryoyu uyguluyorlar.

Dikkat ediniz; Ciddi bir ülke yönetiminin politikaları da ciddidir. Hele bunlardan ikisi var ki, bir defa oluştu mu uzun yıllar hiç değişmez. Mesela Dış politika. Dış politikada tutarlı olmalısınız. Bu gün söylediğinizin tam tersini yarın asla söylememelisiniz ve de yapmamalısınız. Böyle bir durumda asla saygın ve güvenilir olamazsınız. Sizi adam yerine koymazlar. Tükürseniz boğulacak bir ülkecik olan Güney Kıbrıs milletvekili utanmadan sizi köpeğe benzetebilir. Siz de bir şey yapamazsınız. Tabii eğer ipleriniz efendilerin elinde olan bir kuklaysanız.

İkinci çok önemli konu da eğitimdir. Eğitim sistemi çok uzun yılları planlayacak şekilde bir defa oluşturulur ve uygulanır. Böylece insanlar yarınlarını bu günden görürler ve ona göre davranırlar. Bildiğim kadarı ile bizdeki sistem son on yılda hemen her yıl değiştirilmiştir. Amaç, “iyilik için uğraşıyoruz” olabilir ama görünen şey yarının ne olacağını bilmeyen, ezberci boş bir nesil yetiştiğidir. Onların eline tutuşturulacak birer diploma onları sadece diplomalı cahil yapmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hangi yönetim kendi gençliğinin çağdaş dünya gençliğinden geri yetişmesini ister derseniz, cevap ipleri emperyalist efendilerde olan kukla yönetimler olacaktır.

Kuklacılar, 1950 de devraldıkları ülkemizi hep sivil kuklalarla yönetmeyi tercih ettiler. Ancak yönetime sızan bazı Kemalist insanlar, yöneticilerin beceriksizliği, gibi sebeplerden dolayı bir türlü kendilerine uygun sömürü istikrarını istedikleri gibi sağlayamadılar. Bu yüzden kendi getirdikleri hükümetlerin iki dönemde değişmesini böylece eskiyen yüzlerin yenileri ile değiştirilip mevcut politikanın devamını uygun gördüler. Ancak iktidara getirilenler ilk dönemin ardından kazandıkları seçim zaferi ile kendilerini bir şey sanmaya başladılar. İşte o zaman kuklacılar hemen sahneye asker kuklaları çıkarıp, sivilleri uzaklaştırdılar. Bu oyun yıllarca devam etti. Ancak işi biten asker kuklalar, görüntüyü bozmaya başladılar ve temizlenmeliydiler.

Aslında bu dönemde kuklacıların işi de hiç kolay değildi. Bir yandan sivil kuklaları idare edeceksin, sağa sola efelik ettireceksin, muhalefetteki kuklaları tam dozunda ayarlayacaksın,  halkı bu işleri sorgulamasın diye bir yandan eğitimi ile bir yandan dini ve etnik kökeni ile oynayacaksın. Çok zor işler. İşte bütün bu zorluklar içinde birde asker kuklaları temizleyeceksin.

Azıcık tarih bilgisi olan, olayları inceleyecek kadar kafası çalışan birine “AKP iktidarı 12 Eylül’ü ve 28 Şubatı yargılıyor” diyeceksin. Alacağın cevap, “git başkası ile dalga geç” olacaktır. Zira AKP nin tohumlarını eken 12 Eylül, onu dünyaya getiren ebesi ise 28 Şubat’tır. Peki, bu durumda bir yönetim kendi varoluş sebebini nasıl yargılar derseniz, cevap kuklacının böyle istediği olacaktır. Sizin anlayacağınız kuklacılar fazla mesaideler. Umarım faturası biz cahil halka çıkmaz.

İzmir 2012

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..