- Kategori
- Siyaset
Kültürel ve siyasal kimlik
Kültürel ve siyasal kimlik - "Türklük" ve "Türkiyelilik"
"Türklük", anlamında ırk ya da soy ögesi bulunan kültürel bir kimliktir; Kürtlük, Çerkezlik, Boşnaklık, Arnavutluk gibi... "Türkiyelilik" ise bir ülkeye; adı Türkiye olan bir toprağa bağlılıktır. Türkler, Kürtler, Çerkezler, Boşnaklar, Arnavutlar, Türkiye'nin genel kültürü içinde özel kültürel farklılıkları ile yer alır.Bu farklılıkların siyasal kimliği tektir; o da Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlığıdır.
Bu husus, 1924 Anayasası'nın 88.maddesinde "Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle (Türk) ıtlak olunur(adı verilir)" denerek belgelenmiştir.Görüldüğü gibi Atatürk zamanında bile, Türk ırkını öne çıkaran bazı çalışmalara rağmen, etnik köken ve din ikinci planda tutulmuş ve vatandaşlık kavramı öne çıkarımıştır.Aynı anlayış, 1961 ve 1982 anayasalarında da sürdürülmüştür.
Bu nedenle, "Türk" sözcüğünü, "Türk ırkı"nı öne çıkaran bir ifade değil, tüm ülke halkının - istenirse "Türkiye halkı" densin - ayrım gözetmeden Türkiye Cumhuriyeti ülkesine bağlılığın bir simgesi olarak görmek lazım. Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene" deyişini de bu şekilde anlamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına dayanan tek bir siyasal kimliğin benimsenmesi, etnik kökene dayanan kültürel kimliğin reddi anlamına gelmez.İsteyen kişi, etnik kökenini öne çıkararak, "Ben, Kürt asıllı Türk'üm" ya da "Ben, Arnavut, Boşnak...asıllı Türk'üm" diyebilirler.Bunlar, çağdaş demokrasinin, kendini bilme, kendini tanıma ve kendini ifade etme özgürlüğünün bir gereğidir.
Türkiye'nin Kürtler dışında, etnik kökeni farklı insanlarıyla bir sorunu yoktur.Başlangıçta, muhayyel(hayal gücüyle yaratılan, hayal edilen) olarak görülen "Kürt kimliği", bugün toplumumuzun büyük bir kısmı, hatta ülkemizin en üst düzeydeki yönetici ve bürokratları tarafından bile bir "realite" olarak kabul edilmiştir."Anayasal vatandaşlık" ya da "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" kavramı ile bu realite, bir "alt kültür" varlığı olarak toplumsal ve kültürel yapımız içinde yavaş yavaş yerini almıştır.
Ancak, son zamanlarda, insanın temel hak ve özgürlüklerine dayanan ve tamamen demokratik bir istek olan "kimlik seçimi" ya da "hissedilen kimlik", "kültürel çeşitlilik" boyutunu aşarak, toplumun bütününden kopup yabancılaşmaya ve ayrılma isteklerine yol açmıştır.Bu istek, hukuksal bir temele dayandırılarak siyasal sınırların tartışıldığı bir durum yaratılmaya çalışılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasal sınırları, tartışma kabul edilmez bir şekilde bellidir.Türkiye, bu sınırların dışına çıkılmasını istemediği gibi, içine de girilmesine de izin vermez.Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün sert doğa koşullarına rağmen üstüne düşen görevini büyük bir özveri ile yapmaktadır.Ama bu yetmez; aydınlar, yazarlar, etnik kökeni ne olursa olsun tüm ülke halkı bu hareketi desteklemelidir.
Son söz: Herkes inanmalıdır ki, Türkiye, ülkesi ve ulusu bir bütünlük içinde yaşamaya devam edecek;bu ülkenin semalarında tek bir bayrak dalgalanacak ve hep bir ağızdan tek bir ulusal marş söylenecektir.
cdenizkent