Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
650
 

Kum Saati

Kum Saati
 

Kabul et! Sen sevmek, sevilmek istiyorsun. Seni seven bir insan olsun istiyorsun. Gözlerinin içine bakıp yanındayım hayatım diyerek sarılacak birini istiyorsun. Seni arayacak, merak edecek, birlikte hoşça vakit geçirecek birini arıyorsun. Bir sırdaş arıyorsun belki de kendine bir arkadaş…

Korkuyorsun. Hem de öyle çok korkuyorsun ki insanlarla yüzleşmek korkutuyor seni.

Yine azarlanacağım, yine bırakacak beni ve yine her yaşanılan son gibi benim ilişkim de bitecek diyorsun.

Geçmişi de atlatamıyorsun, düşünmekten vazgeçemiyorsun. Her gün içini kemirerek bekliyorsun. Sanki gelecek cevap seni rahatlatıp hoş bir soluk aldıracak sana, buna da inanmıyorsun. Öyleyse sen ne istediğini bilmiyorsun. Evet evet ne yapacağını, ne şekilde kendine yön vereceğini bilemiyorsun.

Çaresiz bir yüz ifadesi içinde. Günleri saymak, beklemek ve gelecek hayatının endişesiyle sürüklenip gidiyorsun. Oysa bunların hiç birini yaşamak dahi istemiyordun biliyorum. Ama hayatına çeken de sensin kabul et!

Belki bundan sonrası çok güzel olacak, belki yaptığın hatalarının aynılarını tekrarlamayacaksın, belki çaresiz hissetmeyeceksin kendini. Bir karar ver artık zaman dolmak üzere!

Bir kum saatini düşün. Bir adam kum saatini ters çevirerek sana diyor ki; “Eğer bu kum saati dolana kadar hayatında kesin kararlar verip, içini rahatlatamazsan bundan sonra yaşayacakların hep aynı şekilde olacak buna razı mısın?” Düşünceli dakikalar, saatler başlıyor. “Ne yapsam, ne etsem de kurtulsam. Hah buldum geçmişi silemeyeceğim bu kesin ama yaşantımı değiştirebilirim herhalde. Bu bir özel yetenekle gelmiyor Allah bana düşünebilme yetisi vermiş bende sonuna kadar bunu kullanacağım o zaman.”

Hayatını biraz daha düşünmeye başladı. Düşündükçe hayatına biraz daha farklılıklar kattığını hissetti.

“Şey aslında ben günlerimi çok amaçsızca ve başıboş geçiriyorum, bir arkadaşım bile yok, sürekli hayıflanıyorum. Bir yerden yardım geleceğine inanıyorum ama gelmiyor.”

“Sence yardımın gelmemesi senin suçun mu?”

“Hayır. Hak etmediğim için gelmiyor biliyorum.”

“Yani hak ettiğine inanmıyorsun hiçbir şeyi öylemi?”

“Evet. İnanmıyorum, inanmadığım gibi de üzülüyorum. Çok mu umutsuz vakayım?”

“Umutsuz vaka falan değilsin. Aslında hayatına ne çekersen onun sonuçlarını yaşıyorsun.”

“Gerçekten mi?”

“Evet. Üzgünlüğün, isyankârlığın ya da amaçsızca oturman senin seçimin. Dışarıdan gelen bir yardım seni sadece kısa süreli rahatlatır. Asıl büyük adımı kaydedecek olan sensin.

Şimdi gel seninle hayatta yaşadıkların üzerine bir liste yapalım. Kâğıdın bir tarafına olumlu yanlarını diğer tarafına ise olumsuz yanlarını yazmaya başlamalısın. Yazarken dikkatlice düşünmeni istiyorum senden. Olumlu yanlarım da hiç yok deme bana. Düşün ve kendinde beğendin en olumlu davranışları yaz.”

Aradan kısa bir süre geçer.

“Yazdım ama yazarken de kendimi çok rahatlamış hissettim. Meğer ne çok olumlu yanım varmış farkında bile değilmişim.”

“Olumsuz yanlarını düşünmek seni sadece yıpratır ve zamanının boşa geçmesine neden olur. Düşünerek bir şeyleri halledemezsin bunun için bir de çabalaman gerekir. Yaşantında başından geçen olayları bir günlük tutarak yazmayı dene. Hedeflerini, başarılarını, mutsuzluklarını yaz. Eminim yazdıkça çözüm üretmen daha çok kolaylaşacaktır.”

“Söylediklerini uygulayacağım söz veriyorum. Peki, kum saati doldu mu?”

“Hayır. Sen yaşamının farkına vardın artık. Ne yapman gerektiğini çok iyi biliyorsun.

Bana müsaade...”

 

Özlem ÖZTULUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

2009 yılından bu yana kişisel gelişim, kuantum fizik, kuantum düşünce teknikleri, nlp, psikoloji üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster