Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '15

 
Kategori
İnançlar
 

Kur'an'ı Hz.Muhammed yazdıysa bütün bunları nereden biliyordu? (1)

Kur'an'ı Hz.Muhammed yazdıysa bütün bunları nereden biliyordu?   (1)
 

Hz. Muhammed’i peygamber, Kur’an’ı vahiy kitabı olarak kabul etmeyenlerin iddiasına göre, Kur’an’ı, Hz. Muhammed yazmıştır. Diyelim ki, öyledir. O zaman, önce Hz. Muhammed’in içinde yaşadığı topluma, sonra da Kur’an’dan seçilmiş bazı ayetlere bakalım.

Hz. Muhammed ve üyesi bulunduğu toplum derken,

Birbiriyle sürekli savaşan, koruması olmayan güçsüzlerin güçlülerce ezilip, soyulduğu kabilelerden,

Kız çocuklarının diri diri ölüme terk edildiği,

Ölen erkeğin eşlerinin bile, diğer eşyalar ve hayvanlar gibi, oğullarına miras kaldığı,

Kölelerin ve efendilerin olduğu,

Bilgi seviyesi olarak da, göğün direkler üzerinde durduğu, dümdüz bir dünyaya inanan bir Arap kabileler topluluğundan,

Bu topluluğun bir üyesi olan, güvenilir, zeki bir erkeğin (Kur’an 610-632 yılları arasında tamamlandığına göre),

Günümüzden yaklaşık 1400 yıl önce yazdığı öne sürülen bir kitaptan söz ediyoruz.

Kendisinin yazdığı iddia edilen bazı ayetlere bugünkü bilgilerimizle bakarak fikir vermesi için birkaç seçme yaparsak, Hz Muhammet bu kitabında,

 Göğü tutan direklerin olmadığını söylüyor,

“Allah O’dur ki, gökleri direksiz yükseltmiştir; görüyorsunuz onları...”(Ra’d, 87/13, 2)

Dünyanın düz değil yuvarlak olduğunu,

“Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.“ (Naziat, 81/79, 27-32)

Evrenin genişlediğini

“Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç şüphesiz biz, genişleticileriz.” (Zariyat, 67/51, 47-49)

Başlangıçtaki gaz toz karışımın sonradan birbirinden ayrılıp yeryüzünü ve yeryüzünü saran koruyucu bir örtü gibi olan atmosferin oluştuğunu,

“Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi” (Fussilet, 61/41, 11-12)

“O küfre sapanlar görmediler mi ki, gökler ve yer birleşik idi, biz onları ayırdık.“ (Enbiya, 73/21, 30)

“Göğü korunmuş bir tavan yaptık.”(Enbiya, 73/21, 32-33)

Atmosfer dışına ancak yeterli bir donanım ve bilgi sayesinde çıkılabilir olduğunu,

“Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz!.”(Rahman, 89/55, 33-35)

Dünyanın başlangıçta yanan bir gaz-toz karışımıyken, yanan ateşin zamanla küle dönerek soğuması gibi, yüzeyinin soğuyarak yeryüzü toprağını oluşturduğunu, 

“Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün.“(Hac, 88/22, 5)

Zamanın göreceli (rölativ) olduğunu, gerçekte zaman, geçmiş-gelecek diye bir şeyin olmadığı, bize milyar gelen bir zaman diliminin Allah katında göz kırpma süresinden az olduğunu (Dolayısıyla, Kur’an’da yaratılışla ilgili olarak geçen “gün”, 24 saati değil, bir evreyi gösterir. Cennet ve cehennem de zamanın söz konusu olmadığı boyuta ait olduğu için son

“O saate/Dünyanın sonuna ilişkin emirse bir göz açıp yummak gibi hatta ondan da yakındır. “ (Nahl, 70/16, 77)

“Buyurur: Yeryüzünde yıllar sayısında ne kadar kaldınız? Derler ‘Bir gün yahut günün kısmı kadar, sayanlara sor.’ Buyurdu: ‘Sadece birazcık kaldınız." (Müminun, 74/23, 112-115)

 Yeryüzündeki kıtaların hareketli olduğunu ve/veya dünya döndüğü için uzay boşluğunda kara parçalarının hareketli olduğunu, Dünya Güneşin etrafında döndüğü için gölgelerin uzayıp kısaldığını,

“Sen dağlara bakar da onları durgun-donuk görürsün. Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadırlar.” (Neml, 48/27, 88)

“Görmedin mi Rabbini, nasıl uzatmıştır gölgeyi? Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş’i ona delil yapmışız?” (Furkan, 42/25, 45)

Dağların, geç dönemlerde, sert plakalarla birleşirken yumuşak plakaların kıvrılması ile oluşmuş bir çeşit bağlantı ve denge noktaları olduğunu,

“Dağları demir atmış gibi oturttu.“(Naziat, 81/79, 32)

Astronomi, tıp, kimya, fizik vd. tüm alanlarda rakamlarla, formüllerle açıklayabileceğimiz mükemmel düzenin tesadüfen oluşmadığını,

“Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.“ (Yunus, 51/10, 5)

Evreni oluşturanın ışık ve kara madde/enerji değil, karanlığı ve ışığı yaratanın Allah olduğunu,

“O ki gökleri ve yeri yaratmış, karanlıklara ve nura vücut vermiştir. Sonra gerçeği örtenler bunları Rablerine denk tutuyorlar.”(En’am, 55/6, 1)

Güneş, Ay, yıldızların yörüngeleri olduğunu; tüm düzenin insana boyun eğdirilmiş, yani Dünyada yaşamın olması için bütün özelliklere sahip olduğunu,

“Güneş`in Ay`a ulaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmiyor. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.“ (Yasin, 41/36, 38, 40)

“Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı sizin emrinize vermiştir. Yıldızlar da O’nun emriyle bir hizmete boyun eğmiştir. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ibretler vardır. ”(Nahl, 70/16, 12-18)

Ekvatordan kuzeye ve güneye, kutuplar arası sıcak ve soğuk havanın oluşturduğu sürekli rüzgâr kuşaklarının, yeryüzündeki yaşamın varlığı için büyük önemi olduğunu,

“rüzgârların bir düzen içinde yönden yöne çevrilmesinde, gök ve yer arasında bir hizmete     memur edilen bulutlarda, aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.”(Bakara, 92/2, 164)

 
Toplam blog
: 174
: 4451
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..