​ Kurabiye hastanesiyle, pasta hastanesi / Genel Sağlık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '06

 
Kategori
Genel Sağlık
 

Kurabiye hastanesiyle, pasta hastanesi

Kurabiye hastanesiyle, pasta hastanesi
 

Sağlık sektöründe özel hastanelerin ayrı bir yeri var. Son derece gelişmiş teknolojiyle hizmet veren bu hastanelerde tabi ki herşey dört dörtlük değil, olması da beklenemez. Ama beklenmesi gereken, dört dörtlüğe doğru yol alma çabasıdır.

Adını İstanbul'un bir semti ve bir kurabiye çeşidinden alan hastanemiz, sözkonusu semtteki ilk hastanesinden sonra oldukça yayıldı ve muhtelif yerlerde şubeler açtı. Daha ötesi, borsaya kote olan hisseleriyle halka da açıldı. Ama derdimize derman olabiliyor mu tartışılır. Mutlaka çok iyi doktorların olduğu bu hastanede bile, acile gelen ve enfeksiyon teşhisi konan hastanın ateşi, hasta hatırlatmasıyla ölçülebiliyor. Yine bu hastanede, bir doktor nodül için direkt biopsi isterken, aynı hastanenin sevkettiği doktor araya sintigrafi isteği koyabiliyor. Neticede ulaşılan nokta ise yine biopsi, çünkü ilk doktorun önerisi son noktaya bir an önce ulaşmak üzere iyi niyetli. İkinci doktor, konunun uzmanı olduğundan olsa gerek, detay tetkikte fayda görüyor.

Adını bir millet ve bir pasta çeşidinden alan hastanede ise bölümlerde beklerken oturacak sandalye yok. Yanlış anlamayın, kalabalıktan değil, sandalye azlığından. Doktorumuz, randevusunun saatini değiştirmek üzere sekreteri yardımıyla hastasına ulaşıyor. Öğlenki randevunun akşamüstüne alınmasına ses etmeyen hasta, doktorun "saat 5 buçuğu geçirme ama vapuru kaçırıyorum" uyarısına biraz şaşırıyor. Bu şaşkınlık özellikle, hastanenin bankolarına bırakılan "hasta hakları" broşürünü görünce artıyor tabi... Bir çelişki var ki biraz yaman! Sandalye ve randevu erteleme mevzuları hoşgörülür şeyler ama doktorumuz ilaç yazarken, hastasına başka ilaç kullanıp kullanmadığını ve de mide şikayeti olup olmadığını sormuyor. Hasta bilinçli tutumuyla, doktora diğer kullandığı ilaçları söylüyor. İlaç etkileşim sorunu olmadığını öğreniyor ama bilahare yazılan ilacın prospektüsünde, mide-barsak rahatsızlıklarına iyi gelmediğini okuyor. Beş yıl önce mide kanaması geçirmiş hastamız, prospektüsü okuyunca ilacı kullanmamaya karar veriyor.

Bu hastanelerde doktorlar, tetkik istemeden önce hastaya sigortası olup olmadığını soruyorlar. Bu doktorun işi olmamalı çünkü akıllara, sigortası olana farklı, olmayana farklı tetkik mi isteniyor sorusu geliyor. Hastanın maddi güçlüğü/sigorta sorunları varsa zaten doktorla paylaşacak ve bir alternatif soracaktır.

Neticede özel hastanelerdeki yaklaşımların, devlet hastanelerinden daha iyi olmasını beklemek hakkımız. Aslında devlet hastanelerinden de beklemeliyiz tabi ama imkanlar kısıtlı.

Sağlıklı olun ve sağlıklı kalın, sağlığınızı bozmak için çabalamayın.

Not: Bu blogda bahsi geçen doktor ve hasta karakterleri, keşke hayal ürünü olsaydı...

 
Toplam blog
: 66
: 2742
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

MBA değil ama HBA (Herşeyi Bilen Adam) yapmış birisiyim. Hemen her konuda fikrim var ama hiç fikr..